AKP, ‘gerilim ihracatı’ peşinde

taksim 

İstanbul-Taksim’de başlayan, ardından Türkiye’nin dört tarafına yayılan protesto gösterileri, park forumlarından rahatsız olan Başbakan Erdoğan, Almanya’dan destek almak için kolları sıvadı. Son bir aydır içeride ve dışarıda geniş bir tepki toplayan Erdoğan’ın “Demokrasiye saygı” gerekçesiyle taraftarlarını Almanya’da da sokağa çağırması gerilimi artırmaktan başka bir şey değildir.

 

Türkiye’de bir ayı aşkın bir süredir devam eden halk hareketi ve hükümetin olaylar karşısında takındığı tutum, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli insanları ve örgütleri de etkiledi, tavır almaya yöneltti. Bu açıdan bir ayın bilançosuna baktığımızda Almanya’da öne çıkan, hem Türkiye kökenliler hem de Alman halkı arasında, demokratik eylemlerle dayanışma ve AKP hükümetini protesto içerikli gösteriler şeklinde oldu. Ve bu gösterilere katılım yoğun oldu.

Aralarında DİTİB ve Milli Görüş de olmak üzere 6 dernek/federasyon, “şiddete hayır” deyip hükümete destek veren bir açıklama yaparken, Türkiye’de olduğu gibi birçok farklı siyasi eğilim ve örgütlü siyaset içinde olmayan kesimler, halka karşı şiddet uygulayan AKP Hükümeti ve Başbakan Erdoğan’a yoğun tepki gösterdi, göstermeye de devam ediyor.

Bu tablo Ankara’yı ve AKP yöneticilerini rahatsız etmiş olacak ki, devlet imkanlarını ve hükümet emrinde çalışan “sivil toplum” örgütlerini devreye sokarak, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli vatandaşlarını AKP hükümetine destek vermek için organize etmeye giriştiler.

 

HALK NEDEN SİZE DESTEK VERSİN?

Bu temelde, 7 Temmuz’da  “Demokrasiye Saygı Mitingi” adıyla merkezi bir gösteri çağrısı yapıldı. Peki AKP ve Erdoğan’ı destekleme eylemini kim düzenliyor? AKP tarafından kurdurulan ve yöneticileri Ankara’dan, AKP tarafından belirlenen Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD).  Mitinge katılım nasıl sağlanacak? Türkiye’de bir devlet kurumu olan Diyanet’in Avrupa’daki devamı olan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB)’in imkanları kullanılarak…

Hükümet ne derse kabul etmeye hazır dernek ve kuruluşların, Türkiye’deki son gelişmeler konusunda da hükümeti gözü kapalı desteklemesi elbette anlaşılmaz değildir. Anlaşılmaz ve kabul edilmez olan ise burada yaşayan halkı kendi çıkarlarına dolgu malzemesi yapmak istemeleri; din-mezhep-etnik köken ayrımını kullanarak halk arasında bölücülük, gerginlik ve kutuplaşma yaratmaktır. Cami dernekleri, insanların dini inançlarıyla, ibadet ihtiyaçlarıyla ilgilenmeli; şu ya da politik partinin uzantısı yapılmamalı; bütün halka ait olan imkanlar iktidar partisinin çıkarlarına sunulmamalıdır.

Anlaşılmaz ve kabul edilmez olan bir başka konuysa, hükümeti destekleme mitingine çağrı yapanlara göre, demokrat olmanın, demokrasiye sahip çıkmanın tek şartı AKP Hükümeti ve Erdoğan’ı benimsemektir! Eğer hükümeti alkışlamıyorsan; onu eleştirip, yanlış bulduğun politikalarına “hayır” diyorsan ya marjinalsin, ya çapulcusun, ya teröristsin, ya dinsizsin, ya ajansın vs. vs!..

Türkiye’de olduğu gibi Almanya ve Avrupa’da da onbinlerce insan, daha önce AKP’ye oy versin vermesin, hükümetin bu olaylarda haksız olduğunu, çoluk çocuk demeden halka karşı şiddet kullanmasına öfke duyduğu ve özgürlüklere müdahale edildiği eleştirisinde bulundukları için sokağa çıktılar ve bütün dünyanın da destek ve sempatisini topladılar.

