Yazar ve sanatçılar emekçilerle buluştu

01tevfik

 DİDF’e bağlı Dortmund, Essen ve Bielefeld derneklerinde düzenlenen okuma akşamı ve söyleşilerde yazar ve sanatçılar okuyucularıyla buluştu.

Dortmund´da gerçekleşen okuma akşamına Yazar ve Şair Tevfik Taş, Yazar Kemal Yalçın ve oyuncu Andreas Weißert katıldı.

Kemal Yalçın, 1933-1945 yıllarında, Nazi rejiminden kaçarak Türkiye’ye sığınmış mülteci Almanların, bilim insanlarının yaşam öykülerini yazdığı Heimatlos kitabını tanıttı. Naziler tarafından 1933-1935 yıllarında işlerinden atılan, toplama kampına gönderilme tehlikesiyle yaşayan Tiyatro ve Opera Yönetmeni Carl Ebert’e ve onun özel tercümanlığını yapan Yazar Sabahattin Ali’ye; büyük müzisyenler Paul Hindemith, Yaşar Kemal´in kitaplarını Türkçe’ye çeviren Cornelius Bischoff, Ernst Preatorius Prof. Eduard Zukmayer’e; SPD’li siyasetçi, şehir planlamacısı Prof. Ernst Reuter’e kitabında yer verdiği yaşam öykülerini ve mücadelelerini anlattı.

Andreas Weißert ise Goethe, Schiller ,Heine ve Bertolt Brecht´in yakınlarına yazdıkları duygulu mektupları okuyarak dinleyicilerle paylaştı.Yazar Tevfik Taş ise son yazdığı Deprem 7.2, Irkçılık 77.2′ adlı kitabını tanıtarak ırkçılık üzerine bir konuşma yaptı.

 

IRKÇILIK VE DIŞLAMAYA KARŞI DAHA ÇOK MÜCADELE

Essen ve Bielefeld´de Tevfik Taş’ın katıldığı ırkçılık üzerine söyleşiye ise yoğun ilgi oldu. Tevfik Taş ırkçılık üzerine; “ırkçılık, yabancı düşmanlığı, Yahudi aleyhtarlığı, azınlıklara/göçmenlere, Romanlara, Kürtlere, Alevilere, kadınlara, çocuklara karşı olumsuz ayrımcılık, farklı inançlara tahammülsüzlük; homofobi, bu tanımdan hareketle; „bu toplumsal kesimleri aşağılayan, saldırganlıklara hedef gösteren ya da düşmanlıkla simgeleştiren, bu bakımlardan oluşmuş önyargıları yükselten, sömüren, bu önyargılardan kendi dünya görüşü doğrultusunda çıkar sağlamaya çalışan her türlü yazılı ve sözlü ifade, nefret suçlarının baş kahramanıdır. “ diyerek değerlendirmede bulundu.

Türkiye’de son dönemlerde tartışılan barış görüşmelerine de değinen yazar, “ırkçılık, önyargı, ötekileştirme, düşmanlaştırma, nefret ve nefret üretme makinesine dönmüş kurumlar; işkencecilik, militarizm, savaş, kışkırtıcılık; insanlığı korku ve zalimlikle yönetmek isteyen her kişi ve kurum, emeğiyle, onuruyla özgürce yaşayabilecek bir dünyanın önünü kestiği, halkların başka halkları tanıyarak, anlayarak, kendini daha çok tanıyacağı; insanın insanlaşmış ilişkilerle kendisini her an yenileyebileceği; her kazanımı insan ve doğa için yeni devrimlere dönüştürebileceği bir dünyaya yürüyebilmek için barış istiyoruz” diyerek herkesin günlük yaşamında ırkçılıkla mücadele etmesi gerektiğini vurguladı. “Daha çok mücadele etmemiz gerekir” dedi.