Mısır yeniden yol ayrımında

Mısır, İslamcı Müslüman Kardeşler ve müttefikleri ile solcu, liberal, Hıristiyan ve bazı İslamcı gruplardan oluşan  muhalefet arasında derinleşen bir bölünme yaşıyor. Muhaliflerin gerçekleştirdiği gösteriler “isyan hareketi” adını taşıyor. Temel talepleri ise Mursi’nin istifa etmesi ve erken seçimlerin gerçekleşmesi. Birçok gözlemci son bir hafta içinde Mısır’da yaşananları “fırtınanın habercisi” olarak değerlendiriyor.

Mursi’nin uyguladığı ekonomik ve siyasi politikalar Mısır’da toplumun farklı kamplara bölünmesini derinleştirdi.

Mısır Cumhurbaşkanı Mursi, muhalefetin 30 Haziran’da düzenlediği büyük protesto gösterilerini gölgede bırakma amacıyla yaptığı konuşmada muhalifleri “devrilen rejimin eski işbirlikçileri” olarak nitelendirdi.

Mısır muhalefeti ise, Mursi’yi ve Müslüman Kardeşleri “devrimi çalmakla” suçluyor. Muhammed Baradey, Arapça yayımlanan Al Hayat gazetesine “Devrim daha bitmedi” dedi. Genç muhalifler, Nisan ayında büyük bir kampanya düzenleyip Arapça’da “isyan” anlamına gelen ‘Tamarud’ hareketiyle erken seçim çağrıları yapmıştı.

Mursi, devrik Hüsnü Mübarek gibi kendisinin devrilmesinin “Mısır’ı felakete sürükleyeceğini” iddia ediyor. Yandaşları da boş durmuyor. Muhalif Tamarud (isyan) Hareketi’ne karşı, Mursi destekçileri de, Arapça ‘da “Tarafsızlık” anlamına gelen ‘Tagarud’ hareketini başlatıp destekçilerini harekete geçirdi.  “Tamarud” kampanyasını organize edenler, üzerinde “Terk et” yazılı dilekçeler için 22 milyon imza topladıklarını belirtirken, Mursi taraftarları ise iktidarının meşru olduğunu kanıtlamak için 26 milyon imza topladıklarını ifade ediyorlar.

 

MISIR BİR YOL AYRIMINDA

Mısır’daki kutuplaşmanın kanlı bir hesaplaşmaya doğru ilerleyebileceğinden endişe duyuluyor. Al Ahram yazarı Nesrin Salem, “Sağırların Dialoğu” başlıklı yazısında “Eğer bütün taraflar mevcut siyasi hesaplaşmada dikkatli olmazsa, ‘biz ve onlar’ zihniyeti Mısır’ı toptan bir çöküşe götüreceği” uyarısında bulunuyor. Mısır bir “kör dövüşünün” kurbanı mı olacak yoksa devrim kendi ayakları üzerinde yükselerek “eşitlik, özgürlük ve sosyal adalet” talepleri etrafında Mısır halkının çelikten birliği ile yeni ve özgür bir Mısır hedefine odaklı bir hareket olarak ilerleyişine devam mı edecek?  İşte Mısır böylesi bir yol ayrımında bulunuyor.

 

MÜBAREK’TEN SONRA EN BÜYÜK GÖSTERİ

30 Haziran’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden bu yana gerçekleştirilen en kalabalık gösterilere ev sahipliği yaptı. Mursi’nin istifasını talep eden milyonlarca kişi başta Kahire olmak üzere pek çok kentte meydanları doldurdu. Mursi taraftarları da sokağa çıkarken, çatışmalarda 16 kişi yaşamını yitirdi.

Kahire’deki Tahrir Meydanı 500 binden fazla Mısırlıyla dolup taşarken, kitle daha sonra İttihadiye’deki Başkanlık Sarayı’na yöneldi. Mursi’nin, uydukent Yeni Kahire’deki evinin önünde de gösteriler yapıldı. Mursi ise güvenlik gerekçesiyle Başkanlık Sarayı’nı  bir gün öncesinden terk ederek Kuba Sarayı’na geçti.

Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre gece boyu süren çatışmalarda 16 kişi öldü, 781 kişi yaralandı. Kahire’deki Müslüman Kardeşler binasına gerçekleştirilen saldırı sonrası çıkan çatışmalarda 2 kişinin öldüğü öne sürülürken yüzlerce kişinin binaya molotofkokteyli ve taşlarla saldırdığı görüldü. Binada büyük hasarın oluştuğu gözlendi.

Ülkenin ikinci büyük kenti olan İskenderiye’de de yüz bini aşkın kişi „Mursi’ye kırmızı kart“ diyerek sokaklara döküldü. Port-Said ve el Mahalla gibi onlarca kentte de eylemler düzenlendi.

Eylemler üzerine Muhammed Mursi’nin sözcüsü Omar Amer, „Cumhurbaşkanı bazı hatalar yaptığını biliyor ve bunları düzeltmek için çalışıyor“ dedi. Mursi’nin daha önce yaptığı ancak muhaliflerin yeterince ciddi bulmadığı diyalog çağrısı da yinelendi.

Mursi eylemlerden bir gün önce Guardian’a verdiği röportajdaysa istifa etmeyeceğini dile getirdi. (YH)