AB, gençlerden korkuyor

Jugendarbeitslosigkeit

Avrupa Birliği (AB) zirvesinde gençlik işsizliğine karşı mücadele kararı alındı. Gençlerin istihdamını artırmak için 6 milyar Euro harcayacaklarını ilan AB’nin patronlarının asıl derdi ise gençleri sakinleştirmek. Nitekim birlik üyesi ülkelerde resmi olarak 6 milyona genç (15-24) işsiz. Gelecekleri ellerinden alınan gençlerin giderek radikalleşmelerinden korkuluyor.

 

Türkiye ve Brezilya’da yaşanan dev gösteriler sadece bu ülkelerin egemenlerini değil diğer ülkelerin egemenlerini de korkuttu. Özellikle genç nüfusun gösterilere katılmasını bir tehdit olarak gören egemen güçler, “sopa ve havuç” politikalarını gözden geçirmeye ve yenilemek için çalışmalara başladılar.

Türkiye ve Brezilya’daki olayları değerlendiren Almanya’nın değişik burjuva yayın organları, söz konusu ülkelerde “ayaklanan gençliğin haklı nedenleri” olduğunu söyledikten sonra hemen, “Bu gençlerin durumu Almanya’dakilerle karşılaştırılamaz” (FAZ, HB) görüşü savunuluyor. Almanya’da işsizliğin genel olarak gerilediği gibi gençler arasında da sürekli azaldığı söylenirken, “Güney Avrupa ülkelerinde bütün bir kuşak işsiz” deniliyor.

“İsyandaki kuşak” manşetiyle yayınlanan (26 Haziran) Handelsblatt gazetesinde, hükümetlerin derhal harekete geçerek önlem almaları tavsiye ediliyor. Almanya’nın bu konuda “örnek” alınacağı ise neredeyse bütün yayın organlarında yer alıyor. Buna göre “Almanya gerekli olan bütün reformları” (Hartz reformları; Ajanda 2010) zamanında yapmış ve şimdi ürünlerini topluyor! İstatistiklerde gençler arasında işsizliğin yüzde 7,5 olarak görünmesi de bunun kanıtı olarak sunuluyor.

6 MİLYAR EURO MU YOKSA 21 MİLYAR EURO MU YETERLİ?

Haziran’ın son günlerinde düzenlenen AB Zirvesi’nde, gençlik işsizliğine karşı mücadele etmek için 6 milyar Euro’luk bir fon hazırlandı. AB içinde 6 milyon civarında gencin işsiz olmasını “kabul edilemez bir durum” olarak tanımlayan AB hükümet ve devlet başkanları, 2020 yılına kadar devam edecek bir program hazırladılar. Buna göre bütün AB ülkelerinde özellikle de güney ve doğu Avrupa ülkelerinde gençlerin istihdamını sağlayacak teşvik programları hazırlanacak. 6 milyar Euro’luk bir fon ise 2014-15 yıllarında bu tür programlar için kullanılacak.

Gençlik için ayrılan bütçeyi az olduğu için eleştiren Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, AB Zirvesinde, “Bu tür bir program için en azından 21 milyar Euro’ya ihtiyacımız var” görüşünü savundu. Hollande’nin eleştirisini üstlenen Alman sosyal demokratlar ve DGB yöneticileri, “Merkel şov yapıyor. Eğer gerçekten gençler arasında işsizliğe karşı bir şey yapılacaksa en azından 21 Milyar Euro kaynak ayrılmalı” görüşünü savunuyorlar.

DGB Yürütme Kurulu’nda “sol kanadı” temsil ettiği söylenen Annelie Buntenbach ise yaptığı açıklamada, “İki yıla yayılacak olan 6 milyarlık fonu gençler arasında böldüğümüzde mağdurlara haftalık 10 Euro bile düşmeyeceği görülmekte. Bu cüzi miktar ile iş piyasasına yönelik politik önlemler alınamaz” dedi.

Sosyal demokrat politikacıların ve sendikacıların talep ettiği gibi fonun 21 milyar Euro’ya çıkartılması durumunda ise gençlere haftalık 30 Euro civarında düşmesi de sorunu çözmeyeceği gerçeği ise ortada.

Nitekim asıl sorun söz konusu ülkelerdeki ekonomik durumla ilgili bir sorun. Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz gibi güney Avrupa ülkeleri krizden çıkamazken bir dizi Doğu Avrupa ülkesinde ekonomi yeniden daralıyor. Bu durumda gençleri şu veya bu meslek alanında eğitmek, meslek yaşamına hazırlamak bir işe yaramayacak. Şüphesiz bu, bu gençlere meslek eğitimi verilmesin anlamına gelmiyor. Fakat sorun gençlerin mesleklerinin olması değil; örneğin İspanya’da gençlerin önemli bir bölümü iyi eğitim almış olmalarına, toplumda ihtiyaç duyulan mesleklere sahip olmalarına karşın işsizler. Bu da ekonomik durum ile ilgili bir durum. Ekonomik durum düzelmedikçe ne 6 milyar ne de 21 milyar bir işe yaramayacak.

