Alman basınında Türkiye’deki gelişmeler

Neues Deutschland: 10 yıldan fazla bir süredir Türkiye’ye Erdoğan yönetiyor. Başbakan Erdoğan her şeyden önce büyüme oranını kendisine siper ederek, bulunduğu bölgede politik bir güç olma ve ordunun bütün gücünü sınırlamakla dikkat çekti. Ancak ülkedeki insanları da otoriter bir sultan gibi yönetiyor. Güvenlik güçlerini sayısı Erdoğan döneminde üç katına çıkarıldı ve Erdoğan karşısı olanlara bazen polis, basın yargı bazen de istihbarat tarafından orantısız güç kullanıldı.

 

Suddeutsche Zeitung: Türkiye Başbakanı protestoların başlamasından bu yana diktatör değil, hizmetkar olduğunu söylüyor. Ve Erdoğan’ın her zaman tarzıyla damarlarında diktatörlerin kanının akmadığını söylüyor. Erdoğan’ın da dahil olduğu Sunni İslam’da “Hizmet” sözünün karşılığı topluma hizmet etmede önemli bir rol oynuyor. Belki de Erdoğan bu yüzden bu sözü sıkça kullanıyor. Ama bir farkla: Başbakan kime hizmet edeceğine kime etmeyeceğine karar vermiş durumda. İşte bununla Türk demokrasisinde sorun başlıyor.

 

Stuttgarter Zeitung: Söz konusu olan ihtiyaç ve fayda değil. Erdoğan inşa planıyla kente damgasını vurmak, bir zamanlar Fatih Sultan Mehmet’in Topkapı Sarayı ve Sultan Ahmet’in Sultanahmet Camii ile yaptığı gibi kendisini ölümsüzleştirmek istiyor. Şimdi halk, iktidarın kibirine, dini değerlerini topluma dayatmaya çalışan muhafazakar İslamcı partiye olan kızgınlığını boşaltıyor. İstanbul Kahire değil, Erdoğan Mübarek değil ama başına buyruk yönetim şekli rahatsız ediyor. Daha önce Başbakan Arap Baharı’nda Libya, Mısır ya da Suriye’de diktatör rejime karşı çıkanların yanında oldu ama görülüyor ki bu hareketlerden bir şey öğrenmemiş.

 

Die Welt: Başarılardan şımarmış Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugüne kadar ilk kez kendiliğinden başlayan halk protestolarına boyun eğmek zorunda kaldı. Dindar yeni bir gençlik yaratmak istediğini söyleyen Başbakan, gençleri anlamıyor. Gelecekte kendi dindar gençliği onun davranışlarına hayranlık duyabilir, ama günümüz gençliği onun öğreti ve kısıtlamalarından bıktı. Erdoğan’ın siyasi geleceği doğrudan tehlikede gibi gözükmüyor. Ancak onur kırıcı bir deneyim edindi. Alçak gönüllülüğü biraz öğrenmesi gerekiyor. Böyle bir becerisi varsa tabii. Krizi çözen ve polisin çekilmesini sağlayan Başbakan değil Cumhurbaşkanı Gül idi. Kamuoyu yoklamalarından Gül’ün Erdoğan’dan daha fazla şansı olduğu sonucu çıkarsa, partisi Gül’ü aday gösterebilir.

 

Berliner Zeitung: Erdoğan’ın barışcıl gösterileri acımasızca şiddet kullanarak bastırmaya çalışması, protesto dalgalarına yol açtı. Şimdi insanlar son on yıldır baskı altında tutulmanın, İslamlaştırılmanın öfkesini boşaltıyor. Türkiye’deki protesto hareketi Erdoğan Hükümeti için tehlikeli olma niteliğine sahip. Türkiye Başbakanı görev süresi boyunca ilk kez halkın öfkesiyle karşı karşıya.

 

Handelsblatt: Erdoğan bölgede demokratikleşme gayreti gösteren halklara kendi ülkesini örnek gösterirken, başkanlık sistemi getirecek, cumhurbaşkanına benzeri olmayan bir güç verecek yeni anayasayı hazırlıyor. Erdoğan’ın gelecek yıl kendisini cumhurbaşkanı seçtirmeye çalışacağı bir sır değil. Galiba bu planlarından vazgeçmek zorunda kalacak. Son günlerde yaşanan kitlesel protestolar, Türklerin ‚Bir güçlü adam‘ istemediğini gösteriyor.