Sadece Türkiyeli çocuklar için koruyucu aileye ihtiyaçımız yok

0101jugendamt2

Köln Gençlik Dairesi Müdür Başkan Yardımcısı Klaus-Peter Völlmecker, gençlik daireleri tarafından bakımları üstlenen göçmen gençlerin durumu ve koruyucu aile tartışmaları hakkında gazetemizin sorularını yanıtladı.

 

Sayın Völlmecker, son zamanlarda hem Türkiye basını hem de Türkiye hükümeti Almanya’daki Türkiyeli çocukların ailelerinden alınarak Hıristiyan ailelere verdiğini iddia ediyor. Alman gençlik daireleri hangi durumda çocuklarını ailelerinden alıyor?

Almanya’da gençlik daireleri, Çocuk ve Gençlik Koruma Yasası çerçevesinde görev yapıyorlar. Bu yasa, gençlik dairelerine sorunlar olduğu durumlarda öncelikli olarak ailelere yardım etme görevi veriyor. Yani, asıl amaç çocukların ailelerinin yanında kalmasını sağlamak. Aşırı derecede zor durumda olan, çocuklarına bakamayan ailelerin çocuklarını gençlik dairesinin alma yetkisi bulunuyor. Ancak bunun için öncelikli olarak Aile Mahkemesi’nin kararı gerekiyor. Yani gençlik dairesi tek başına karar vermiyor. Mahkemede aileler gerekli savunmaları yapıyor. Gençlik dairesi de çocuğun neden ailesinden alınması gerektiğini ifade ediyor. Bunun için bütün iddialarını kanıtlaması gerekiyor. Bütün bunlardan sonra Aile Mahkemesi, çocuğun ailesinde kalıp kalmayacağına karar veriyor. Bu nedenle ileri sürüldüğü gibi çocukların ailelerinden keyfi bir şekilde alması kesinlikle mümkün değildir.

 

Köln’de şu anda gençlik dairesi kaç çocuğa bakıyor? Bunların kaçı göçmen ve Türkiye kökenli?

Şu anda yaklaşık 7 bin aile bizden doğrudan yardım alıyor. Bunların dışında ailenin dışında bakımını üstlendiğimiz çocuklar da var. Bunların bir kısmı koruyucu ailenin yanında bir kısmı da gençlik yurtlarında kalıyor. Bizim tercihimiz biraz önce de söylediğim gibi çocukları ailelerinden almadan yardımda bulunmak. Bunu başaramadığımız durumda çocuklar için koruyucu aile arayışına giriyoruz.

 

Şu anda koruyucu aile yanında olan kaç çocuk var?

Köln’de şu anda 600-700 çocuk koruyucu aile yanında kalıyor. Son tartışmalarla birlikte bunların kaçının Türkiye kökenli olduğunu da araştırdık. Elde ettiğimiz verilere göre bu yıl içinde bir Türkiye kökenli Müslüman çocuk Hıristiyan bakıcı aileye, bir Hıristiyan çocuk da Müslüman bakıcı aileye verilmiş. Yani ortada bir “pat” durumu var. Türkiyeli ailelerden alınmasına karar verilen 60 çocuğun bakımını yine çocuğun teyzesi, amcası, abisi veya ablasına verildi. Böylece çocuklar aile içinde kalmaya devam ediyor. “Koruyucu akraba” dediğimiz bu model bizim için de en iyi yol.

 

Çocukların ailelerinden alınmasının ailelerin geldiği kökenle bir ilişkisi var mı?

Kesinlikle yok. Köln’de 180 değişik milletten insan yaşıyor. Bütün uluslardan aileler bize geliyor, yardım talebinde bulunuyor. Biz de çalışmamızı yaparken geldiği ulusu gözetmeden yapıyoruz. Çünkü bizim için bütün aileler eşittir. Bu nedenle ırk, milliyet, din, cinsiyet ayrımı yapmıyoruz. Bugün yaşanan sorunlar her ulustan bir ailede meydana gelebilecek sorunlardır.

Psikolojik ya da fiziksel hastalığı olan aileler genellikle çocuklarıyla ilgilenecek durumda değiller. Yine alkol, uyuşturucu, ev içi şiddet gibi sorunlardan ötürü çocukların gündeme gelmesi söz konusu oluyor. Dediğim gibi bu sorunların hiç birisi ailenin mensubu olduğu kökenle alakalı değil.

 

Çocukların ailelerinden alınmasında sosyal sorunlar, kuşaklar arası çatışma ne kadar rol oynuyor?

Büyük bir rol oynuyor. Prensip olarak çocukları alınan aileleri iki kategoriye ayırıyoruz. Birincisi küçük çocuklarına bakamayan aileler. Henüz okula ya da kreşe gidemeyen bu çocuklara bakmak önceliklerimiz arasında. İkinci kategoride ise biraz daha büyük olan çocuklar yer alıyor. Bu çocuklar da aile içinde yaşanan sorunlardan ötürü okula gitmeyi reddediyor, kriminal olaylara karışıyor. Bunlarla ilgilenirken de artık büyüyen bu gençlerle nasıl ilgilenebilecekleri hakkında sürekli aileye yardımcı olabileceğimizi düşünüyoruz.

