Kurgulanmış bir tehlike: Selefiler

Radikal İslamcı tarikatlardan Selefiler, Almanya’da gündemden düşmek bilmiyor. Hükümet ve medya tarafından sık sık gündeme getirilen ve Almanya için büyük bir tehlike olarak gösterilen Selefiler, şimdi de ırkçı Pro-NRW liderine suikast hazırlığı yapmakla suçlanıyorlar.

Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyalet emniyet yetkilileri, ırkçı Pro-NRW hareketinin lideri Markus Beisicht’e suikast yapacakları iddiasıyla Selefiler’e karşı operasyon düzenledi. Leverkusen, Essen ve Bonn’da yapılan operasyonlar sonucunda gözaltına alınan 4 Selefi mahkeme tarafından tutuklandı. Polis baskınlarda Selefilere ait silah ve patlayıcı bulunduğunu öne sürdü. Aynı günlerde Hessen Eyaleti’nde de Selefiler’e yönelik kapsamlı bir operasyon yapılarak, birçok ev ve derneğe baskınlar yapıldı.

YETKİLİLER: ‘BÜYÜK TEHDİT VAR’

İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich de operasyonlarla ilgili bir açıklama yaparak Selefilerle bağlantılı olan dört derneğin faaliyetlerinin yasaklandığını bildirdi. Bakan, yasaklamanın gerekçesini ise “barışçıl Müslümanları korumak” ve “ bu derneklerin Almanya’daki özgür demokratik düzenle bağdaşmaması” olarak açıkladı.

Selefilerle ilgili bir açıklama da Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-Georg Maassen’den geldi. Selefilerden kaynaklanan tehlikenin arttığına dikkat çeken Maasen, yapılan operasyonları “Almanya’nın güvenliği için iyi bir gün” olarak yorumladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti İçişleri Bakanı Ralf Jäger, radikal Selefîlerin oluşturduğu tehdidin yetkili makamlar tarafından çok ciddiye alındığını vurguladı. Bakan, Pro NRW partisinin kasıtlı olarak yabancı düşmanlığını kışkırttığını belirtirken, bunun Selefîlerin şiddet içeren eylemlerine gerekçe gösterilemeyeceğini ifade etti.

Selefilerle ilgili son günlerde ortaya atılan bir diğer iddia da, geçtiğimiz aylarda Bonn’da tren garında bulunduğu öne sürülen bombalı valizin Selefiler’e ait olabileceği. Bu olay önce ırkçı grupların işi olarak tahmin ediliyordu.

 

TEZGAH MI TEHLİKE Mİ?

Selefiler ilk kez tartışma konusu olmuyor. Son iki yıldır gerek yetkili makamlar gerekse medya, sistemli bir şekilde Selefiler’i konu ediniyor, halkın nasıl bir tehlike altında olduğunu işliyor.

İslam’ı, ilk çıkış dönemindeki tarzıyla günümüzde sürdürmek isteyen bu tarikat da, adeta kendine biçilen ‘siyasi korkuluk’ misyonuna hizmet etmek için elinden geleni esirgemiyor. Gerek uç noktadaki eylemleri gerek kılık kıyafetiyle, halk arasında kuşku ve endişe yaratacak provokatif eylemlerden geri durmuyor.

Standlar açıp bedava Kur’an-ı Kerim dağıtarak seslerini duyuran Selefiler, Hz Muhammed karikatürleri üzerinden kışkırtıcı eylemler yapan ırkçılara karşı yapılan eylemlerde polisle çatışarak adından söz ettirmişti.

Bir iki yıldır, toplum, biri ırkçı-faşist diğeri radikal İslamcı iki figüranın rol aldığı eylemlerle korkutulmaya, önyargılar körüklenmeye çalışılıyor. Selefiler konusunun sistematik olarak gündemde tutuluşu, abartılı bir biçimde kamuoyuna sunuluşu dikkate alındığında, resmi ve siyasi makamların “Selefiler’den kaynaklı tehlikeyi” çözmekten öte bu tehlikeyi siyasi bir enstrüman olarak kullanmaya çalıştıklarına işaret ediyor. Almanya gibi bir polis devletinin istese Selefiler’e bir adım dahi attırmayacağı açıktır ve halihazırdaki Selefi gruplarının içinde devlet adına çalışma yapan birçok ajan olduğu kuvvetle ihtimal dahilindedir. Yani yaşanan tabloya baktığımızda, varolduğu iddia edilen tehdidi ortadan kaldırmaktan çok bu tehlikeyi canlı tutup, alabildiğine abartarak onu bir iç politika malzemesi olarak kullandıklarını söylemek zorlama bir yorum olmayacaktır.

Peki Almanya’da devlet ve siyasi yöneticiler neden böyle bir yol izlemekteler? Ülke içindeki Müslüman kuruluş, örgüt ve akımlara bir ayar vermek; Müslüman kökenli topluluk içinde radikal hareketlere kaymayı sınırlamak; bu topluluğun kendi çizdiği sınırlar ve standartlar içinde hareket etmesini sağlamak gibi hedeflerin öne çıktığını söyleyebiliriz. Tabii bu politika ve hedefler salt Almanya için geçerli değil. Başta ABD ve diğer Avrupalı emperyalist güçler, 11 Eylül’den sonra dini kutuplaşma ve radikal İslam tehlikesini öne çıkaran bir propagandaya koyulmuş, Ortadoğu ve Asya’da yapacakları emperyalist müdahalelere kamuoyunda meşruluk kazandırmaya yönelmişlerdi.

Bu açıdan ele alındığında Selefiler, Almanya’da bu planı uygulayan güçler açısından oldukça elverişli bir araç. İlkel, tehlikeli ve gözü dönmüş bir grup olarak resmedilen ve bu fotoğrafın hakkını veren Selefiler’den daha etkili bir aracı bulmak kolay değil çünkü. Tabii bu arada kutuplaştırma planının bir diğer ayağını da ırkçı-faşist örgütler oluşturuyor. Biri İslam’a küfür ettirilirken, diğeri onu savunmak adına serseri mayın gibi ortalığa seriliyor…