Ver.di’nin gerekçeleri inandırıcı değil

 Alman Sendikalar Birliği (DGB) tarafından hazırlanan kiralık işçi sözleşmesi konusundaki tartışmalar devam ediyor. Yüzlerce sendikacı geçen haftalar içinde, değişik petisyonlara imza attı veya değişik kurumların düzenlediği toplantıların sonuç bildirilerini imzaladı. Böylece kiralık işçileri düşük ücretle çalışmaya mahkum eden koşulların sürdürülmesini esas alan DGB sözleşmesine karşı, eşit işe eşit ücret taleplerini ileri süren bir tavır aldı. Tüm bunlara rağmen ver.di Merkez Yönetim Kurulu DGB’nin kiralık işçi sözleşmesini onayladığını uzun bir yazıyla kamuoyuna duyurdu. Yazı uzun ancak getirilen argümanlar hiç de inandırıcı değil!

Yazıda, on yıldan beri uygulamada olan sözleşmenin kiralık işçileri ücret dampinginden koruduğu ileri sürülüyor. Aslında tam da DGB’nin sözleşmeleri kiralık çalışma ile ücret dampingini mümkün kılıyor. Batıda 8.19 Euro, Doğuda 7.50 Euro’dan başlayan ücretlerle (şimdilerde bu ücretlerin yükseltilmesi için görüşmeler yapılıyor) çalışmaya rağmen yoksulluk hayata geçiriliyor ve eşit işe eşit ücret prensibi çiğneniyor. Çünkü İşçi Kiralama Yasası (Arbeitnehmerüberlassungsgesetz) kiralık işçilik konusunda eğer sektörde geçerli bir sözleşme varsa eşit işe eşit ücret prensibinden vazgeçilmesi olanağını sunuyor. Hıristiyan sendikalarla ilgili bir mahkeme kararında yasalara uygun ödeme yapılmasını zorunlu görürken DGB sözleşmelerinde hala İşçi Kiralama Yasası’ndaki (AÜG) bu olanak geçerli…

Bütün bunlara rağmen ver.di merkez yönetimi DGB sözleşmeleriyle kiralık işçilerin durumlarının giderek iyileşeceğinde ısrar ediyor. ver.di’nin argümanları oldukça kapsamlı. Bunlardan biri, sektörde geçerli sözleşmeleri tanımayan işletmelerde çalışan kiralık işçiler için asgari  ücreti esas alan bir maddenin hatta ayrı bir sözleşmenin var olması. Bu da yukarıda da belirtildiği gibi 8.19 ve 7.50 Euro. Sektörde kiralık işçilerle ilgili özel bir sözleşme olmaması halinde işverenlerin İşçi Kiralama Yasası’na uygun davranacağı konusunda şüphelerini dile getiren Bremen Üniversitesi İş Hukuku profesörlerinden Wolfgang Daeubler, çalışma bakanlığının bu ücretlerden daha düşük ücretle çalıştırılmasına olanak sunabileceği görüşünde. Bu durumun sendika ile çatışmaya yol açabileceğine, bakanlığın böyle bir yasal hakkı olmadığına dikkat çeken profesör yine de bir ihtimal olarak göz önünde tutulmasından yana.

 

ARGÜMAN TEMELSİZ!

Sendika yönetiminin öne çıkardığı bir başka argüman ise kiralık işçilerin iş olmamasına bağlı olarak çalışmadıkları süre içinde daha düşük ücret almalarının DGB sözleşmesiyle engellendiği. Çalışılmayan süre içinde işçi kiralayan firmaların ücretleri düşüreceği ve işçileri istismar edeceği belirtilerek sözleşme savunuluyor. Sözleşmelerin çoğu kiralık işçi firmalarına bağlı olunan süre için geçerli olduğundan bundan etkilenenlerin sayısı çok az ve düzenlenebilecek durumda. Profesör Daeubler, kiralık işçi firmalarının işçilerle düşük ücretli bir sözleşme imzalayacak zamana sahip olmadıklarını, AÜG’ye bağlı olarak işçiye iş bulmak mükellefiyetinde olduklarını, yasaları çiğneyip para cezasına çarptırılmayı göze alamayacaklarını belirterek  ver.di’nin bu argümanının temelsiz olduğunu vurguluyor.

ver.di merkez yönetiminin başka bir argümanı ise kiralık işçi sözleşmesi sayesinde ücretlerin düşük olduğu işletmelerde asgari ücretin dayatılabileceği. Çok düşük ücretlerle çalışılan kuaförlerde hangi işverenin pahalıya mal olacak kiralık işçi çalıştıracağı sorusuna ise herhangi bir cevap verilmiyor.

Eşit işe eşit ücretin ülke dışında imzalanan sözleşmelerle geçersiz kılınacağı uyarısı büyük önem taşıyor. Sendika yönetimleri, genelde geçerli asgari ücret sözleşmesiyle bunun engellendiğini iddia ediyorlar. Daeubler ise ülke dışında imzalanan sözleşmelerin genelde geçerli asgari ücret sözleşmelerinin dışında kalacağı ikazını yapıyor. Örneğin Polonya’da başka ülkelerde çalışan Polonyalı işçilerin eşit işe eşit ücret almalarını sağlayan bir düzenleme yok. Eğer DGB’nin kiralık işçi sözleşmesi kabul edilirse genelde geçerli asgari ücret sözleşmesi değil bağıtlanan ücret sözleşmesi geçerli olabilir ve damping ücretle işçi çalıştırılabilir.

DGB’nin damping sözleşmesine karşı çıkanlar ilk hedeflerine eriştiler: en azından ver.di içinde bu konuda canlı bir tartışma başlatılmış oldu. Sözleşmelerin en hızlı şekilde ve kapalı kapılar ardında bağıtlanması engellendi. Tartışmaların sonunda aslında 30 Nisan’da imzalanması gereken sözleşme henüz imzalanmadı. Haziran ayının sonunda taraflar tekrar masaya oturacaklar. O zamana kadar karşı çıkanlar argümanlarını netleştirme ve kamuoyuna duyurma olanağına sahipler.