NSU davasında cinayetler görüşülüyor

enversimsek 

NSU davasının 25. duruşması da geride kaldı. Bugüne kadar dinlenen tanıkların çoğu cinayetlerin “Zwickau Hücresi” olarak adlandırılan üçlü tarafından işlendiğine işaret ederken, cinayetlerin neden yabancı düşmanı olarak görülmediği yaklaşımı ise sorgulanmıyor.

 

6 Mayıs’ta tartışmalı bir şekilde Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde başlayan ırkçı terör örgütü NSU davasının 25. duruşması da geride kaldı. Sanık avukatlarının bütün engelleme girişimlerine rağmen iddianamenin kısa süre içerisinde okunması ve ifade vermek isteyen iki sanığın dinlenmesinden bu yana kurban yakınlarını ve kamuoyunu rahatlatacak şekilde bilgi ve belgeler henüz ortaya çıkmış değil.

Beate Zschäpe ve Ralf Wohlleben’in tutuklu, Carsten Schultze, Holger Gerlach ve Andre Eminger’in tutuksuz yargılandığı davada, sadece iki sanık (Schultze ve Gerlach) kurban yakınlarından özür dileyerek, pişmanlık duyduklarını ifade ettiler. Bugüne kadar verilen ifadelerde, daha önce NPD üyesi olan Wohlleben’in yeraltına çekilen Uwe Mundlos, Uwe Böhnhard ve Beate Zschäpe’ye özellikle silah temini konusunda büyük bir rol oynadığı anlaşılıyor. Cinayetlerde kullanılan Çeska 83 tabancası Carsten Schultze, diğer silahlar ise Holger Gerlach aracılığıyla Wohlleben tarafından üçlüye iletilmiş.

 

NEDEN YABANCI DÜŞMANLIĞI ARAŞTIRILMADI?

9-11 Temmuz tarihleri arasında görülen duruşmalarda göçmen esnafların nasıl katledildiği ayrıntılı olarak ele alınmaya başlandı.  9 Eylül 2000’de Nürnberg’de ırkçı terör örgütü tarafından katledilen ilk kurban olan 38 yaşındaki Enver Şimşek’in susturucu takılmış Çeska silahıyla nasıl katledildiği ele alındı.  Hessen Eyaleti’nin Schlüchtern kasabasında yaşayan ve çiçekçilik yapan Şimşek, Nürnberg’de izinli bir arkadaşının yerinde satış yaptığı gün çiçek taşıdığı minibüsünün içinde iki ayrı silahtan çıkan 8 kurşunla ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede iki gün sonra yaşamını yitirmişti.

Cinayetin işlenmesinden sonra soruşturma başlatan savcılık ve polis, olayın arkasında ırkçı terör örgütü yerine çiçek ve uyuşturucu mafyası olduğunu ileri sürerek bu yönde araştırmaları yoğunlaştırmıştı. Enver Şimsek’in çiçekleri Hollanda’dan getirmesinden ötürü, dikkatler daha çok uyuşturucu işine yöneltilmişti.

Şimşek’in ailesine suçlu muamelesi yapan polis ve savcılık, daha çok Şimşek’in eşi ve kardeşinin cinayetin arkasında olduğunu ileri sürmüştü. Enver Şimsek’in kızı Semiya Şimşek, kaleme aldığı „Benim Acı Vatanım“ adlı kitapta ailesinin başından geçenleri yazdı.

Duruşmada Şimşek’in öldürülmesinden sonra ilk müdahalede bulunan polis memuru Karl W. ve olayı araştıran başkomiser Dieter S. tanık olarak dinlendiler. Her iki polis de Şimşek cinayetinin ırkçı bir saldırı olabileceği yönünde neden bir soruşturmanın yapılmadığı yönündeki sorulara yanıt vermediler. Mahkeme başkanı da bu yöndeki soruların muhatabının tanıklar olmadığını ifade etti. Ancak, cinayetlerin neden yabancı düşmanlığı yönünde araştırılmadığı aydınlığa kavuşmadığı taktirde yeni belgelerin ortaya çıkması zor görülüyor.

 

MÜNİH’TE KATİLLERİ TANIKLIĞA ÇAĞIRDILAR

Davanın 22. duruşmasında ise 29 Ağustos 2001’de katledilen Habib Kılıç’ın durumu ele alındı. NSU’nun öldürdüğü 4. kişi olan Kılıç, Münih’in Ramesdorf semtinde temel gıda malları satan bir dükkanı bulunuyordu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Münih Emniyet Müdürlüğü’nden başkomiser J. Wilfling, cinayetten sonra iki kadının olay yerinde sportif giysili iki bisikletli gördüğünü anlattığını ancak bunların cinayeti işleyebileceği üzerinde durulmadığını kabul etti. Ancak, tanıkların anlatımlarından yola çıkılarak bisikletli iki kişi tanık olarak dinlenmek istendi. Olaydan hemen sonra Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan basın açıklamasında 29 Ağustos 2001’de Kılıç’ın dükkanının bulunduğu sokaktan geçen iki bisikletliye tanıklık yapma çağrısı yapıldı.

