‘Denizler ırkçıların korkuluğu değildir’

8cubukcu

 Eda Yıldırım / Berivan Koç

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan… İdam edilişlerinin üzerinden 41 yıl geçti. O’nları idam edenler Türkiye halklarının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini engellemeyi başaramadılar. Ölümlerinin üzerinden yıllar geçse de, Denizler bugün hâlâ Türkiye gençlik hareketinin önderi olarak kabul ediliyor. İdamlarının 41. yılı nedeniyle sorularımızı yanıtlayan Denizlerin mücadele arkadaşı ve Emek Partisi GYK üyesi Aydın Çubukçu, Denizlerin, işçi, köylü, emekçi, gençlik, kadın kitlelerinin, ezilen halkların mücadelesinin militanı olduğuna dikkat çekiyor. Bugün O’nları kendilerine kalkan yapan milliyetçi ve ırkçı kesimlere sert tepki gösteriyor.


Türkiye’de, 68 döneminde Deniz Gezmiş ve arkadaşları mücadelenin önemli isimleri oldular. Dönemin gençlik mücadelesinin özellikleri nelerdi? Denizler neyin mücadelesini veriyorlardı?
– Üniversite sorunlarıyla başlayan gençlik hareketi, kısa zamanda anti-emperyalist, işçi ve köylü hareketiyle bağları olan geniş bir toplumsal muhalefet hareketi özelliği kazandı. Deniz ve arkadaşlarının da bir parçası olduğu büyük gençlik hareketi, bu koşullarda toplumsal muhalefetin sözcüsü haline geldi. Deniz’i efsanevi bir halk kahramanı haline getiren de, kişisel özelliklerinin yanı sıra, bu koşullardır.

 

EMPERYALİZMİN SALDIRI ÜSSÜ

68 gençlik hareketinin önderleri anti emperyalist özellikleriyle simgeleşmiştir. Bugün de aynı coğrafya emperyalist saldırganlığın hedefinde. 68 gençlik hareketi, bu anlamıyla günümüz gençliği tarafından nasıl örnek alınmalı, bugün ne yapılmalı?
– Elbette, o dönemin tarihsel koşulları ve uluslararası ilişkilerin yarattığı çelişkiler bugün çok farklı biçimler  kazanmıştır.
Ortadoğu’da anti-emperyalist mücadelenin odak noktası, emperyalizmin vurucu gücü ve saldırı üssü haline getirilmiş olan kendi ülkemizdir, Türkiye’dir. Her milliyetten Türkiye gençliği de emperyalistlerle işbirliği içinde yürütülen bu saldırgan politikalara karşı mücadeleyi yükseltmelidir.

 

GERÇEK KARŞILIĞINI DAHA BULMADI

Bugün Türkiye halkları açısından önemli bir süreç yaşanıyor. 30 yıllık savaşın sonunda barış görüşmeleri başladı. Deniz’in idam edilmeden önceki son sözlerinden Türk ve Kürt halkının kardeşliği ne ve birlikte mücadelesine vurgu var. Bu sözler bugün nasıl anlaşılmalı?
– Deniz’in son sözleri, halklara yapılmış bir çağrıdır. İçinden geçmekte olduğumuz süreç, eğer Kürt halkının temel hak ve çıkarlarının bir ölçüde kazanılmasına yol açabilirse, kazanımın şanı da onuru da yıllardır muazzam bir mücadele yürüten Kürt halkının ve onun siyasi önderliğinin olacaktır. Elbette bu hareketin Türkiyeli dostları, Kürt halkının kazanımlarını kendi kazanımı olarak benimseyecek olan Türk halkı da, Deniz’in bu kahramanca çağrısında kendileri için çizilmiş bir yol bulmuşlardır. Bu anlamda, Deniz’in sözlerinin barış sürecinde bir karşılığı vardır; ancak yol henüz tamamlanmamıştır ve o sözler gerçek karşılığını mutlaka ilerleyen mücadele içinde bulacaktır.

‘BU SAHTEKARLIKTIR’

Bugün, belli ulusalcı-milliyetçi çevreler Denizler ve arkadaşlarını kendilerine kalkan olarak kullanıyorlar. Bunu yapanlar arasında darbe ve ordu savunuculuğu yapanlar da var. Bu çevrelerin Denizleri ve onların mücadelesini kullanmalarını nasıl yorumluyorsunuz?
– Deniz, işçi, köylü, emekçi, gençlik, kadın kitlelerinin mücadelesinin militanıdır. Ezilen halkların militanıdır. Baskı gören, katliama uğrayan inanç sahiplerinin yoldaşıdır. Sözünü ettiğiniz çevrelerin arkasına saklanabilecekleri bir korkuluk değildir. Bir duvar süsü hiç değildir. Yeri bellidir, düşünceleri bellidir, mücadelesi bellidir. Bir yandan Kürt halkına düşmanlık yapılacak, diğer yandan Deniz sahiplenilecek, bir yandan darbecilerle, faşistlerle kol kola yürünecek bir yandan Deniz’in resimleri taşınacak! Bu sahtekarlıktır, kalpazanlıktır. Onlar, Deniz’in bir halk kahramanı haline gelmiş olmasını istismar etmeye çalışan, devrimcilerin, ilericilerin kafasını karıştırmaktan ve böylece kendi saflarına çekmekten başka amaçları olmayan alçaklardır. (YH)