ProLOG emekçileri tepkili!

İşçiler, Geislingen WMF/proLOG’daki gelişmeler hakkında kamuoyunu bilgilendirmek için değişik gazetelere okur mektupları gönderiyorlar. Bu çerçevede gazetemize de bir dizi okur mektubu geldi. Yer darlığı nedeniyle okur mektuplarının hepsini kısaltmak zorunda kalırken bazılarını ise hiç yer veremedik. Fakat aşağıda yayınladığımız mektuplar WMF/proLOG’daki gelişmeleri gerektiği kadar ortaya koyuyor.

 

Dünyaca ünlü mutfak eşyaları üreticisi WMF’e bağlı proLOG lojistik şirketinde ortam son derece gerildi. WMF patronları, proLOG’u işverenler birliğinden ayırdıktan sonra toplu sözleşmelere uymak istemiyorlar. Şimdiye kadar metal endüstrisinde geçerli olan sözleşmeler üzerinden ücretleri ödenen ve çalışma koşulları belirlenen proLOG işçilerine artık Ver.di sözleşmesinin de altında çalışma koşulları dayatılıyor.

PROLOG HİKAYESİ YILLAR ÖNCE BAŞLADI

WMF’te 2006 yılında yaşanan “yeniden yapılanma süreci” bugünlerde meyvesini vermeye başladı.  O tarihlerde güya WMF Grubu “iflas” aşamasına gelmişti. Gerçek ise WMF hissedarları, hisselerinin yüzde 52’sini Capvis/ Crystal Capital isimli yatırım şirketine, yüzde 37’sini FIBA isimli yatırım şirketine ve geri kalan yüzde 11’i de piyasaya sürmüşlerdi. Bu süreçte şirket beş ayrı firmaya bölünmüştü. Lojistik bölümü proLOG da bunlardan biriydi. WMF yöneticileri, çalışanlar için hiçbir şeyin değişmeyeceği ve TİS’lere bağlı kalınacağı üzerine söz vermişlerdi. İşyeri temsilciliğinin çoğunluğu da, “madem bir şey değişmeyecek, o zaman bu değişikliklere ne gerek var?” sorusunu çok fazla takip etmeden bu planlara onay verdi. Oysa temsilcilik içinde olduğu gibi işçiler arasında da patronların bu planlarına karşı ciddi bir tepki vardı.

WMF’in yeni patronları şirket bünyesinden ayrılan ve lojistik şirketi “Dirks” ile ortak olarak kurulan proLOG’da çalışanlara beş yıl “iş güvencesi” vermeyi teklif eden patronlar, buna karşılık olarak haftalık çalışma sürelerini 3 saat uzatarak 38’e çıkardılar – tabi ücret karşılığı olmadan! Bunun yanı sıra bir takım haklardan da feragat edildi.

 

2012 BELİRLEYİCİ YIL OLDU

İşçilere verilen “iş güvencesi” süresinin 2012 yılında sona ermesi üzerine işveren, sözleşme ve çalışma koşulları konusunda bir dizi ‘yeniliği’ gündeme getirdi. ProLog ve Dirks ortaklığı sona erdirildi. Bunun gerekçesi ise işverenin “metal sözleşmeleriyle lojistik işletmesi yürütülemez” yaklaşımıydı. Sonuçta firmanın yüzde 49’luk payı WMF devredildi.

2012 ortasında ikinci önemli gelişme ise WMF Grubu’nun yönetimindeki değişiklikti. Yapılan bir açıklamada dünyaca ünlü ABD’li yatırım şirketi KKR (Kohlberg Kravis Roberts & Co.) 238 milyon Euro karşılığı Capvis/ Crystal Capital’in hisse paketini (Yüzde 52) aldığı bildirildi. KKR ayrıca diğer hissedarlara da teklif sundu. Bu süreçte WMF Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelerinin de 2006’dan bu yana Capvis/ Crystal Capital’in yüzde 15’ine ortak olduğu ortaya çıktı!