 

Türkiye hükümeti ve basını sıkça yaşanan soruna çözüm olarak “koruyucu Türk ailesi”ni gösteriyor. Siz gençlik dairesi olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Köln’de koruyucu Türk ailesi var mı?

Şu anda koruyucu aileye verdiğimiz 600 çocuktan çok azı Türkiye kökenli koruyucu ailenin yanında kalıyor. Şunu söyleyebilirim ki, bizim özel olarak sadece Türk çocukları için Türk bakıcı aileye ihtiyacımız yok. Bizim farklı uluslardan çocuklara koruyuculuk yapabilecek ailelere ise ihtiyacımız var.

 

Peki o zaman yapılan bunca yayını, açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye tarafı daha çok üçüncü kişiler üzerinden aldığı bilgilerden yola çıkarak hareket ediyor. Sayılar ortada. Aynı şey tek taraflı olarak haberler yapan basın mensupları için de geçerli. Soruları olduğunda doğrudan bizlerle irtibata geçip bilgi alabilirler. Elimizdeki bilgi ve belgeleri onlarla paylaşmaya hazırız. Türkiye kökenli aileler ve gençlere önerim de, bize olan güvenlerini devam ettirsinler. Çünkü bizim görevimiz onlara yardımcı olmaktır, çocuklarını ellerinden almak değil.

 

 YÜCEL ÖZDEMİR

 

Göröz Ailesi’nin evi yaşanılacak gibi değildi

 

Türkçe basın bir süre önce Köln’de Göröz Ailesi’nin üç çocuğunun gençlik dairesi tarafından keyfi bir şekilde alındığını yazdı. Bu olayda gerçek neydi? Neden çocukları aileden ayırdınız?

Bu somut olayda basının bizi arayıp, bizim cephemizden gelişmeleri aktarmamasına üzüldük. Bu nedenle sizin bu konuyu gündeme getirmeniz iyi oldu. Üçüncü kişilerden ailenin durumu hakkında bize bilgi geldi. Ailenin konut durumu gerçekten çok kötüydü. Yaptığımız incelemede içinde yaşanması zor, nemli, pis bir evle karşılaştık. Gerçekten hiç bir çocuğun, yetişkinin kalabileceği bir yer değildi. Bu konuda elimizde yeteri kadar belge ve fotoğraf var. Görevimiz çocukları korumak olduğundan, bu durumda onların evden alınmasına karar verildi. Aileye de uygun bir ev buldukları taktirde çocukları yanlarına alabileceklerini söyledik.

 

Ama sorun bugüne kadar halen çözülebilmiş değil…

Bilebildiğim kadarıyla, aile hala ev arıyor. Aile geçici bir çözüm de bulabilmiş değil.

 

‘Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın’

‘Küçük Yunus’ konusunda yaşanan tartışmalarla ilgili olarak bir açıklama yapan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Genel Başkanı Nuri Karabulut, “Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın. Bazı medya kuruluşlarının etik olmayan yayınları kabul edilemez. Bu tür haberler toplumda ikilik yaratmaktadır. Türk kökenli koruyucu aile yerine sorunun nedeni üzerinde durulmalı. Soruna köklü çözüm üretilmeli” dedi.

Konuyla ilgili bazı yayın organlarında çıkan haberlerin toplumda kaygı yaratığına dikkat çeken Karabulut, “Hollanda’da ‘Küçük Yunus’ ile ilgili tartışma giderek şiddetleniyor. Bu tartışmaya bir süredir yer veren Türk medyası, Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Türk çocuklarını ailelerinden alıp Hıristiyan ve eşcinsel ailelere verdiğini ileri sürüyor. Çocukların bu şekilde kendi Türk kimliklerini kaybettikleri savunuluyor. Medya ve Türk politikacılara göre bu çocuklar kurtarılmalı. Konu, Başbakan Erdoğan’ın resmi ziyaretinde de gündem yapıldı. Medyaya göre Başbakan Erdoğan 21 Mart’ta Hollanda’ya küçük Yunus’u almak için geldi. Bu tek taraflı ve gerçeklerle bağdaşmayan haberler Çocuk Esirgeme Kurumu’nun nasıl çalıştığı konusunda yeterince bilgiye sahip olmayan çok sayıda Türk kökenli göçmende haklı olarak kaygı yaratıyor” ifadesini kullandı.

 

SORUNUN ASIL NEDENİ 
Sorunun asıl nedenleri üzerinde durulmadığını belirterek, Türk ve Müslüman koruyucu aile sayısının artmasının soruna çözüm olarak görüldüğünü vurgulayan Karabulut, “Bir çocuğun neden koruyucu aileye verildiği konusu üzerinde durulmuyor. Çocuğun neden evden alındığı değil, çocuğun Hıristiyan ya da eşcinsel bir koruyucu aileye verilmesi mesele olarak  gösteriliyor. Türk ve Müslüman koruyucu aile sayısının artması soruna çözüm olarak görülüyor. Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bazen hata yaptığı herkes tarafından biliniyor. Ancak bu hatalar Türk kökenli çocuklarla sınırlı değil. Türk kökenli koruyucu aile yerine sorunun nedeni üzerinde durulmalı. Soruna köklü çözüm üretilmeli. Türk kökenli koruyucu aile sayısının artması evinden alınan çocuk sayısını düşürmeyecektir”  diye kaydetti. (Amsterdam YH)