Münih polisinin tanıklık için davet ettiği iki bisikletlinin diğer cinayetler sırasında da bisiklet kullanan Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos olduğu anlaşılıyor.

 

ALMANLARLA İLİŞKİSİ YOKTU, BU NEDENLE ALMAN ÖLDÜRÜMEZİ!

Münih Emniyeti tarafından yürütülen soruşturmada Habib Kılıç’ın neden uyuşturucu çeteleri tarafından öldürülmüş olabileceği yönünde müdahil avukatların sorularını yanıtlayan Başkomiser Wilfling, Kılıç’ın sadece Türklerle ilişkisi olduğunu, Almanlarla bir ilişkisinin olmadığını, bu nedenle de öldürenlerin de Türkler olabileceğinden yola çıktıklarını söyledi. Müdahil avukatların ısrarlı soruları üzerine Wilfling, o zaman iki bisikletlinin kendileri için normal tanıklar olarak görüldüğünü söyledi.

 

SALONDA GERGİN ANLAR

Başkomiser Wilfling’in öldürülenlerle uyuşturucu ticareti arasında bağlantı kurması ve Hollanda’ya uzanan izlerin bulunduğunu söylemesi üzerine salonda gergin anlar yaşandı. Avukat Adnan Menderes Erdal, söz alarak polise neden cinayetlerin arkasında Neonazilerin olduğunun hesaba katılmadığını, Solingen, Mölln cinayetlerinden haberinin olup olmadığını sordu. Mahkeme Başkanı Manfred Götzl, Erdal’ı uyararak konuyla ilgili sorular sormasını istedi. Ancak Erdal sorularında ısrar edince duruşmaya kısa bir süre ara verildi. Federal Savcı Herbert Diemer de kurban yakınlarının avukatlarını uyararak NSU ile ilgili sorular sormasını istedi. (YH)

 

Gerlach, üçlüye silah götürdü

20. duruşmada ayrıca tutuksuz yargılanan sanık Holger Gerlach’ın ifadesini alan savcı Dr. Gerwin Moldenhauer dinlendi. Göçmen esnafları katleden ve şu anda hayatta olmayan Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos’a ehliyet ve pasaportunu veren Gerlach ilk ifadesinde gruba arkadaş olduğu için yardımcı olduğunu belirtti. Gerlach, ikinci ifadesinde ise tutuklu sanık Ralf Wohlleben tarafından kendisine verilen silahı Jena’dan Zwickau’ya trenle götürdüğünü ve NSU yöneticilere teslim ettiğini itiraf etti. Mahkeme Başkanı Götzl’in ara ara okuyarak sorular yönelttiği ifadelerde Gerlach’ın terör örgütünün parçası olduğunu ortaya koyuyor.

Tanık olarak dinlenen Moldenhauer, Gerlach’ın ifadesinde başsanık Beate Zschaepe’nin örgütün mali işlerine baktığını ve gereken ödemeleri yaptığını da sözlerine ekledi.

Holger Gerlach’ın avukatının müvekkilinin duruşmalardan muaf tutulması yönündeki talebi ise mahkeme tarafından reddedildi.

 

Dava 2014’ün sonuna kadar sürecek

17 Nisan’da başlaması gereken ancak, basına akreditasyon konusunda yaşanan tartışma nedeniyle 6 Mayıs’ta başlayan NSU davasının Ocak ayının ortasında bitmesi hedefleniyordu. Ancak, bu sürenin yıl sonuna kadar uzayacağı tahmin ediliyor. Dünkü dava öncesinde basına bir açıklama yapan Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi (OLG) Başkanı Manfred Götzl, davanın 100 duruşmayı aşmasını beklediğini söyledi. Dava kapsamında yaklaşık 600’den fazla tanığın dinlenmesi planlanıyor. Mahkeme başkanı bu nedenle davanın yaklaşık olarak Aralık 2014’ün ortasında biteceğini tahmin ettiğini söyledi.

Andre Eminger’in avukatı müvekkilinin duruşmalardan muaf tutulması teklifinde bulundu. Mahkeme heyeti ise, Eminger’in bir çok terör örgütüne yardımcı olduğunu belirterek isteği reddetti. (YH)