Dayanışmamız artarak sürecek

taksim5

AKP hükümeti, günlerdir demokratik talepler için sokağa çıkıp sesini duyurmaya çalışan halka bir kez daha terör ve şiddetle yanıt verdi.

Erdoğan’ın emriyle harekete geçen İstanbul polisi bir kez daha, tüm dünyanın gözleri önünde Taksim alanına vahşi bir şekilde saldırıp ortalığı savaş alanına çevirdi. Halkın tepkisi sonucu Taksim Meydanı’ndan çekilmek zorunda kalan polis ve hükümet, halkın taleplerini küçümsemeye, yok saymaya devam ederek, sarsılan otoritesini tekrar göstermek, „devlete-hükümete diz çöktüremezsiniz; biz size değil, siz bize tabisiniz“ mesajı vermek için bir kez daha halka savaş ilan etti.

 

ŞİDDET VE TERÖRÜN KAYNAĞI ERDOĞAN VE HÜKÜMETTİR

Hükümet ve onun yalakalığını yapan medya, ülke genelinde yüzbinlerce insanın meşru ve haklı tepkisini ve demokratik taleplerini bastırmak için „göstericiler şiddete başvuruyor“ yalanını kullanıyor; „şiddetten uzak durulması“ çağrısında bulunuyor!

Ancak hiçbir yalan, Türkiye’nin onlarca kentinde, çoluk çocuk demeden engelli vatandaşlara varıncaya 7’den 70’e sokağa çıkan insanlara biber gazıyla, copla, kurşunla zulmeden; biri başına kurşun sıkılmak suretiyle 3 vatandaşın öldürülüp, binlerce insanın yaralandığı devlet terörünü gizleyemez. Kaldı ki, bugün sokağa yansıyan öfkenin başlıca nedenlerinden ve halkın taleplerinden biri, hak-hukuk-demokrasi diyenlere uygulanan polis şiddetini protesto etmek; ve polisi halkın üstünü salan sorumluların hesap vermesidir. 27 Mayıs’ta Taksim Gezi Parkı’na yapılan müdahale ile apaçık görülen bu gerçek, son müdahalenin yapıldığı 12 Haziran gününe kadar İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Dersim’e, Antalya’dan Adana’ya defalarca tekrarlanmıştır.

Hükümetin gerilimi düşürmek, barışçıl bir ortam oluşturmak diye bir derdi olmadığı, tam tersine gerginliği tırmandırma; halkı kutuplaştırma; şiddeti teşvik etme; sivil polisiler aracılığıyla provokasyonlar yaratma çabası içinde olduğu ortaya çıkmıştır. Halkın gözünün içine baka baka yalan söyleseler de, AKP’ye oy veren vicdan ve akıl sahibi vatandaşlar da dahil, bütün Türkiye bütün dünya bu gerçeği görmüştür.

 

HÜKÜMET ŞİDDET VE GERİLİM POLİTİKASINDAN BESLENİYOR

Hükümet bir yandan, „insanların, gençlerin isteklerini demokratik bir şekilde ortaya koymalarına saygımız var“, „ mesaj alınmıştır“, „ biz barış ve huzur ortamı istiyoruz“ vb. açıklamalarla kafa karışıklığı yaratmak istemekte; gerçekteyse, bir yandan şiddet uygulayarak, bir yandan dini değerleri istismar ederek halkı bölüp kutuplaştırmaya gayret ediyor; bilerek, isteyerek, sistemli bir şekilde gerilimi tırmandırma politikası izliyor. AKP hükümeti, ‚Ergenekoncu milliyetçilerin‘ yıllardır kaşıdığı „laik-antilaik bölünmesini“ teşvik ediyor; „içki yasası“, „ Yavuz Sultan Selim Köprüsü“ gibi tartışmaları bilinçli bir şekilde körükleyerek; toplumun bir kesimini „İslam düşmanı“, bir kesimini de „İslam yandaşı“ biçiminde kutuplaştırmaya çalışıyor. Halkın demokratik taleplerini ise ısrarla görmezden gelerek, „biz ne dersek o olur“ dayatmasında inat ediyor. „Yüzde 50’yi evlerinde zor tutuyoruz“ sözleri ve hükümet yanlısı mitingler organize etmeye girişilmesi ise, bu gerilimi daha da tırmandırmanın, halkı birbirine kışkırtmanın işareti olarak dikkat çekiyor.

