Karl Marx 195 yaşında

 Saksonya Krallığı’nda halen serflik yasasının hüküm sürdüğü, tüm Prusya’da topu topu 255 buharlı makinenin işlediği sırada Ren bölgesinin en batı ucunda yer alan Trier, Prusya topraklarına yeni katılmış sakin bir kasabadır.

5 Mayıs 1818’de bu kasabada avukat Heinrich ile eşi Henriette Marx’ın oğulları Karl Marx’ın dünyaya gelmesiyle başlıyor hikâyemiz. 9 çocuklu bir ailede büyüyen Marx, kıvrak zekâsıyla dikkat çekiyor, anne ve babasının onun ilgili parlak gelecek planları kurmasına vesile oluyordu.

Örnek olmasa da parlak bir öğrenci olan Karl liseyi bitirip Prusya krallığının kalbi Berlin’de hukuk okumaya gittiğinde, ayrıca felsefe, edebiyat, tarih ve sanat tarihi derslerini takip eder. Antik yazarların eserlerini Almanca’ya çevirir, İngilizce ve İtalyanca çalışır. Heine başta olmak üzere çağdaş yazın dünyasını yakından takip eder. Hegel’in felsefesini incelemeye yoğunlaştığı sırada Genç Hegelciler Bruno Bauer, Friedrich Koeppen vb. ile de tanışır. Devrimci demokrat fikirler edindiği 5 yıllık üniversite hayatında Yunan felsefesini de inceler özellikle de doğa felsefesiyle, Epikür’ün materyalist görüşleriyle ilgilenir, doktora tezini de bu konuda verir.

1841’de mezun olduktan sonra, akademik bir kariyerin yolu, gerici Prusya iktidarının tüm ilerici akademisyenleri üniversite kürsülerinden temizlemesi nedeniyle daha başlanmadan tıkanmıştır. Kendine geçimini güvenceye alabilecek bir iş bulabilme uğraşılarını sürdürdüğü yıllarda devrimci demokrat düşüncelerin ifade edilmesinin en önemli tribünü, büyük bir sansür baskısı altında olsa da basın yayın alanıdır.

Marx, Genç Hegelcilerin çeşitli yayın organlarında yayınlanan makaleler yazar. 1842 yılının başında Köln’de yeni bir gazete yayınlanmaya başlar: Rheinische Zeitung. Prusya hükümetine karşı ekonomik ve siyasi olarak güç kazanmak isteyen sanayiciler, bankacılar, hukukçular, hekimlerden oluşan liberal muhalefetin etkili bir grubudur. Yetkin kalemler kazanmak için radikal çevrelere başvururlar, özellikle de Genç Hegelcilere. Marx, kendilerine önerilen kalemlerden biriydi. Marx’ın gazetecilik hayatı böylece başlar ve kısa bir süre içinde gazetenin yayın yönetmenliğini üstlenir. Birçok yazısı sansürün kurbanı olur. Sansür baskısının iyice artıp kapanma noktasına gelen gazetenin sahiplerinin gazeteyi daha ılımlı bir muhalefet çizgisine çekmek istemeleri üzerine Marx, yayın yönetmeliğinden ayrılır.

Son on yıl içinde Fransa’da ayaklanmalar olmuş, Almanya’da Silezya dokumacıları baş kaldırmış ve İngiltere’de Çartistlerin grevi ise henüz yaşanmıştır. Tüm Avrupa büyük bir mayalanma içindedir.

Paris’te Fransız demokratları ve sosyalistleriyle, Rus devrimcileriyle, Adiller Birliği’nin önderleriyle ve çoğu illegal örgütlenen işçi topluluklarıyla ilişkiler kurar, buradaki Alman ve Fransız işçi ve zanaatçıların toplantılarına katılır. 1789 Fransız burjuva devriminin tarihini incelerken bir yandan da politik ekonomi üzerine sistematik çalışmalarda bulunur, önde gelen İngiliz iktisatçılarını inceler.

