AB’nin Suriye savaşı

 Avrupa Birliği (AB) ülkeleri tarafından Suriye’ye uygulanan silah ambargosu yoğun tartışmalardan sonra, İngiltere ve Fransa’nın baskısıyla kaldırıldı. Böylece, AB üyesi ülkelerin Suriye’deki muhalifleri silahlandırması resmilik kazanmış oldu.

 

İki yılı aşkın bir süredir emperyalist devletler ve onların bölgedeki işbirlikçileri tarafından Suriye’ye yönelik uygulanan abluka ve körüklenen iç savaş çeşitli kaynaklara göre 90 bin insanın canına, milyonlarca insanın ise yaşadığı yeri terk etmesine neden oldu. Savaşın gidişatı belirsizliğini korurken, bütün baskılara rağmen Beşar Esad’ın temsil ettiği merkezi rejimin kısa bir süre içerisinde devrilmesi ise pek mümkün görünmüyor.

Emperyalist devletler ve onların bölgedeki işbirlikçileri olan Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere çeşitli bölge ülkeleri tarafından desteklenen Suriye Özgür Ordusu ve diğer muhalif güçler son zamanlarda mevzi kaybediyorlar. Bu nedenle de askeri ve maddi dış desteğin artırılması konusunda uluslararası çabalar yoğunlaştırıldı.

 

AB: SİYASİ DETEKTEN ASKERİ DESTEĞE

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve kurumları başından beri Suriye’deki muhalif güçlere siyasi ve maddi destek içerisinde oldu. Esad rejimimin düşmesi için her türden askeri ve ekonomik ambargo uygulayan, Avrupa’daki Suriye hesaplarına el koyan AB ülkeleri, Suriye politikasında şimdi bir adım daha ileriye attı. Bu adımın başlıca özelliği ise muhalif güçlerin bizzat AB üyesi ülkeler tarafından silahlandırılması oldu.

27 Mayıs’ta Bürüksel’de bir araya gelen AB Dışişleri Bakanları, yoğun ve sert tartışmalardan sonra Suriye’ye yönelik daha önce alınan silah ambargosunu kaldırarak, muhaliflerin silahlandırılmasının önünü açtı. 1 Haziran’da yürürlüğe giren düzenlemeye göre isteyen AB üyesi ülke muhaliflere silah satabilecek.

 

İNGİLTERE VE FRANSA YİNE EN ÖNDE

Böylesine bir kararın çıkmasını dayatan ülkelerin başında İngiltere ve Fransa geliyordu. Daha önce de Suriye’ye yönelik askeri bir müdahalede bulunması çağrısında bulunan Fransa, tıpkı Libya’nın işgali sırasında olduğu gibi İngiltere’yi de yanına alarak AB’nin daha militarist bir tutum içerisinde olmasını sağladı. Birliğin diğer önemli bir ülkesi  Almanya ise, Libya’nın işgali sırasında olduğu gibi askeri müdahale konusunda çekimser bir tutum içerisinde. Almanya, İngiltere ve Fransa’nın baskısına çok fazla yüksek sesle itiraz etmezken, İçişleri Bakanları toplantısında en sert itirazı Avusturya yaptı. Ancak, bütün bu itirazlara rağmen silah ambargosunun kaldırılması yönünde karar alındı.

 

KARAR NE ANLAMA GELİYOR?

Açıktan Suriyeli muhaliflerin silahlandırılmasının önünün açılması anlamına gelecek bu kararın bütün AB üyesi ülkeler tarafından hayata geçirilemeyeceğine göre bu karar asıl olarak silah satışı yapan ülkelerin işine gelecektir. Bunların başında ise Almanya, Fransa ve İngiltere geliyor. Her ne kadar Almaya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Suriye’li muhaliflere bir tek Alman silahının verilmeyeceğini söylese de el altından çok sayıda Alman silahının verileceği sır değildir. İngiltere ve Fransa ise bunu açıktan yapacak ve bölgedeki savaşın daha  da kanlı hale gelmesine, askeri müdahale için olanakların artırılması çabası içerisinde olacak.

Şimdi Suriye konusunda bütün dikkatler Cenevre’de yapılacak 2. Konferans’ta. Kartların yeniden karılacağı, Suriye üzerinden pazarlıklarını yeniden yoğunlaştırılacağı bu konferanstan da bir uzlaşmanın çıkacağına pek ihtimal verilmiyor. (YH)

 

Rusya’dan AB’ye kaşı hamle

AB’nin silah ambargosunu konferans çabalarına “doğrudan zarar” verdiği tepkisinde bulunan Rusya’dan karşı bir hamle geldi. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Riabkov, Suriye’ye gönderilmesi öngörülen S-300 sistemlerinin uçak ve güdümlü füzeleri yakalama kapasitesi olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine, “Bu teslimatın bir istikrar faktörü olduğunu düşünüyoruz” dedi. Bu füze sitemleri, Amerikan patriotları ile eşdeğerde görülüyor. Riabkov, S-300 anlaşmasının birkaç yıl önce Suriye hükümeti ile yapıldığını söyledi. Amerikan medyası Mayıs ayı başında İsrailli bir kaynağa dayanarak yayınladığı haberlerde, bu savunma sistemlerinin her an Suriye’ye gönderilebileceğini yazmıştı. Rusya’nın bu sistemleri Suriye’ye yerleştirmesi halinde, askeri bir dış müdahale ya da uçuşa yasak bir bölge oluşturulması zorlaşacak. NATO da bir süre önce Türkiye’ye patriot savunma sistemleri yerleştirmişti.  (YH)

 

 

Almanya’nın küçük silah satışı iki katına çıktı

 

Silah satışında, ABD ve Rusya’dan sonra üçüncü sıraya yerleşen Almanya, her yıl 400 bin insanın ölümüne neden olan hafif silah satışını da iki katına çıkardı. Basında yer alan haberlere göre, Almanya’nın 2011’de sattığı hafif silahların değeri 37.9 milyon Euro iken bu miktar 2012’de 76.15 milyon Euro’ya çıktı. Sol Parti’nim konuyla ilgili soru önergesine yanıt veren Federal Ekonomi Bakanlığı’nın hazırladığı listede, hafif silah satış izni verildiği ülkelerin atasında her gün çok sayıda insanın öldürüldüğü Irak ve Lübnan’ın da olduğunu görüldü. Yine insan hakları ihlallerinin yapıldığı Suudi Arabistan’da da bu silahlardan satıldı.

AB tarafından hazırlanan bir yönetmenliğe göre tabancalar, uzun namlulu tüfekler, tam ve yarım otomatik silahlar, el bombaları ve taşınabilir raketatarlar “hafif silahlar” grubuna giriyor. İllegal olarak satışı kolay olan bu silahlarla yılda yaklaşık 400 bin insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Önergenin yanıtlarını değerlendiren Sol Parti Eşbaşkanı Katja Kipping, silah ihracatının derhal durdurulması çağrısı yaptı. (YH)