 

BANKALARA 700 MİLYAR – GENÇLERE 6 MİLYAR!

AB Zirvesinde karar altına alınan 6 milyar Euro’luk fon gerçek anlamda gençlik işsizliğine karşı ciddi bir mücadele vermek için alınmadığı ortada.

Bankaları kurtarmak için bir gecede 700 milyar Euro’yu gözden çıkaran, “sürekli kriz mekanizması” kuran AB şefleri (ulusal parlamentolarda benzeri düzeylerde bankaları kurtarma ve sermayeyi sübvanse etmek için konjonktür paketleri hazırlanmasını bir yana bırakıyoruz), 6 milyon genç için bunun yüzde birini bile ayırmıyorlarsa niyetleri açıktır.

 

GENÇLERİN ÜZERİNDE BASKI ARTACAK

Geçtiğimiz yıllarda Arap ve Kuzey Afrika ülkelerinde olduğu gibi daha sonra Güney Avrupa’da gençlik daha iyi yaşam, eğitim ve çalışma koşulları için alanlara çıkmıştı. Son olarak Türkiye, Brezilya ve tekrar Mısır’da başlayan gösterilerin ana kitlesini yine gençlik oluşturuyor.

AB ülkelerinde gençlik hareketi yeniden canlanıyor. İspanya ve Portekiz’de yapılan genel grevler olsun, İtalya’da işsizliğe karşı eylemler veya Yunanistan’da giderek kötüleşen yaşam koşullarına karşı eylemler olsun, hepsinin içinde gençler ağırlıkta olduğu gözden kaçmıyor.

AB Zirvesinde kararlaştırılan 6 milyar Euro’luk fon, gençleri iş-güç sahibi yapmak, meslek eğitimi yapmalarını sağlamak için değil, ‘sus payı’ vermek anlamı taşıyor.

Geçtiğimiz yıllarda başta Almanya ve İngiltere’de “teşvik ve talep ilkesi” adı altında uygulanan gençlik programlarına da baktığımızda bu çok net görülmekte. Bir yanda gençlerin üzerinde bürokratik baskı oluşturularak her türlü işi en düşük ücret karşılığı yapmaları için zorlanırken diğer yanda ise gençlere, “başarılı olamamanızın, işsiz olmanızın sorumlusu kendinizsiniz” duygusunun aşılandığı, psikolojik programlar eşliğinde envai çeşit kurslar, (Almanya’da ‘meslek yaşamına hazırlama’ kurslarında gençlere, “iş başvurusunda ne giymem gerekir”, “nasıl konuşmam gerekir”, “ilk günden ücret pazarlığı yapmak ne kadar doğru” gibi kurs başlıkları altında sinik bir gençlik yaratılıyor) eğitim seminerleri veriliyor.

Önümüzdeki süreçte 6 milyar Euro’luk fon ile gençlik üzerindeki baskı politikalarının (“sopa ve havuç” politikaları ) artacağı ortada. Burada görülmesi gereken olgu, sermaye ve hükümetlerinin bu politikaları güçlü bir pozisyondan değil aksine zayıf bir pozisyondan gündeme getirdikleridir.

Burjuva medyada, AB dışı ülkelerdeki gençlere “anlayışla” yaklaşılıyormuş gibi bir tutum alınıp ardından, “ama Almanya’da durum farklı” veya “AB’de gençlere önem veriliyor, milyarlık fonlar ayrılıyor. O ülkelerde bunlar yapılmıyor” gibi tutum alınması da bu zayıflığın bir göstergesi olarak değerlendirmek gerekiyor.

Bu durum gençlik içinde çalışma sürdüren sosyalistlere ise farklı görevlerle karşı karşıya olunduğunu gösteriyor. Ahmet Cengiz, Özgürlük Dünyası için kaleme aldığı “Avrupa Gençliğinin Uyanışı” başlıklı yazısında bu görevleri şöyle özetliyor: “Gençliğin mücadelesi, gençliği kazanma mücadelesinde yeni olanaklar anlamını taşır. Bu olanakların gerçeğe dönüşmesi, salt gençliğin mücadelesiyle olacak bir iş değildir, gençlik için mücadeleyi de olağanüstü yükseltmeyi gerektirmektedir. Şu kesindir ki, gençliğin siyasal uyanışı, aynı zamanda, sosyalist çalışma için de bir meydan okumadır.” (Bkz. Özgürlük Dünyası 221, Ahmet Cengiz: www.ozgurlukdunyasi.org)

 

 Serdar Derventli

 

 

AB Ülkelerinde genel işsizlik ve gençlik işsizlik rakamları

 

Ülke                            Gençlik                        Genel

 