 

ÖZGÜRLÜK İSTEĞİ GAZ VE YALANLA BASTIRALAMAZ!

Gezi Parkı’nda başlayıp bütün ülkeye yayılan halk direnişini bastırmak için hükümet yalan üstüne yalan, gaz üstüne gaz sıkıyor: „Olayları yabancı ajanlar çıkarıyor“; „ En büyük çevreci biziz“; „ Gezi parkını savunanları seviyoruz, onlara değil marjinal gruplara, yasadışı örgütlere müdahale ediyoruz“; „Bunlar Türkiye’nin büyümesini istemeyen vatan hainleridir“; „Kamu mallarını yakıp yıkıyorlar“; „Camiye girip içki içiyor, Allah’ın evini yağmalıyorlar“ vb. gibi saptırmalarla henüz sokağa çıkmamış halkı aldatmaya, polis şiddeti haklı göstermeye çalışıyorlar. Ancak o kadar çok yalan var ki, o kadar gerçek dışı ki, hergün her saat yeni bir yalan söylemek zorunda kalıyorlar!

 

‚BULUNUR BİR ÇARE HALK AYAKTADIR, TAKSİM YOLUNDA BARİKATTADIR!‘

Ancak günlerdir direnen Türkiye halkı ve gençliği de, tüm bu devlet terörüne, yalanlara, kışkırtma ve provokasyonlara rağmen özgürlük ve demokrasiden vazgeçmediğini, vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya göstermiştir. Halk korku duvarını aşmış; özgürlük ve demokrasiye ekmek kadar su kadar ihtiyacı olduğunu; her türlü şiddete rağmen bu taleplerine sahip çıkacağını ortaya koymuştur.  Ve Türkiye halkı artık, Gezi Parkı‘ da dahil, hakkını, hukukunu, ekmeğini, yaşamını ancak mücadeleyle savunabileceğini; ve bu mücadeleyi de ancak birleşe birleşe kazanabileceğini görmüştür. Direniş boyunca ortaya çıkan şarkılar, sloganlar ve dayanışma ruhu ise, bütün ülkeyi saran bu mücadelenin kararlılığını, meşruluğunu anlatmaktadır.

 

AVRUPA’DA YAŞAYAN EMEKÇİLER, TÜRKİYE HALKININ YANINDA OLACAK

Türkiye’yi yönetenlerin halka reva gördüğü bu zulüm bütün dünyada olduğu gibi Avrupa’da da insanım diyen her ulustan insanın, demokratik kamuoyunun tepkisine yol açarken; Türkiye halkı ve gençliğinin özgürlük ve demokrasi yolundaki bu haklı isyanı ve talepleri ise sempati ve dayanışma ile karşılanmıştır. Hükümet istediği kadar, bu tepki ve desteği, „Bunlar Türkiye’nin gelişmesinden rahatsız olanların art niyetli tutumlarıdır“ diye yorumlasın, bu dayanışma, insanlığını ve demokratik vicdanını kaybetmeyen herkesin en doğal tepkisidir. Ve tam tersine Türkiye’yi, Türkiye halkını sevindiren, güçlendiren bir tutumdur.

Yaşamını Avrupa ülkelerinde sürdüren biz Türkiye kökenli emekçiler de, hükümetin saptırmalarına, yalanlarına değil, gördüğümüz gerçeklere; aklımıza, vicdanımıza göre hareket edeceğiz ve ezenlerin değil ezilenlerin, halkın, gençliğin yanında olacağız.

Din adına, mezhep adına bizi bölüp kutuplaştırmak isteyenleri elimizin tersiyle itip, haklı talepleri için direne kardeşlerimizin yanında olacağız. Almanya’dan İngiltere’ye, İsviçre’den Hollanda’ya, Fransa’dan Avusturya’ya Türkiyeli emekçiler ve gençler olarak, Türkiye halkının talep ve direnişini desteklemeye, onlara uygulanan baskı ve zulme tepkimizi göstermeye devam edeceğiz.

Türkiye’yi ayağa kalkan halka, gençlere  ve onlara dünyanın her yerinde destek olanlara, “ siz Türkiye’nim iyiliğini istemiyor, ülkemizi karalıyorsunuz” suçlamasını yapanların asıl bu ülkeye, bu ülkenin halklarına zarar verdiğini bilerek, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.