Çalışmaları, işçi sınıfıyla temas ve gözlemlerinden çıkardığı felsefi, teorik ve politik sonuçların, bir süredir mektuplaştığı Friedrich Engels’inkiler ile ne kadar örtüştüğünü 1844 sonbaharında karşılaştıklarında fark eder. Bu karşılaşma, Marx ve Engels’in ömür boyu sürecek dostluğunun, yaratıcı işbirliklerinin, ortak bilimsel çalışmalarının ve proletarya davası için devrimci mücadelelerinin başlangıcıdır. Ve bu noktadan sonra Marx’ın ismini tek başına anmak neredeyse imkânsız hale gelir.

 

BİLİMSEL DÜNYA GÖRÜŞÜ

Marx ve Engels, ayrı yollardan ulaşıp ortaklaştıkları fikirlerinin bilimsel bir ifadeye kavuşturulması gerektiğine karar verdiler. Bunun için öncelikle geçmiş felsefi kökenleriyle hesaplaşacak ayrıştıkları noktaları ortaya koyacaklardı. İlk ortak eserleri Kutsal Aile ve Alman İdeolojisi bu çabalarının bir ürünüdür.

Görüşlerini bilimsel bir temele kavuşturmaya başladıkları sırada, henüz yeni belirmekte olan işçi sınıfı hareketi, sermayenin boyunduruğundan kurtulmak için karanlıkta el yordamıyla ilerliyordu. İşçi sınıfı hareketi bilimsel teoriye büyük bir ihtiyaç duyuyordu ve böyle bir teori için gerekli maddi ve ideolojik ön koşullar da hemen hemen olgunlaşmıştı.

Marx ve Engels toplumsal gelişmeye hükmeden yasaları keşfettiler ve diyalektik tarihsel materyalizmi kurarak tutarlı bir materyalist dünya görüşü yarattılar. Düşünce tarihinde ilk kez onlar diyalektik materyalizmi toplumsal yaşamın olgularına uyguladılar ve toplumun düşünsel hayatının onun maddi yaşam biçimiyle, yani üretim biçimiyle belirlendiğini, politik gelişimin ekonomik gelişim tarafından belirlendiğini ortaya koydular. Yeni, daha yüksek bir toplum düzeninin, düşünürlerin kafalarında tasarladıkları ve icat ettiklerinin bir ürünü değil, ekonomik gelişimin yasaların gereği doğduğunu gördüler.

Bilimsel dünya görüşü insan soyunun, doğanın ve toplumsal hayatın incelenmesi boyunca yaptığı bütün büyük keşiflerin mirasçısı olarak ortaya çıktı. Toplumsal düşünüşteki bütün parlak ilerlemelerin, özellikle Alman Felsefesi, İngiliz Ekonomi Politiği ve Fransız sosyalizmindeki ilerlemelerin üzerinde yükseldi. Bu, insanlığın daha önce ulaştığı her türlü pozitif bilimin eleştirel bir geliştirilmesiydi.

Emekçi halka toplumsal baskıyı, insanın insan tarafından sömürüsünü ortadan kaldırmanın ve insana yaraşır onurlu bir hayat kurmanın, insan soyunun her bakımdan özgürce gelişmesi için gerekli şartları yaratmanın gerçek yollarını ve araçlarını gösteren ilk düşünürler oldular.

Proletaryanın ekonomik, politik ve ideolojik sınıf mücadelesi er ya da geç kaçınılmaz olarak politik iktidarın ele geçirilmesi, proletarya diktatörlüğünün kurulması, kapitalizmin çöküşüne ve sosyalizmin inşası mücadelesine yol açacaktı.

Marx ve Engels, işçi sınıfının devrimci dünya görüşü için teorik bir zemin sağladılar ve böylelikle tarihte ilk kez işçi sınıfı hareketine dini fanteziler ve ütopyacı düşler yerine bilimsel bir ideoloji sundular. Bilimi işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin hizmetine soktular ve onu kendi başlarına kullanabilecekleri bir silaha dönüştürdüler.

 

Olcay Geridönmez