Yunanistan                   62,50 (22,2)                27,00

İspanya                        54,40 (20,7)                26,80

Hırvatistan                   51,80 (–,–)                18,10

Portekiz                       42,50 (15,9)                17,80

İtalya                           40,50 (20,4)                12,00

Slovakya                     33,60 (19,2)                14,50

Kıbrıs                          32,70 (9,1)                  15,60

Bulgaristan                   28,90 (13,9)                12,30

Polonya                       27,60 (17,8)                10,80

Macaristan                   27,40 (19,5)                10,60

İrlanda             26,60 (10,2)                13,50

Fransa                         26,50(17,6)                 11,00

İsveç                           24,70 (19,6)                  8,40

Euro-Bölgesi    24,40 (14,6)    12,20

Slovenya                      24,40(11,0)                 10,20

AB                              23,50 (14,5)    11,00

Belçika            22,40 (17,3)                   8,40

Romanya                     22,20 (18,2)                  7,30

Letonya                       21,90 (11,09                 12,40

Litvanya                       21,20 (9,5)                    12,50

Birleşik Krallık 20,20 (13,8)                    7,70

Çek Cumhuriyeti          20,00 (9,5)                     7,20

Finlandiya                    19,90 (15,9)                   8,20

Estonya                        19,40 (7,6)                      8,70

Lüksemburg                 18,20 (15,5)                    5,60

Malta                           14,70 (11,7)                    6,40

Danimarka                   12,20 (7,2)                     7,00

Hollanda                      10,60 (5,2)                     6,50

Avusturya                      8,00 (8,2)                     4,90

Almanya                        7,50 (10,2)                   5,40

 

Kaynak: Eurostat Nisan 2013 verileri, rakamlar yüzde olarak (parantez içindeki veriler 2008’in ilk çeyreğine aittir) verilmiştir.

 

 

REFORMLAR NEYİN PAHASINA

Almanya’nın reformlar yaptığı doğru. Fakat bunun neye mal olduğu, işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma koşullarının öncesine göre ne denli kötüleştiği konusu ise gündeme bile gelmiyor. Değişik AB üyesi ülkelerin sendikacılarının, “Almanya ücret dampingi yapıyor” eleştirisi boşuna değil. Alman sermayesi ihracattaki başarısını asıl olarak düşük ücretlere borçlu. AB’nin en gelişmiş ülkeleri arasında en fazla düşük ücretli, kiralık işçilik ve taşeron firma üzerinden çalışma gibi güvencesiz iş Almanya’da var.

Milyonlarca emekçi Hartz IV’e düşme korkusuyla haklarının gasp edilmesine sessiz kalıyorlar hatta “şirketin rekabet gücünü koruma ve işyerlerini güvenceye alma” adına hak gasplarına destek veriyorlar! İşçi ve emekçilerin bu tutumunda sosyal demokrat sendika bürokrasisinin, sınıf işbirlikçi tutumunun belirleyici bir rol oynadığı unutulmamalı.

 

ALMANYA, İSTATİSTİKLERİ ÇARPITMADA DA 1 NUMARA

Yapılan bütün reformlar işçi ve emekçilerin, özellikle de gençlerin aleyhine olduğu ortada. Yayınlanan ve bütün Avrupa’ya örnek gösterilen istatistiklerin de önemli ölçüde çarpıtıldığı ve göz boyamaya yönelik olduğu da ortada.

Gençlikle ilgili istatistiklerde bu durum son derece bariz görülüyor. Hükümetin ilkbaharda yayınladığı “2012 Meslek Eğitim Yılı Raporu” buna bir örnektir. Buna göre Almanya’da bütün gençlere yetecek sayıda meslek eğitim yeri var. Hatta talep ve arz karşılaştırılmasında yeterli sayıda genç olmadığı ileri sürülüyor ve resmi olarak sadece 15 bin 650 gencin meslek eğitim yeri bulamadığı iddia ediliyor.

Fakat aynı dönem DGB’nin yayınladığı rapora göz attığımızda gerçeğin farklı olduğunu; meslek eğitim yeri bulamayan gençlerin sayısının 273 bin 355 olduğunu görüyoruz. Hükümetin yayınladığı raporun dipnotlarına baktığımızda, “169 bin gencin meslek eğitimi yapacak düzeyde olmadığı”, okulu bitiren 90 bine yakın gencin ne yaptığının “bilinmediğini”  notunu görüyoruz. Ve bunun üzerine hükümetin de tespit ettiği 15 bin genci eklediğimizde 274 bine yakın bir rakam ortaya çıkıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise bu verilerin sadece 2012 yılına ait olması. Yani önceki yıllarda meslek eğitim yeri bulamayan ve hala yer arayan gençler bu verilerde görünmüyor.

Benzeri bir durum, düşük olduğu ileri sürülen işsizlik rakamları içinde geçerli. Resmi olarak Almanya’da 339 bin genç işsiz durumda ve bu yüzde 7,5’e tekabül ediyor. Bu veriler ayrıca Almanya’nın uluslararası alanda en az genç işsizin bulunduğu ülke olduğu anlamına geliyor. Fakat buda gerçeği ifade etmiyor.

Nitekim okuldan veya üniversiteden çıktıktan sonra iş bulamayan gençler Almanya’da işsiz sayılmıyor! Gencin Çalışma Dairesi’ne iş için başvurması da onun istatistiklerde görünmesini sağlamıyor. Gencin istatistiklere girebilmesi için en azından altı ay çalışması gerekiyor.