Halkı mı halka karşı zulmü mü destekliyorsunuz?

Türkiye’deki direniş Almanya’daki Türkiyeli örgütleri de etkiledi

31 Mayıs’ta Taksim’deki Gezi Parkı’na yapılan saldırı ve ardından gerçekleştirilen büyük direniş, Almanya’da faaliyet gösteren Türkiye kökenli örgüt, dernek ve siyasi çevrelerde de büyük yankı yarattı.

Türkiyeli örgütlerin bir bölümü, halktan, gençlerden ve Gezi Parkı’yla başlayıp ülke geneline yayılan protestolardan yana tutum alırken, bir bölümü ise, bu eylemleri eleştirip, hükümeti savunan, polis şiddetini haklı gören bir yaklaşım içinde oldu.

Dini ve mili değerleri kullanarak örgütlenen dernek, federasyon ve çevreler, yaptıkları açıklamalarla, halka sırt çevirip AKP hükümetini ve onun halka yönelik zulmünü desteklediler.

Aralarında Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Kürt Dernekleri Federasyonu (Yekkom), Almanya Demokratik Halklar Federasyonu (ADHF), Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGIF), Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu(ATIF) gibi toplam 19 örgütün kurmuş olduğu Demokratik Güç Birliği ise, Taksim direnişine tam destek verdi. Bu örgütler kimi zaman tek başına kimi zaman ise birlikte kent merkezlerinde gösteriler,yapıp uyarı nöbetleri ve çadırlar kurdular. Türkiye’deki demokratik halk hareketiyle dayanışma amaçlı bu eylemlere çok sayıda Alman örgüt ve vatandaşı da katıldı.

Direnişin seyrine bağlı olarak üç haftadır süren bu dayanışma eylemleri ve AKP protestolarına onbinlerce insan katıldı.

 

AKP’YE DESTEK FİYASKOSU

Başbakanın Erdoğan’ın Ankara ve İstanbul’da yaptığı gösterilere paralel olarak Almanya’da da bu partini uzantısı durumundaki örgütler tarafından eylemler düzenlendi. Ancak katılım beklenin çok altında oldu. AKP’nin Avrupa’daki uzantısı Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) tarafından çağrısı yapılan, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG), Avrupa Tokatlılar Derneği, Avrupa Malatyalılar Derneği gibi pek çok kuruluş tarafından çağrısı yapılan eylemler beklenin çok altında ilgi gördü.

UETD’nin birçok şehirde eş zamanlı olarak yaptığı çağrı çerçevesinde 35 şehirde eylemler yapıldı. Köln’de ünlü Dom Katedrali önündeki meydanda yapılan açıklamada, Türk bayraklarının yanı sıra üzerinde, “Gurbette güçlü Türkiye bizim için çok kıymetli”, “Demokrasi anarşizm değildir”, “Avrupalı Türkler oyuna gelmez”, “Dik dur eğilme, Avrupa seninle”, “Vandalizm demokrasi ise, biz de Avrupa’da vandalizm mi yapalım?” gibi sloganlara yer verildi.

Hükümetin çizgisindeki İslami kurum ve kuruluşlar DİTİB genel merkezinde ortak bir açıklama yaparak, demokrasiyi ayaklar altına alan hükümete desteklerini ilan ettiler.

Açıklamaya katılan Almanya Alevi İslam Birliği (AAIB),  Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB), Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG), İslam Kültür Merkezleri Birliği (IKMB), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSIAD), Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) temsilcileri, sağduyu çağrısı yaptılar ama şiddet olaylarından halkı sorumlu tutan beyanlarda bulunarak, polis ve hükümetin şiddetini görmezlikten geldiler.

 

TGD: ŞİDDETLE SORUN ÇÖZÜLEMEZ

Hem Uyum Zirvesi’ne hem de İslam Zirvesi’ne katılan Almanya Türk Toplumu (ATT) ise yaptığı açıklamada göstericilere yönelik şiddeti kınadı. ATT’nin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi’ni kendisine örnek aldığı, bu nedenle partiler üstü bir kurum olduğu uzun uzun anlatıldıktan sonra şöyle denildi: Türkiye’deki olaylarda konu bu hükümetin gitmesi ya da gitmemesi, onun yerine başka bir oligarşik yapının gelmesi olmayıp, beklenti insan haklarına dayalı, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işleyen bir düzendir. Siyasal görüşlerden bağımsız olarak Almanya Türk Toplumu, her türlü faşizan, ırkçı ve militarist yaklaşımlara, özellikle Almanya ve Türkiye’de karşı çıkar” denildi.

ATT tarafından yapılan açıklamada devamla, hükümetin son yıllarda temel hak ve özgürlüklere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğine dikkat çekilerek, “Demokrasi çoğunluğun kararının geçerli olduğu bir rejimdir. Ancak çağdaş demokrasilerde, farklı düşüncelerin ve azınlık hak ve görüşlerinin de dikkate alınır. Tersi faşizan bir yaklaşımı içerir” denildi.

Açıklamada, barışçıl gösterileri izleyen ATT Genel Başkanı Kenan Kolat, biber gazından etkilendiği, Genel Başkan Yardımcısı Hilmi Kaya Turan’ın ise polisin gönderdiği gaz fişeğinin baldırına isabet etmesi sonucunda yaralandığı da ifade edildi.(YH)