KKR’nin ilk icratı, “rekabet gücünü sağlayabilmek için metal sözleşmesinden ayrılmak gerekiyor” açıklamasıyla birlikte işverenler birliğinden ayrılmak oldu.

ProLOG’da 400 işçi çalışmasına karşın şirket yönetimi, “200 işçimiz var” görüşünü savunuyor. Yönetim 100 civarında part-time çalışan ve 100 kadar da süreli sözleşmeyle çalışan işçileri saymıyor.

IG Metall ve İşyeri TİS Komisyonu ile devam eden görüşmelerde şantaj yapmayı sürdüren WMF patronları, gerektiğinde proLOG Geislingen’i de kapatacaklarını söylüyorlar. İşverenin bu planlarını önlemenin tek yolu ise, WMF ve proLOG işçilerinin ortak mücadelesinden geçiyor. Eğer bu sağlanamazsa KKR’nin, WMF işçilerine yönelik baskıyı daha da ağırlaştırması sürpriz olmayacaktır. KKR bu yöntemi Almanya’da olduğu gibi dünyanın birçok yerinde defalarca uyguladı. İşçiler olarak sonrasında pişman olmamak için, sadece patronun söylediklerine değil aynı zamanda şimdiye kadarki icraatlarına bakma, ona göre adım atmak gerekiyor.

 

 proLOG için planlanan “tasarruf paketi”

Yeni işe alınanlar şimdiye kadar geçerli olan birçok haktan ve olanaktan yararlanamayacak. Buna göre işletmede sadece 4 ücret grubu geçerli olacak. Şimdiye kadar 16 ücret grubu geçerliydi. Tecrübesiz elamanlar 9,50 Euro saat ücreti ile işe başlayacak, belli bir süre sonra saat ücretleri 10-13 Euro arası olabilecek. 13 Euro üst sınır olacak. Metal endüstri sözleşmelerinde en alt ücret grubu 15 Euro dolayındaydı.

Ayrıca haftalık çalışma süreleri ücret denkleştirilmesi olmadan 35 saatten 40 saate çıkartılacak (beş saat ücretsiz çalışılacak!), izin günleri 30’dan 27’e düşürülecek ve toplu sözleşmelerde elde edilen ücret zamları ödenmeyecek.

Yüksek karlara rağmen ücret kısıtlamasının gerekçesi yoktur

 

Sayın Czypulovski, birkaç gün önce ücretleri 1600 Euro’ya düşüreceğinizi ve bunu da Nisan sonuna kadar hayata geçireceğinizi açıkladınız. 21 Mart tarihli açıklamanızda ise, saat ücretinin tek taraflı olarak 10 Euro’ya düşürülmesinin mümkün olmadığını söylediniz. Elbette bu durumda, görüşünüzü neden değiştirdiğinizi sormak gerekiyor. 21 Mart tarihli açıklamanızda, ortaya çıkan güvensizliklerin azaltılmasına katkıda bulunmak istediğinizi söylüyorsunuz. Peki, neden sadece azaltma? Niye güvensizlikler tümüyle giderilmiyor?

Eğer haftalık çalışma süresini 40 saate çıkarmak istiyorsanız, neden aradaki ücret farkını karşılamıyorsunuz? 2008 yılında, 60 yaşın üzerindeki WMF işçilerine haftalık çalışma süresinin 35 saate düşürülmesi sözü verilmişti. Peki, şimdi bu sözün bir anlamı kalacak mı? Siz o dönemde burada çalışmadığınız için bugün bu sözün bir değeri kalmadı mı?

Bizden daha fazla çalışmamızı, ama bunun karşılığında hak ettiğimiz ücreti talep etmememizi istiyorsunuz. Bunu kabul ettirmek için de işyerlerimizi bize karşı baskı aracı olarak kullanıyorsunuz. Çalışan arkadaşlarımızdan, işyerlerini kaybetme korkusuyla kendilerine dayatılanları kabul etmesini mi bekliyorsunuz? Bu yüzden size sormak isterim: Peki arkadaşlarımız bu dayatmalara boyun eğmezse ne olacak?

