Gezi ruhu Almanlarda da sempati yarattı

 01neptun

Türkiye’de demokrasi ve özgürlük için başlayan protesto hareketi, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Almanya’da da geniş bir kesimin sempatisini topladı. Pek çok kurum ve örgüt hükümeti protesto edip halkla dayanışma mesajları verirken, birçok kentte yüzlerce insan Türkiye kökenli göçmenlerin eylemlerine katılarak daha yakından destek verdiler.

Köln’de yaşayan serbest gazeteci Albrecht Kieser ise, daha da ileri giderek, birkaç arkadaşıyla birlikte direnişin ilk günlerinde hemen harekete geçerek Köln’ün Ehrenfeld semtinde gezi ruhunu yansıtan bir dayanışma eylemi organize etti. Çoğu Alman, bine yakın insanın katıldığı eylemde şarkılar söylendi, konuşmalar yapıldı, Türkiye’deki eylemlerden görüntüler gösterildi ve özgürlük için ayağa kalkan Türkiye halkına yalnız değilsin mesajı verildi.

Hayat Televizyonu’nda yayınlanan Avrupa Penceresi’ne de konuk olarak katılan gazeteci

Albrecht Kieser, düzenlediği dayanışma eylemi ve Türkiye’deki direniş konusunda şu görüşleri dile getirdi:

Gerçekten çok spontane bir şekilde, arkadaşlarla bir araya gelerek Facebook üzerinden eylem çağrısı yaptık. Hem Türkiyeli hem Alman yüzlerce insan katıldı. Beni en çok sevindiren, memnun eden bu dayanışma eylemine çok sayıda gencin katılmasıydı. Birçoğu da herhangi bir partide örgütlü olmayan, dünyaya belli sloganların dışında bakan kişilerdi.

Az da olsa Taksim Meydanı’nda bir araya gelenlerin bileşimine benziyordu.

Bana göre Türkiye’de olanlar, biz Almanya’da yaşayanları da yakından ilgilendiriyor. Orda insanlar doğayı, çevreyi, ama aynı zamanda çalışanlara yönelik yapılan ağır baskılara karşı çıkıyor. Bu konular Almanya’da da söz konusu. Burada biz de artık insanların 3, 4, 5 Euro’ya çalıştırıldığı düşük ücretli işleri tartışıyoruz.

Yine örneğin Stuttgart 21 projesi ile, sermeyenin giriştiği büyük bir adım ve buna karşı gelişen halk muhalefeti vardı.  Halkın itirazları yönetenler tarafından dikkate değer görülmedi. “Biz güçlüyüz, bizim buna hakkımız var” denilerek plan hayata geçirildi. Hem de polisin yardımıyla. Stuttgart 21’de ya da 14 gün önce Frankfurt’ta olanlar Almanya’da da polisin göstericilere karşı yoğun bir şiddet kullandığını görüyoruz.

Ama Erdoğan’ın ‚polis Batı ülkelerinde de şiddet uyguluyor‘ veya ‚Almanya’da NSU davasına Türkler alınmıyor‘ diyerek, kendi ülkesinde insanlara baskı uygulamasını tam bir pervasızlık olarak değerlendiriyorum.

Bu çılgınlıktır, pervasızlıktır, çünkü mahkemenin Türk basının içeriye girmemesi yönündeki kararı Almanya’da büyük protestolara yol açtı. Şimdi bu durumu Taksim’deki göstericilere yönelik şiddeti meşru göstermek için kullanması çok acayip bir mantık.

Almanya’da Türkiye’deki protesto hareketiyle şimdiye kadar pek çok olumlu dayanışma örnekleri ortaya çıktı. Bunu hızlı bir şekilde daha da büyütmek gerekiyor, hem Almanlar ve Türkler arasında

Türkiye’de oldukça yaratıcı bir protesto hareketine tanık oluyoruz. Birçok yönüyle Stuttgart 21 hareketine benziyor: Müzik, şiirler, grafiti vb. Dayanışma çalışmasının bundan sonra nasıl devam edeceğine gelirsek, destek ve dayanışma eylemlerinin yanı sıra Türkiye’deki hareketi buraya yansıtacak girişimler yararlı olur diye düşünüyorum: Örneğin İlerleyen günlerde bu hareket içindeki aktivistlerle buluşmalar düzenleme, onların çektiği fotoğraflardan sergilerin Köln’de, Frankfurt’ta açılması gibi adımlar atılabilir…