Akıl ve vicdan sahibi herkes yaşanan olaylara baktığında açıkça gördü ki, gerilimi asıl tırmandıran hükümet olmuş ve kendi halkına zulmetmeyi terörle-dinsizlerle mücadele olarak propaganda etmiştir. Bununla da yetinmeyen hükümet, halkın en doğal isteklerine olumlu bir yanıt vermek şöyle dursun, bir yandan polis şiddetini arttırmış bir yandan da düzenlediği mitinglerle halk arasında kutuplaşma ve çatışma zemini hazırlamıştır.

 

UETD GERGİNLİĞİ AVRUPA’YA TAŞIYOR

UETD’nin yapmak istediği de bu kutuplaşma ve gerginlik ortamını Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki Türkiyeliler arasına taşımaktır. “AKP’ye karşı çıkanlar gibi AKP’yi bağrına basanlar da var” demek, Avrupa kamuoyunda güç gösterisi yapmak adına, halkı bu şekilde karşı karşıya getirmeye kimsenin hakkı yoktur! İktidar partisine sırtını yaslayıp bundan maddi ve siyasi çıkar sağlayanlar iktidarı bağırlarına basabilir; ama halkı bu kirli oyununuza alet etmeyin.

Diğer taraftan mağdur olanları, ezilenleri desteklemek için gösteri yapılması ile ezenin, mağdur edenin yanında yer almak için yapılan eylemler elbette bir ve aynı görülemez.

 

 

BÖLÜNME HALK İÇİNDE DEĞİL, HALKLA HÜKÜMET ARASINDADIR

UETD gibi hükümetin memurluğunu yapan kuruluşların görmek istemediği asıl konu şudur: Alevi-Sünni-Türk-Kürt-Müslüman-Hıristiyan… hangi etnik, din, kökenden olursa olsun işçiler, emekçiler arasında çatışma nedeni olacak bir ayrım yoktur.  Türkiye’deki son Gezi Parkı olaylarında da bir kez daha görüldüğü gibi problem ve çatışma halkla hükümet ve onun politikaları arasında yaşanmaktadır. Eğer gerçekten demokrasiye sahip çıkılmak isteniyorsa, Türkiye’de yüzbinler halinde, kadını genci ile 7’den 70’e sokağa çıkan halkın isteklerine kulak verilmeli; onlara terörist, çapulcu, ajan, marjinal muamelesi yaparak şiddet uygulamayı meşru sayan iktidarla araya mesafe koyulmalıdır.

Elbette UETD gibi kuruluşlar yıllardır hep hükümetin yanında yer aldılar, onun karar ve politikalarını halka kabul ettirmeye; itiraz edenleri de ‘dinsizler, vatan hainleri, Türkiye’nin iyiliğini istemeyenler’ olarak suçlamaya çalıştılar. Ve örneğin dövizli askerlik konusunda bile cesaret edip hükümeti eleştiremediler; “kardeşim gurbetçi dediğiniz insanlar bu parayı öyle kolay kazanmıyor, yeter artık bizi döviz ağacı görmeyin” diyemediler. Bunu dahi yapamayan dernek ve kuruluşların, ‘demokrasiye saygı’ adına çağrı yapmaları elbette samimiyetsizlik ve ikiyüzlülüktür.

UETD vb. kurumların bu şekilde halkı bölen, kışkırtan girişimlerine karşı herkes tutum almalıdır. Çünkü din-mezhep-etnik köken farklılıklarını körükleyerek çıkar sağlama ve güç gösterisi yapmak isteyen bu çevreler, şimdiye kadar AKP’ye oy vermiş vatandaşlara da zarar vermektedir.

Eğer taraf olacaksak dini, etnik veya mezhepsel farklardan dolayı değil; “bu hükümetin uyguladığı politikalar bize yarar mı zarar mı veriyor; bu hükümetin halka şiddet kullanması doğru mudur değil midir? Hükümetin özgürlüklere sınır getirmesi vb.’ne onay veriyor muyuz vermiyor muyuz?; biz Avrupa’da yaşayan vatandaşlar olarak bu hükümetin bir faydasını gördük mü görmedik mi” gibi sorulara verdiğimiz cevaplara göre taraf olalım. (YH)