Kitap yakanlar insanları da yaktılar

 Ali Çarman

 

Sömürücü egemen sınıflar tarihleri boyunca ve günümüzün ‘modern’ dünyasında kitaplardan hep korkmuşlardır. Korktukları için de kitapların başına gelmiyen kalmamıştır. Büyük İskender İran’ı işgal ettiğinde ilk yaptığı işlerden biri Persepolis Kütüphanesi’ni ateşe vermek olmuştur. İnsanlık tarihinin en büyük kütüphanesi olarak bilinen Mısır/İskenderiye Kütüphanesi’nin yakılışını artık bilmeyen yok denebilir.

Kuşkusuz sadece kitapları değil yazarlarını, bilim adamlarını da yakmaktan geri durmamışlar. Roma Katolik Kilisesi’nin Engizisyon Mahkemesi’nde yargılanıp sapkın ilan edilen ve diri diri yakılarak idama mahkum edilen Giordano Bruno, kararı okuyan hakime; „Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz“ derken yerden göğe kadar haklıydı.

Kitap ve yazar, aydınlanma işlevini görünce hedef tahtası durumuna gelir. İçinde bulunduğumuz yıl faşist Hitler’in iktidara getirilişinin 80.yılı. Faşizm veya Hitler’se insan ve kitap yakmak demektir. Bunun bilincinde olan örgüt ve kuruluşlar bu yıl boyunca onlarca şehirde, yüzlerce etkinlik düzenlemekteler. Genç kuşaklar bu konuda bilgilendirilerek, bir kez daha Hitler ve insanlık dışı uygulamaları konuşulup faşizm tehlikesine dikkat çekilecek.

 

10 Mayıs 1933’te üniversite meydanlarında yakılan kitaplar

Hitler iktidarının daha ikinci ayında Nisan başlarında üniversiteler, kütüphaneler, tiyatrolarda ‚temizlik‘ hareketi başlatıldı. İçler acısı utanç verici bir durumdur ki, bu operasyonun başını çekenlerin bir kısmı profesörler ve öğrenciler olmuştur. Onlar Hitler faşizminin ebedi bir düzen olduğuna inanmışlardı. Faşist Hitler iktidara geldikten çok kısa bir süre sonra yaptıkları, attıkları adımlarla aslında çürümüşlüklerini ve ne kadar korkak olduklarını ortaya koyuyordu.

“Alman ruhunun temizlenmesi”, Alman olmayanın ateşe verilmesi için karar çıkartıldı ve üniversitelerin bulunduğu Berlin, Münih, Frankfurt gibi belli başlı kentlerin meydanlarına kamyonlarla kitaplar taşındı. Kütüphaneler “zararlı” yazarlardan arındırılmak için tek tek gözden geçirildi. Materyalizm, sınıf mücadelesi ve sosyalizmden söz eden kitaplar başta olmak üzere, yüzlerce yazarın onbinlerce kitabı ateşe atılmaya başlandı. Böylece Alman ırkı büyük bir ‚tehdit’ten kurtulmuş oluyordu..

 

Karanlıkta ışık olanlar

Marx, Heine, Brecht, Anna Seghers, Freud, Zweig, Kafka, Thomas Mann, Ernst Barlach, Hemingway, Jack London, Döblin vb. yazarların kitapları 10 Mayıs 1933 gecesinin zifiri karanlığında bir kez daha göğe ulaşmaya çalışan ateşten parça oldular. ‘Kitap yakmanın töreni olur mu’ veya kitap yakmakla ‘Alman ruhu temizlenir mi’! Hitler’in sağ kolu Göbels ve tüm faşistler böyle düşünüyorlardı. Onun için de, ha bire ateşe atılan kitapların yanışını zevkle izliyorlardı. Ateşin yarattığı kıvılcımlar uçuşurken, faşistler sevinç çığlıkları eşliğinde kamyonlarla kitapları taşımaya devam ediyorlardı. Bugün o  kahredici ateşlerin yakıldığı hemen her yerde Heinrich Heine’nin ‘Bugün kitap yakanlar, yarın insan yakar’ sözlerinin yazıldığı bir levha veya anıt var. Çoğu zaman üzerinden veya yanında geçeriz, lakin ne yazık ki dikkatimizi çekmez!..

 

Kitaplardan korkan sömürücü sınıflar

Kitap sömürücü egemen sınıfların korkulu rüyasıdır. Zira kitap, işçinin, emekçinin aydınlanmasına, bilinçlenmesine ve kendi geleceğine sahip çıkmasına tahmin edilenden çok yardım eder. Hitler faşizmi yenildi, insanlık ve demokrasi mücadelesi kazandı denilebilir. Peki kitaba ve yazarına yönelik imha ve tehditlerin sonu geldi mi?

Emperyalist propaganda merkezlerinin yalanları bir yana, ne yazık ki bu soruya olumlu cevap veremiyoruz. Ezilenin, sömürülenin, dışlananın ve haksızlıkların olduğu her yerde kitap ve yazarı tehdit altında olmaya devam ediyor. Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda, 12 Mart ve 12 Eylül’de sol kitaplar toplatılıp yakıldı. Kitaplarını vermek istemeyenler ise çuvallar dolusu kitabı toprağa gömdüler. Amerikan işgal birliklerinin Bağdat’ı bombalamalarının ardından kitapların yakılması ise aydınlanmaya yönelik tehdidin tüm varlığıyla hala devam ettiğinin basit bir göstergesinden başka bir şey değil.

Kendinden olmayan herşeye düşman olan faşizmin gölgesi hala insanlığın üstünde bir karabasan olarak duruyor. Bunun için kitap ve bilinçlenmenin önemi daha da artmıştır. Dünya bir kez daha kitapların ve insanların yakılmasını kaldıramaz….