Almanya’da işçi sınıfı hareketi tarihinden kesitler

alman isci sinifi

Tarih bir anlamda; doğru ile yanlışın, haklı ile haksızın ayrımını, sömüren ile sömürülenin mücadalesini ve bu mücadelenin birikimi ve ilerlemesini anlatır bizlere. Ve her tarihsel olaya kendi dönemi, koşulları ve özellikleri içinde bakmak bizi daha isabetli sonuçlara götürür.

Gerek uzak gerekse de yakın tarihte öyle olaylar vardır ki, unutulması mümkün olmadığı gibi birçok yanıyla öğretici olma özelliğini hala korumaya devam eder. İşçilerin hak alma ve sosyalizm mücadelesinin en önemli ayaklarından biri olan Almanya işçi hareketi tarihi de unutulmayacak ve nice öğretici derslerle dolu olan bir tarihtir.

Mannheim kentindeki Teknik Müzesi (Tecknomuseum) de bu gerçeği ortaya koyan bir sergiye ev sahipliği yapıyor bugünlerde: „Emek hareketi tarihinden 150 yıl (1863-2013)“.

Bir süre önce ziyarete açılan serginin 1863 yılını başlangıç olarak kabul etmesinin nedeni, bu tarihin, Genel Alman İşçiler Birliği’nin kuruluş yılı olması. Kimisi orjinal kimisi ise kopya olan yüzlerce obje ile en ağır şartlarda en kötü koşullarda çalışmaya mahkum edilenlerin gerçek dünyalarında yaşadıklarını kızıla çalan ışığın aydınlığında bir bir okuyoruz. Tekstil, metal, maden… tüm iş kollarında çalışma süresi 16 saati buluyor. İşçiler 16 saat çalışıyor olmalarına rağmen geçimlerini sürdürmelerine yetecek ücret almadıklarından, ancak çoluk-çocuk ailece çalışarak karınlarını doyurabiliyorlar. Böylesi koşullarda iş saatlerinin düşürülmesi en acil talep oluyor. Bunu her yerde görebiliyoruz. Çalışma sattlerinin kısatılması için 1889’da doksan bin madenci greve çıkınca dönemin papası XIII Leo ve Kaiser Wilhelm II devreye girerek işçilere eylemlerine son vermelerini ister…

Sergi sayesinde, ilk dönem kurulan zanatkarlar ve işçi derneklerinden, sendikalara ve siyasi partilere işçi sınıfının  özgürlük, eşitlik, adalet, barış ve sosyalizm için nasıl bir mücadele verdiği konusunda kısa ama bilgi dolu bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Hınca hınç dolup taşan işçi derneklerinde devam eden hareretli tartışmalar, sosyalist eğitim ve demokrasi okulu işlevini de görür. Serginin bir kez daha altını çizdiği gerçeklerden biri, emeğin yaratıcılığının ortaya neler çıkarabildiği olurken ve bir başka önemli mesajı da, işçilerin gücünün birlikten geldiği olur.

Sergi salonuna adım atar atmaz hemen eski bir matbayla karşılaşılıyor. Sanki daha yeni baskıdan çıkmış havası veren 1 Mayıs ve 10 saatlik işgünü bildirisi adeta insana işçinin dünyasına hoş geldiniz havası veriyor.  1871’de Paris Komünü yenildikten sonra tüm gözler bu kez Almanya’ya çevrilmişti ve  Manifesto, proleterlerin elinde kızıl bir bayrak misali dalgalanıp duruyordu. O yılların tüm afiş, bildiri ve kartlarında güneş olarak yansıtılan sosyalizm için verilen mücadeley,  doğası gereği işçiler bölük bölük katılıyordu. İşte Almanya işçi sınıfı kaptanlarından August Bebel bir gemide, gözleri ufuklardaki özgürlük güneşine bakıyor. Bu küçük tablo aslında çok şey anlatıyor.

Bir iki adım ileride müze rehberi, kalabalık bir öğrenci grubuna, zincire vurulmuş Prometheus’un hikayesini yüksek sesle anlatıyor. Öğrenciler bir yanda rehberi dinliyor diğer yanda genç yaşın vermiş olduğu heyecanla sergiyi ilgiyle incelerken öğrenmeye olan hevesleriyle defterlerine not alıyorlar.