Dr. Flohr bir gazetede yayımlanan röportajında şöyle dedi: “Hep birlikte, lojistik gibi yardımcı bölümlerin WMF bünyesinde kalmasını sağlayacak bir yol bulmak istiyoruz.’” Acaba “hep birlikte” derken sizi ve kendisini mi, yoksa işçileri de mi kastetti? Çünkü işçilere bugüne kadar kimse, a)daha fazla çalışıp bunun karşılığında ek ücret almaktan vazgeçmek, b)izinlerin azaltılmasını kabul etmek, c)Noel ve izin priminden feragat etmek isteyip istemediğini sormadı.

Sanırın bunun nedenini de biliyorum: WMF sadece geçen yılda bile karlarını artırmışken, ücret kayıplarına gerekçe bulmanız oldukça zordur. Ne ciro, ne de kar açısından işletmenin rekabet gücü şu anda etkilenmiş ya da tehlikeye düşmüş durumda. Eğer siz farklı düşünüyorsanız, bana gönüllü olarak haftada beş saat daha fazla çalışıp bunun karşılığında ek ücret talep etmeyecek bir tek işçi gösterin.

Marlene Kümmel, proLOG GmbH işçisi

 

 

İyi çalışma koşulları sunan güçlü markalar

İşverenler, kendi işveren birliğinden ayrılırsa, bunun karşılığında ne bekler? Eğer kendi birliklerinden ayrılırlarsa, bunun nedeni gelecekte çalışma koşullarını kötüleştirmek, ücretleri düşürmek, daha az izin ve noel primi ödemek ya da ek ücret ödemeden fazla mesai yaptırmak istemelerinde yatar.

ProLOG’un ait olduğu WMF Group’un cirosu yıllardır artıyor. Group her sene daha fazla kar elde ediyor. Bunu sağlayan kesimlerden birisi de, 2008 yılına dek WMF işçisi olan, sonrasında proLOG bünyesinde çalıştırılmaya başlayan ve ürünlerin postalanmasını üstlenmiş işçilerdir. Bu arkadaşlar, o zaman ek ücret almaksızın haftada üç saat fazla çalışmayı kabul ettiler. Ama bugün WMF Group’un karından pay almaları engelleniyor. Hatta tersine, kazanılmış TİS haklarının bir kısmı ellerinden alınmak isteniyor. Kendilerine sunulan teklifler o kadar düşük ki, duyanların bir kısmı kendilerini ağlamaktan alıkoyamıyor.

En düşük ücret grubundaki işçiler, eğer dayatılan kısıtlamalar gerçekleşirse günde sekiz saat çalışmalarına rağmen ailelerine bakamayacak duruma düşecek. Niye fatura hep işçilere çıkarılıyor?

Hüseyin Öncü, Manfred Schneider, WMF AG Sendika Temsilciliği Yönetim Kurulu

 

Varolma kaygısı ve kötü atmosfer

Gerçekten tartışılacak çok konu var. 19 Mart’ta, proLOG’da yapılan işyeri toplantısında bu konular patladı. Yönetici Herr Czypulovski kürsüye çıktığında işçiler protesto amacıyla sırtlarını döndü ve ıslıklamaya, yuhalamaya başladı.

İşçilere söylenen, aylık 1600 Euro brüt ücret ve 9,50-11.20 Euro saat ücreti alacaklarıydı. Bu ücretlerin lojistik sektöründe gayet normal olduğu söylendi. Ayrıca ücret ödenmeden beş saat fazla çalışılması, yıllık izinlerin 27 günle sınırlanması da normaldi. Başımıza daha neler gelecek? Aldığımız maaş yetmediği için Hartz IV ve sosyal yardıma mı başvuralım? Emeklilik de artık güvencede değil. Zenginle yoksul arasındaki uçurum da giderek derinleşiyor. Ama diğer taraftan işçi arkadaşlar da mücadeleye hazır.

Gisela Köhler, Dorothe Gaisser, Bernd Petermüller, proLOG GmbH Sendika Temsilcileri

 

 

Ciroyu sağlayan işçiler değil mi?

