Çalışma koşulları sağlıksız!

balance zwischen Zeit und Arbeit

Almanya’da, emekçilerin hastalanma oranında artış yaşanıyor. Hastalık sigortası AOK’ya bağlı bilimsel araştırma enstitüsü WıdO’nun Almanya’nın 50 büyük ilinde, AOK’ya sigortalı 1,3 milyon işletmede çalışan yaklaşık 11 milyon emekçi arasında yaptığı araştırma sonucuna göre, 2012 yılında yüzde 4,9 ile hastalık istirahatına ayrılanların oranında bir önceki yıla göre artış yaşandı.

Raporda dikkat çeken ise bölgeler ve iller arasındaki büyük farklılık oranı. Sanayide çalışan işçiler daha sık hastalanıp daha uzun istirahat raporu alırken, hizmet sektörü ağırlıklı işletmelerde çalışanlar daha az hastalanıyorlar. Klasik endüstri bölgesi olan Ruhr bölgesinde yer alan Dortmund, Bochum, Duisburg ve Gelsenkirchen ve diğerlerinin yanısıra, kuzeyde Kiel ve güneyde Mannheim ve Ludwigshafen gibi illerde yıl boyu rapor alanların ortalaması 20 günün üzerinde seyrederken, Augsburg, München, Freiburg, Dresden gibi daha çok hizmet işkollarının yoğun olduğu illerde ise hastalık günü ortalaması 15 günün altında olduğu tespit edildi.

Gelsenkirchen’de çalışan işçiler yılboyu ortalamasında 23,5 gün hastalık izni ile Almanya’nın en üst sırasında yer alırken, en düşük olarak ise ortalama hastalık izni 13,8 gün ile Dresden ilinde.

Raporda, 2012 yılı içerisinde toplam 153 milyon hastalık izin günü kayıt edilirken, en çok hastalık izni yüzde olarak, kemik ve kas rahatsızlığı (22,9 ), akut yaralanmalar (11,8 ), solunum rahatsızlığı (11,4 ) ve psikolojik rahatsızlık (10,1 ) nedenleri ile alınmış. Gelsenkirchen’de çalışanların her dört kişiden biri (yüzde 25,1) kas ve kemik rahatsızlığından dolayı hastalık iznine ayrılmış, Dresden’de bu oran her beş kişinin altında ( yüzde 18,5). Buna karşılık Dresden’de psikolojik nedenlerden dolayı hastalık iznine ayrılanların oranı (13,4), Gelsenkirchen’de çalışanlara oranla (yüzde 10,8) daha fazla. Yine dikkat çeken, 1994 yılından bu yana en fazla artış gösteren ve uzun süren rahatsızlığın yüzde 120 artış ile psikolojik hastalıkların olması. Diğer tüm hastalıklarda izin süre ortalaması 11,8 gün iken psikolojik rahatsızlıkta bu 24,9 gün ile başı çekmesi.

 

EN FAZLA HASTALIK KOL GÜCÜYLE ÇALIŞANLARDA

Mesleklere göre, örneğin bakım ve arıtma işleri, endüstride döküm işleri, otobüs ve tramvay sürücüleri ya da hastabakıcılık işlerinde çalışanlar, işin ağırlığı ve yoğunlundan kaynaklı en çok hasta olanlar. WıdO İkinci Başkanı Helmut Schröder yaptığı açıklamada ‘Kol ve kas gücünün daha fazla ihtiyaç olduğu mesleklerde, işin ağırlığı ve sayısız iş kazalarından dolayı bu alanda çalışan işçiler daha fazla hastalık iznine ayrılıyor, akademisyenlerin ağırlıkta olduğu hizmet branşlarında, banka ve sigorta işlerinde çalışanlar daha az hasta oluyorlar. İşçiler, büroda hizmet işinde çalışanlardan daha fazla etkileniyor’ dedi. Hastalanma faktörleri olarak, hastalanmanın sıklığı ve uzunluğunun, hastalığın kendisi/biçimi olduğu kadar, yaş, cinsiyet ve mesleğin kendisinin de belirleyici olduğu sonucu çıkarılıyor.

