Büyük davaya küçük salon

 Faşist NSU’nun 8’i Türkiyeli, biri Yunanistanlı olmak üzere 9 göçmen esnafı ve bir Alman polisi öldürmesi dolayısıyla açılan dava 17 Nisan’da Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde görülecek dava öncesinde, yer sorunu ortaya çıktı. Başta Almanya olmak üzere dünya kamuoyunun dikkatlerinin üzerinde olduğu dava için sadece 100 kişilik salon ayıran Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi, kurbanların aileleri ve bazı basın organlarından başka kimseyi içeriye almayacağına karar verdi. Davayı izlemek için mahkemeye başvuran Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu üyeleri ve TC Berlin Büyükelçisi Karslıoğlu’na yer verilmedi. Böylece dava başlamadan tartışması başlamış oldu.

Sanıklardan bir tek Beate Zschäpe’nin hazır bulunacağı davanın kamuoyuna açık olması konusunda yapılan açıklamalara olumsuz yanıt veren Mahkeme Başkanı Manfred Götzl, Türkiye Büyükelçisi için özel bir düzenleme yapmasının söz konusu olmadığını ifade etti.

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi gazeteciler ve davayı izlemek isteyenler için de 50’şer koltuk ayrılması planlanıyor. Bunun yanı sıra, “koltuk rezervasyonu” yapılmasının duruşmanın kamuya açık olma prensibini ihlâl edebileceğini, bunun da davanın temyize götürülmesi için bir neden oluşturabileceğini bildirdi.

Mahkeme başkanı, yabancı ülke temsilcilerinin davayı izlemesine de sıcak bakmıyor.

Ancak, 1986’da Berlin’de “La Belle” diskoteğinde yapılan saldırı sonrasında üç kişinin hayatını kaybetmesi üzerine açılan davayı pek çok ülkenin temsilcisi yerinde izlemişti. Bu nedenle, yabancı temsilciliklerin davaları izlemesi konusunda her hangi bir yasal engel bulunmuyor.

Uluslararası kamuoyunun dikkatlerinin üzerinde olduğu dava için küçük bir salonu ayıran mahkeme kararı, eleştirilerin yanı sıra bir çok kurum ve politikacı tarafından tepkiyle karşılandı. Federal Parlamento Araştırma Komisyonu Başkanı Sebastian Edathy, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, mahkemenin kararına tepki göstererek, bu durumu komisyon üyelerine ileteceğini duyurdu.

 

THÜRINGEN’DE BÜYÜK HATALAR YAPILDI

Öte yandan NSU cinayetlerini araştırmak üzere Thüningen Eyaleti’nde kurulan araştırma komisyonu ara raporunu açıkladı. 550 sayfalık ara raporu açıklayan Komisyon Başkanı Dorothea Marx, 1990’lı yıllarda Thüringen Eyaleti’nde ırkçı örgütlerle mücadele konusunda büyük hataların yapıldığını tespit ettiklerini söyledi. İstihbarat elemanlarının ırkçı örgütler içerisine konulduğu, ancak buna rağmen bu elamanların bir kısmının, NPD yöneticisi Tino Brandt’ın yaptığı gibi eylemlere katıldığını tespit ettiklerini belirten Marx, bu ajanların bölgedeki Neonazileri radikalleştirdiğine dikkat çekti.

Marx, istihbarat örgütünün eyalette hata yaptığını ifade ederken, Sol Parti buna karşı çıkarak istihbaratın suçlu olduğunu belirtip, hazırlanan rapora onay vermedi. Sol Parti adına komisyonda yer alan Martina Renner yaptığı açıklamada, ortaya çıkan belgelerin istihbarat örgütünün bilinçli olarak sola karşı sağı desteklediğini ortaya koyduğunu ifade etti.

CDU ve SPD ise istihbarat örgütüyle ırkçı guruplar arasında bir işbirliğinden söz edilemeyeceğini ileri sürdü. Yeşiller adına komisyonda yer alan Dirk Adams ise, komisyon çalışmaları sırasında yargı, polis ve istihbarat tarafından yapılan hatalar karşısında şok olduğunu belirtti. Ara rapor meclis tarafından da ele alınacak.

Bilindiği gibi, göçmen esnafları katleden NSU terör örgütü, asıl olarak bu eyalette kurduğu bağlantılar üzerinden cinayetler işlemişti. (YH)