WMF’e bağlı proLOG’da tartışma bitmiyor. Geislinger Zeitung’da (GZ) yayınlanan bir haberin başlığı aslında her şeyi anlatıyor. Ben de, geleceklerinden kaygı duyan, Geislingen’deki proLOG işçilerinden birisiyim.

Aslında firmanın cirosunu sağlayan bizdik. Bizim çalışmamız sayesinde firma büyüdü. Ama gel gör ki, Flohr ve Czypulovski adındaki beylerin aklına gelen tek şey, bizim cebimizi boşaltmak oluyor. Bizden ücret dampingine rıza göstermemizi istiyorlar. Bu da elbette işçi arkadaşlar arasında tartışmalara neden oldu. Haberde Bay Flohr, lojistik bölümünün önemsiz bir yan kol olduğunu söylüyor. Oysa bu bölüm bir zamanlar WMF firmasının kalbiydi.

Bugün de ürünün müşterilere zamanında ulaşmasını sağlayan hala biziz. IG Metal tarafından hazırlanan TİS sözleşmesi nedeniyle çok mu pahalıya geliyoruz? Oysa işçi arkadaşların yüzde 90’ı, en düşük ücret grubu olan 1. grupta çalışıyor. Başka lojistik firmalarıyla karşılaştırdığımızda, oradaki arkadaşların 4. grupta çalıştıklarını görüyoruz.

Bu ücreti alan arkadaşlarımız, geçimlerini zorla sağlıyor. Bize bu kadar düşük ücret ödenmesine rağmen, bu beyler hala rekabet gücünü olumsuz etkilediğini söylüyor. 14 Şubat 2013 tarihli GZ’da, firmanın cirosu milyar eurolarla ifade ediliyordu. Bundan da, yüksek kar payları elde eden hisse sahipleri kazançlı çıktı. Bu cironun ortaya çıkmasını sağlayan insanları ise düşünen yok. Bu da yetmezmiş gibi, zaten düşük olan ücretleri daha da aşağı çekilmek isteniyor.

Beş yıldır karşılıksız olarak üç saat fazla çalışıyoruz. Bu da kişi başına yılda 144 saat yapar. Yani yılda bir aylık maaşımız ödenmiyor. Bu bile onlara yetmiyor.

İşletme yönetiminin en son planlarına göre iki saat daha fazla karşılıksız çalışacakmışız. Bir de yılık izinlerimiz 30’da 27 güne düşürülüyor. Ayrıca ücret gruplarının sayısı da, 17’den dörde düşürülecekmiş.

Dieter Köpf, proLOG GmbH İşyeri, Engelli İşçiler Temsilcisi

 

 

Güçlü sendikalara ihtiyacımız var

İşverenin Südwestmetall İşverenler Birliği’nden ayrılmasının ardından, yıllardır yürürlükte olan TİS sözleşmesi proLOG’ta devre dışı kaldı. 160 yıllık bir geleneğe sahip WMF tekeli, önümüzdeki haftalarda bir kez daha altın harflerle yazılmış bir bilançoyu ortaya koyacak ve yeni yıla ilişki büyük kar hedeflerini açıklayacak. Aynı zamanda giderek daha fazla işçiden TİS haklarından vazgeçmeleri ve böylece rekabet gücünün artmasına yardımcı olmaları istenecek. Bu da gösteriyor ki, sermaye ahlak tanımaz. Finans yatırımcısı KKR’nin dümene geçmesinden bu yana, kıskaç iyice sıkıştırılıyor. Biz işçiler bilmeliyiz ki, patronlar daha düşük ücretle çalışmaya razı olan işçiler bulabildiği sürece rekabet gücünün sınırı yoktur ve boğazımızı sıkmaya devam eder.  Bu yüzden, TİS sözleşmeleriyle güvence altına alınmış standartları kabul ettirecek güçlü sendikalara ihtiyacımız var.

Özkan Bozkurt, Geislingen TİS Komisyonu Üyesi