 

ÇALIŞMA KOŞULLARININ BELGESİ!

2012 yılını içeren raporu haberini veren bazı medya kuruluşları, daha önceki yıla nazaran hastalık iznine çıkanlarda bir artışın olduğu, AOK da sigortalı çalışanların toplamının her gün ortalama yüzde 4,9 nun hastalık iznine ayrıldğını ama 15 yıl önce yüzde 5 üstü oranların normal seyir olduğu ile kıyaslanırsa (60 lı yıllarda bu oran yüzde 6 üstü), durumun aslında iyi ve sevindirici olduğunu da belirtiyor.

Kriz yılı olarak bilinen 2007 yılında işçi ve emekçilerde hastalık iznine ayrılma oranı rekor düşüş yaşamıştı ( yüzde 3,2). O dönem açıklama yapan Almanya İşverenler Birliği, ‘Hastalık nedeni ile işe gelmemede yaşanan rekor düşüş, Almanya’da çalışma koşullarının belgesidir’ demişti.

 

HER İKİ HASTADAN BİRİ İŞE GİDİYOR

Geçen hafta gazetemizde yer alan vardiyalar, gece işi ve mesailerdeki artış konulu haberde de belirttiğimiz gibi, çalışma koşullarının giderek zorlaştırıldığı, esneklik, daha hızlı ve fazla işin dayatıldığı, birçok hakkın budanarak işsizlik tehdidi, güvencesiz ve taşeron işçiliğinin arttığı günümüzde, işçi ve emekçilerin işyerini kaybetme ve daha az ücret alma korkusu ile hasta olsalar da işe gittikleri biliniyor, -AOK tarafından 2007 yılında yapılan bir araştırma sonucunda hastalanan her üç işçiden biri doktorunun tavsiyesine rağmen hastalık izninden yararlanmayarak işbaşı yapıyor, bu oran çıkış planı olan işletmede çalışanlarda yüzde 79,8. Yine Federal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü tarafından 2011-12 yılları arasında 20 bin emekçi üzerinde yaptığı araştırma göre her iki kişiden birinin hasta olsa da işe gittiği yer alıyor. Bu gerçeklikten yola çıkarsak aslında hasta olma ile hastalık iznine ayrılma arasında büyük bir orantısızlığında olduğunu görebiliriz. Tabi ki işveren camiası ve bunlara sözcülük yapan medyası açısından durum sevindiricidir.

 

ÇALIŞMA KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN!

Almanya’da sendikalar (başta IG-Metall) uzun bir süredir ‘Gute Arbeit’ (iyi iş) başlığı altında işyerlerinde yaşanan esnek, sağlıksız, hızlı çalışma gibi kısaca olumsuz iş koşullarına, 67 olan emeklik yaşının düşürülmesine, düşük ücretli güvencesiz işlere karşı kampanyalar örgütlüyor.

Muhalif sendikacıların Almanya’da yerelde ve ülke genelinde oluşturdukları inisiyatifler, sendikaların tüm kampanya ve girişimlerinin arkasında durması için çabalarının yanı sıra taşeron işletmelerle DGB Sendikası’nın TİS anlaşmasının uzatılmaması ve feshi, taşeron işçiliğinin yasaklanması, çalışma saatlerinin düşürülmesi, asgari ücret v.b. taleplerle çalışmalar ve eylemler düzenliyor.

Son haftalarda değişik bilim insanları, sendikacıları ve bir takım siyasetçiler tarafından gündeme getirilen haftalık çalışma sürelerinin tam ücret ve personel karşılığı 30 saate düşürülmesi talebi de çalışma koşullarının iyileştirilmesi için değerlendirilebilir.

35 saatlik çalışma haftasının her yerde uygulanması başta olmak üzere esnek çalışma modellerini sınırlanması, hafta sonlarının çalışanların kendisine (serbest) kalması, fazla mesailerin sınırlanması ve kaçınılmaz olan yerlerde fazla mesai zamlarının yükseltilmesi gibi talepler ileri sürülmeli.

 

Bülent Bozkurt