NSU davasında iddianame okundu

 

“Tarihi NSU davası”nda iddianamenin özet bölümü sanıkların yüzüne okunmaya başlandı. İddianamede cinayetlerin amacının “göçmenler arasında güvensizlik yaratarak, devlete güvenlerinin azalmasını ve ülkelerine dönmesini sağlamak” olduğu ifade edildi.

 

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 8’i Türkiye kökenli ve biri Yunanistanlı olarak üzere 9 göçmen esnafı ve bir Alman polisi katleden, Köln’de iki yeri bombalayan ırkçı terör örgütü NSU hakkında Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde 6 Mayıs’ta görülmeye başlanan davanın 2. duruşması 14 Mayıs’ta yapıldı.

Duruşmada sanık avukatlarının, iddianamenin okunmaması için yaptığı bütün oyalama girişimleri sonuçsuz kaldı.

Başsanık Beate Zschaepe, kimlik tespiti sırasında mahkeme başkanı Manfred Götzl’in sorularına yanıt vermezken, diğer sanıklar kimlik bilgilerini doğruladı.

Ardından Başsavcı Herbert Diemer, sanıkların yüzüne işlediği suçları okumaya başladı. 488 sayfalık iddianamenin 36 sayfalık özet bölümü okumaya başlayan Diermer, tek tek göçmen esnafların nasıl NSU terör örgütü tarafından öldürüldüğünü anlattı. Ve ardından sanıkların bu eylemlerdeki rolünü ortaya koydu.

İddianamede ırkçı terör örgütünün “söz değil eylem” sloganıyla silahlı eylem planı çerçevesinde, “göçmenler arasında korku ve endişe yaratma”, “Alman ırkını koruma” adına göçmen esnafları öldürdüğü yer aldı.

İlk davada mahkeme başkanı Manfred Götzl ve üç hakim hakkında reddi hakim talebinde bulunan başsanık Zschaepe ve cinayetlerin işlenmesinde kullanılan silahı temin eden sanık Ralf Wohlleben’in avukatlarının başvuruları reddedildikten sonra, bu kez de sanık avukatları davanın görüldüğü salonun küçük olduğunu, daha büyük bir salona alınması yönünde başvuruda bulundular.

Beate Zschäpe’nin avukatı Wolfgang Heer tarafından yapılan başvuruda, mahkeme tarafından her davaya  51  misafir ve 50 basın mensubunun alındığının protokole geçirilmesi istendikten sonra, salonun dava için uygun olmadığını, bunun için de yeni büyük bir salonun bulunması talebinde bulundular.

Heer ayrıca, basının akreditasyon yönetimde de bir çok yanlışlığın yapıldığını belirterek, buna El Cezire’nin İstanbul Bürosu’nun Türkçe basın, merkezi Strasburg’da bulunan ARTE’nin de Alman televizyon kanalları grubuna dahil edilmesi örnek gösterildi.

Mağdur yakınları adına söz alan Yozgat Ailesi’nin avukatı, sanık avukatlarının yaptığı başvuruların amacının davanın özünden uzaklaştırılmaya yönelik olduğuna dikkat çekerek, bir an önce davaya başlanması talebinde bulundu.

Sanık avukatlarının başvurularını gazetemize değerlendiren Nürnberg’de öldürülen İsmail Yaşar’ın ailesinin avukatı Aziz Sarıyar, “Amaç tamamen davanın uzaması, iddianamenin okunmasına geçilmesini engellemektir. Bu nedenle mahkeme başkanın bütün başvuruları olduğu gibi değerlendirmeye tabi tutması bu sürecin daha fazla uzamasına neden olmaktadır. Meseleye hukuksal açıdan bakarken mağdur ailelerin beklentileri de gözden uzak tutulmamalıdır” dedi.

 

4 HAZİRAN’DA İKİ SANIĞIN DİNLENMESİNE BAŞLANACAK

Toplam 5 sanığın yargılandığı NSU davasında, gelecek duruşmalarda sanıkların ifadesine geçilecek. Başsanık Beate Zschäpe, poliste olduğu gibi mahkemede de ifade vermeyeceğini avukatları aracılığıyla açıkladı. Cinayetlerin işlendiği silahı örgüte iletmekle suçlanan ve halen tutuklu bulunan NPD eski yöneticisi Ralf Wohlleben de avukatı aracılığıyla ifade vermeyeceğini belirtti. Geriye kalan üç tutuksuz sanıktan Ande Eminger’in konuşup konuşmayacağı ise belli değil. Eminger, cinayetleri işleyen gruba yardımcı olmakla suçlanıyor. Tutuksuz yargılanan ve poliste ifade verdikleri için koruma altına alınan diğer sanıklar Carsten Schulze ve Holger Gerlach ise, 16 Mayıs günü görülen duruşmada ifade vereceklerini hakime söylediler. Buna göre 4 Haziran’da yeniden başlayacak NSU davasında her iki sanığın ifadesinin alınması bekleniyor. Ardından tanıkların ifadesine geçilecek. Toplam 600’den fazla tanığın çağrılacağı davanın Ocak 2014’ün ortasında bitmesi öngörülüyor. Ancak, bu süre içerisinde davanın tamamlanamayacağı ve en az iki yıl süreceği tahmin ediliyor. (YH)

 

 

İddianamede neler var?