Sergide kimi belgeler çarkların içine yerleştirilerek ayrı bir renk verilmiş. Kadın ve Sosyalizm bölümü, çalışma saatlerinin kısatılmasını talep eden çağrılar, savaşa karşı bildiriler, işçi önderlerinin değişik ebatlardaki afiş ve fotoğrafları önünde santim santim ilerliyoruz. Sosyalist kadın hareketi önderlerinden Clara Zetkin’nin 1901’de çekilmiş bir resmi ve 22 haftadır büyük bir kararlılıkla on saatlik iş günü talebiyle greve çıkan bir grup kadın işçinin fotoğrafını sevinçle inceliyoruz. Birinci emperyalist paylaşım savaşı öncesi Almanya’da güçlü bir işçi sınıfı hareketi söz konusu. Dişe diş sürdürülen bir sınıf mücadelesinde kurulan cumhuriyetler ve barikatlar, sadece Ruhr bölgesinde greve çıkan 250 bin işçi…

Ve işte dünyayı sarmalayan zincirlere güçlü kollarıyla çekiç sallayan işçiyi yansıtan 1919 tarihli o meşhur enternasyonal afişi. Alman edebiyatının seçkin isimlerinden Henrich Heine, Fransa devrim tarihini yansıtan gazeteler için ‘kağıda sarılmış güneş ışınları’ diyordu. Kuşkusuz bu güzel söz dünyanın her yanında gerçeklerin işçilere ulaşmasını sağlayan her yazı ve yayın için söylenebilir. Liebknecht’in serbest bırakılması için işçileri gösterilere çağıran illegal bir duvar gazetesini, „kan emicilere ölüm-yaşasın işçi sınıfı“, „hiç kimse başkasının kölesi olmayana kadar“, „çalışma tüm insanların hakkı“ afişlerindeki yazılanları satır satır okuyoruz…

Almanya işçi hareketi tarihinde kanlı bir dönem olan Hitler faşizmi dönemi birçok eksiğiyle de olsa sergide yer verilen dönemlerden biri. Sosyal Demokrat Parti SPD’nin faşizmin ayak seslerinin geldiği dönemler çıkarmış olduğu seçim afişindeki; „Komünistleri seçen-Faşizmi seçmiş olur“ ifadesinin önünde irkiliyoruz. İsmi Sosyal Demokrat olan bir parti nasıl olur da bu kadar iğrençleşir diye söyleniyoruz.

Emeğin tarihinden 150i yıllık dönemi anlatan sergi 1945 sonrası örgütlenme ve sendikal, demokratik çalışmaları da kapsıyor. Barış ve Anti Atom Hareketi, Yeşiller’in ortaya çıkışı gib toplumsal hareketlenmelerden kesitler de unutulmamış. Faşizm yenilgiye uğramış dünyada barış ve demokrasi rüzgarları esmekte, ancak buna rağmen KPD’ye karşı bir sürek avı sözkonusudur. „KPD’nin kapatılmasına sessiz kalırsan sıra; SPD ve DGB’ye gelir“ afişi dün görülmeyenin, bugün görülmesini ister.

Kuşkusuz işçi hareketi gerçekten hızlı denecek bir gelişme gösterdi. Yendi, iktidarlar elde etti ve geçici olarak yenildi.. Çalışma saatlerinin 16 saatten 7 saate düşürülmesi vb. gibi bir çok hak elde etmiş olsa da, mücadele değişik biçimlerde hala devam ediyor. Onlar kurtarıcı beklemiyor, hakları, gelecekleri için ve kendileriyle birlikte bütün insanlığı kurtarmak adına düşe kalka ilerliyorlar. Ve her geçen gün kurtuluşun kendi ellerinde olduğu gerçeğini daha iyi farkediyorlar. Sergi de, bir nebze bile olsa bu bilincin oluşmasına hizmet ediyor. İşçi sınıfı hareketi tarihi sergisi olur da; Marx, Engels, Lassalle, Kautsky, Lenin, Rosa Luxemburg, Thelmann… ile ilgili belge olmaz mı!

Sergide maden işçilerin değişik aletlerinden, tekstil ve dikiş makinalarına, dernek bayraklarından Komünist Manifesto duyurusuna kadar değerli objeler bulunmakta.

Dünün mücadele ve örgütlenme deneylerinde, emeğin tarihinden öğrenmek isteyenlerin,Ağustos ayına kadar açık olan bu anlamlı sergiyi mutlaka görmelerini öneririz.