Menajer maaşları ve adil paylaşım

ARA SIRA
ÖZLEM ALEV DEMİREL

İsviçre’de yapılan halk oylamasından, menajer maaşlarının sınırlandırılmasına ‚Evet‘ sonucu çıkmasının ardından, Almanya’da da, neyin adil ve menajerlerin kendi ceplerini düşünmelerinin ne kadar utanmaz bir yaklaşım olduğu eksenli bir tartışma başladı. İsviçre’deki referandumdan çıkan somut sonuca göre, menajerlere ödenecek yıllık ücretleri bugüne kadar olduğu gibi denetleme kurulları değil, hissedarlar belirleyecek. Ayrıca göreve yeni başlayanlara ya da görevden ayrılanlara ödenecek bir defalık primler de yasaklanıyor. Yanısıra, firma alım-satımlarında ödenen primler de ortadan kalkıyor. Bu yasal düzenlemelerin ihlali halinde üç yıla varan hapis ve yüksek para cezaları verilecek.

Menajerlere ödenen fahiş ücretler derin öfkeye yol açıyor. Örneğin Almanya’da en fazla ücret alan VW Patronu Martin Winterkorn sadece 2011 yılında 17 milyon Euro aldı. Bu parayı doğru dürüst harcayamayacağı bir yana, Hartz IV yardımı alanlara ödenen her Euro’nun günlerce tartışma konusu yapılması, tam anlamıyla bir sapkınlık. Bu yüzden sergilenen öfke hem anlaşılır, hem de haklı.

Ancak şunu da belirtmeden geçmemek gerekir: Paranın asıl büyük bölümü menajerlerin değil, tekel sahiplerinin cebine giriyor. Büyük hissedarlara ödenen temettüler, menajer ücretlerinden çok daha yüksek. Halkın en zengin binde birinin özel serveti, düşük gelire sahip yüzde 80’lik bölümün varlığından daha fazla. Bu gerçek ise maalesef toplumsal tartışmalarda gündeme getirilmiyor. Hisse sahipleri hiç çalışmadan, çalışanların toplam ücretlerinden daha fazla gelire sahip. Ve bu konularda bir tartışma sürdürülmesi, yüksek menajer ücretleri tartışmasından daha elzemdir.

Çünkü ekonomik büyümeden ve üretkenliğin artmasından asıl kazançlı çıkanlar bu kesimlerdir. Tekeller her yıl yeni kar rekorları açıklıyor ve menajer maaşları bu bağlamda giderek artarak fahiş düzeylere çıktı. Bunu mümkün kılan ise, işçilere ödenen reel ücretlerin giderek düşmesi oldu. Yani bir yanda menajer ücretlerinde sıçrama yaşanırken, Almanya’daki yoksulluk giderek derinleşti. Bugün her yedi kişiden birisi yoksulluk tehdidiyle karşı karşıya. 15 yıl öncesinden farklı olarak, çalışmasına rağmen yoksulluk sınırı altında kalanlar artık bir istisna değil. Yaklaşık 1,4 milyon insan, aldığı ücret bu sınırın altında kaldığı için Hartz IV yardımına başvurmak zorunda. Neredeyse her dört işçiden biri, brüt 9,15 Euro altında düşük ücrete çalışıyor.

Kısacası; zenginle yoksul arasındaki uçurum, giderek daha da derinleşiyor. Bu yüzden de geçtiğimiz yıl Adil Paylaşım İçin Eylem Birliği oluşturuldu. Bu birlik, sosyal yatırımların finansmanını sağlamak üzere zenginlerin vergilerinin artırılmasını talep ediyor. 13 Nisan günü, bu konuda Almanya’da 50’yi aşkın kentte eylemler gerçekleştirilecek. Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) bu eylem gününde alanlarda yerini alacak.