 

Irkçı terör örgütü NSU’nun işlediği cinayetler konusunda 488 sayfalık iddianame hazırlayan Federal Savcılık, mahkeme karşısında çıkarılan beş sanığın eylemlerdeki rolüne ayrıntılı olarak yer veriyor. Baş Sanık Beate Zschäpe’nin işlenen cinayetlerde suç ortaklığı yaptığına dikkat çekilirken, diğer sanıkların ise bu cinayetlerin işlenmesine yardımcı olduğu belirtiliyor.

İddianamede örgütün kuruluşu, amaçları ve işlediği cinayetler şu başlıklar altında sıralanıyor:

 

1- Beate Zschäpe, 4 Kasım 2011’de ölen Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile birlikte 26 Ocak-18 Aralık 1998 tarihleri arasında Chemnitz’de, “Alman ulusunun varlığını koruma” gerekçesiyle illegal bir örgüt kurarak, cinayetler ve bombalama eylemleri gerçekleştirmeyi hedef olarak önlerine koydular. 26 Ocak 1998’de kaldıkları yerde bomba yaptıkları tespit edilince yeraltına çekildiler.

 

2- Örgütün temel görüşü “laf yerine icraat” oldu. Bu nedenle başta Türkiye’den gelenler olmak üzere, Güney Avrupalı vatandaşları keyfi olarak seçerek öldürmeye başladılar. Bilinçli olarak her cinayette aynı silahı kullanarak seri cinayetlerle mesaj vermek istediler.

 

3- Cinayetler için Zschäpe ve suç ortakları, Ralf Wohlleben ve Carsten Schultze aracılığıyla susturuculu Çeska 83 silahını temin ettiler.

 

4- Bu seri cinayetlerle göçmenler arasında güvensizlik yaratarak, devlete güvenlerinin azalmasını ve ülkelerine dönmelerini hedeflediler.

 

5- Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) ismi ilk olarak 2001’den itibaren kullanılmaya başlandı. 2002’den itibaren de bu örgüt adına en az iki ırkçı dergiye propaganda amacıyla mektuplar gönderildi.

 

6- Örgüt tarafından kaydedilen 90 bin elektronik bilgide, 10 bin 116 şahıs ve yerin adı ve adresi toplandı.

 

7- 8’i Türkiye biri Yunanistan kökenli olmak üzere 9 göçmen esnaf Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt tarafından Çeska 83 ve Bruni marka silahlarla öldürüldü.

 

8- Zschäpe’nin cinayetlerden haberi vardı. Ayrıca ikili tarafından gerçekleştirilen banka soygunlarından elde edilen paralar Zschäpe tarafından idare edildi.

 

9- Zschäpe, 4 Kasım’da kaldığı evi belgeleri imha etmek amacıyla ateşe verdi. Ve teslim olduğu 8 Kasım tarihine kadar, propaganda amacıyla örgüt üyeleri tarafından hazırlanan ve cinayetlerin nasıl işlendiğini gösteren “Pembe Panterli” filmin 15 nüshasını basına gönderdi.

 

10- Zschäpe, 4 Kasım 2011’de gerçekleştirilen banka soygunu için kullanılan karavanı Uwe Böhnhardt ile birlikte kiraladı.

 

11- Zschäpe, 9 Haziran 2005’te İsmail Yaşar’ın öldürüldüğü sırada Nürnberg’de olay yerine yakın bir yerdeydi.

 

12- Sanık Andre Eminger, adam öldürme, bombalı eylem gerçekleştirme, soygun yapma gibi pek çok olayda, en az iki kez terör örgütüne yardımcı oldu.

 

 

NSU Davası: Köln’deki bombalı saldırı ana davadan ayrılmadı

 

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi, 9 Haziran 2004’de Köln’deki Keup Caddesi’ne yapılan bombalı saldırının davadan ayrı görülmesi talebini reddetti. Keup Caddesi’ne yönelik saldırıda yaralananların avukatlarının bir bölümü, mahkeme salonun küçük olması nedeniyle bu olayın davadan ayrı görülmesini talep etmişlerdi. Ancak mahkeme heyeti talebi değerlendirerek kabul etmedi. Bazı hukukçular, bunun bir temyiz nedeni olabileceğine dikkat çekiyorlar.

 

NSU davasına bakan avukatın bürosuna ırkçı saldırı

 

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde devam eden NSU davasına müdahil olarak katılan bir avukatın bürosuna ırkçılar çirkin bir saldırıda bulundu. Süddeutsche Zeitung’da yer alan habere göre, Münih’in Westend semtindeki avukatlık bürosunun girişine ve duvarına idrar ve dışkı sürüldüğü ifade edildi. Bir işyerinin ikinci katında bulunan avukatlık bürosunun saldırı nedeniyle zarar gördüğü kaydedildi.

Gazetenin haberine göre, NSU davasının başlamasından bu yana bunun yapılan ilk saldırı olmadığı, Neonazi karşıtlarına yönelik değişik eylemlerin yapıldığı da ileri sürdü. Irkçılık karşıtı birisinin yaşadığı evin duvarlarına da aynı şekilde dışkı ve idrar atıldı. Aynı şekilde Bavyera Sığınmacılar Konseyi’nin camları da kırıldı. Saldırılar konusunda polisin herhangi bir soruşturma açmadığı ifade edildi. (YH)