Meclis Türkiye gündemiyle toplandı

Türkiye’deki gelişmeler Almanya’da Federal parlamentoda grubu bulunan partiler arasında da yoğun gündem oldu.

Olaylara yakın ilgi gösteren partiler, 11 Haziran’da Federal Parlamento’da özel bir oturum yaparak görüş ve tepkilerini dile getirdiler.

Oturumun açılış konulmasını yapan Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, gelişmeleri büyük bir endişe ile takip ettiklerini söyledi. Sadece basın üzerinden değil aynı zamanda diplomatik kanallar üzerinden de yaşananları takip ettiklerini kaydeden Westerwelle, protestoların demokratik sivil bir toplumun göstergesi olduğuna dikkat çekti.

Avukatların gözaltına alınmasına tepki gösteren Westerwelle, düşünce ve toplanma özgürlüğünün her demokraside olması gereken temel haklar arasında bulunduğunu kaydetti. Oturumda polisin göstericilere uyguladığı şiddet karşısında Almanya’nın Türk hükümetine karşı takınması gereken tutum da tartışıldı. Protestocuların talep ettiği demokratik hakların AB’nin savunduğu değerlerle örtüştüğünü ifade eden Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller Partili politikacılar, Türkiye’deki demokrasi hareketinin desteklenip AB’ye üyelik müzakerelerinin canlandırılmasını talep etti. Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) ve Hür Demokrat Parti (FDP) bu konuda çekimser kalırken, Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) ve Sol Parti ise üyelik müzakerelerinin durdurulmasını talep etti.

Sol Parti adına oturumda konuşan Sevim Dağdelen, Türkiye hükümetinin ‚polis terörü‘ olarak nitelediği tutumuna karşı Alman hükümetinin sert ve tutarlı bir tepki vermesi gerektiğini savundu.

AKP hükümeti ile yapılan işbirliğine son verilmesi gerektiğini kaydeden Dağdelen, Türkiye’de konuşlandırılan Patriot füzelerini geri çekmesi talebinde bulundu. AB üyelik müzakerelerinde yeni bir fasıl açılmasının AKP hükümetini ödüllendirmek olacağını savunan Dağdelen, bunun giderek otoriterleşen Türkiye hükümetinin halihazırda izlediği politikadan güçlenerek çıkması anlamına geleceğini vurguladı.

 

AB DEVREYE GİRSİN

Öte yandan Türkiye’deki polis şiddeti Almanya’da siyasi partilerin gündeminin de birinci sırasına oturdu. Hükümetin büyük ortağı CDU/CSU Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Andreas Schockenhoff yaptığı açıklamada, AB’yi ve NATO’yu Türkiye’ye karşı yaptırım uygulamaya çağırdı.

CDU’lu politikacı ayrıca AB Genişleme Komiseri Stefan Füler ve AB Dışişleri Komiseri Catherine Ashton’u Türkiye ile doğrudan diyalog kurmaya çağırdı.

 

MANŞETLERDE TÜRKİYE VAR

Polisin Taksim meydanında gerçekleştirdiği şiddet ve halkın direnişi 3 haftadır Alman gazetelerinin çoğunda manşetten görülüyor, TV haberlerinde geniş yer buluyor. Süddeutsche Zeitung “Erdoğan göstericilerin dövülmesine onay verdi”, Die Tageszeitung, “Erdoğan’ın göstericilerle diyaloğu”, Frankfurter Allgemeine Zeitung “Polise rağmen gösterilere devam edildi”, Junge Welt “Erdoğan diyalogda”,

Neues Deutschland “Erdoğan’da hoşgörü sonu” manşetlerini attı. (YH)

 

AB ve AP’den tepki

 

Avrupa Parlamentosu (AP)  ve Avrupa Birliği temsilcileri, 11 Haziran’da Taksim’de göstericilere karşı kullanılan şiddetten sonra Erdoğan hükümetine uyarı niteliğinde mesajlar verdi.  Saldırı üzerine olağanüstü bir şekilde toplanan AP’de,  AKP’ye ciddi uyarılar yapıldı.

Başta Taksim ve Ankara’daki protesto eylemcilerine karşı iktidarın telkini sonucu polisin uyguladığı zor ve şiddeti kabul edilemez addedip kınayan AP üyeleri Erdoğan iktidarının başta kendine muhalif gördüğü kesimleri hedef almaktan vazgeçmesi istendi. Türkiye’deki eylemcilerin taleplerinin makul olduğu ve bu nedenle dinlenmesi ve desteklenmesi istenilen konuşmalarda tam demokrasinin ancak Kürt halkının haklarının tanınması olmak üzere çoğulcu kimliklere saygı duyularak haklarının yasal ve anayasal güvenceye alınması talep edildi.

AB Dışişleri Yüksek Komiseri Caterine Ashton toplantı sonrasında yaptığı açıklamada Türkiye’de Basın ve özgürlükler sorunu var. Yerel medya olaylara pek yer vermiyor ve bu basının içinde bulunduğu taraflı konumu ele veriyor .AB ile Türkiye arasında güvene dayalı bir müzakere sürecine önemle ihtiyaç var.“ dedi.

AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle ise yaptığı açıklamada şunları söyledi: Taksime gittim. Kimi eylemciler ile birebir görüştüm. Bunlar ne vandal ne çapulcu ne tahripkar insanlardır. Başta siyasi haklar olmak üzere, bütün haklar sahasında en kısa zamanda somut ve ciddi reformlar yapmalı. Basın özgürlüğü sorunu ciddi bir sorun, Erdoğan ile baş başa konuştuğumuzda, diyalog yöntemini seçmesini söyledim, bana söylediklerime itiraz etmedi. Hükümet kendisinden beklentilerini yapmalı. Biz bunları haklı olarak isterken  AB olarak üyelik müzakerelerini durduramayız. Hükümet 3 yıldır bizden fasılların açılmasını istiyor. Ama fasıllar kapalı bizde bunu yapmalıyız“ dedi.

AP-TBMM Eşbaşkanı Helene Flautre ise yaptığı açıklamada „AKP iktidarı Putin gibi bir şekilde otoriter ve baskıcı bir yol içinde. Taksim Platformu’nun talepleri çok masumane ve AP olarak bunlara destek vermeliyiz. zira dayanışmamızı hak ediyorlar. Türkiye basınındaki çoğunluk olayları görmezden geldi. Bu bizim endişelerimizi daha da güçlü kılıyor“ dedi.