ÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ

 Ender İrmek*

 

Polis devletiyle halkı yenmek mümkün değil.

Şiddetle, baskıyla, entrikalarla, düzmece işlerle, yalan ve dolanla; halkı ve halkın haklı davasının neferlerini yenmek kolay değil.

Tüm dünyada böyle, insanlık tarihi bunun örnekleriyle dolu.

Siz, bu gün iktidarda olanların sıkça kullandığı ata sözleriyle, deyişlerle söyleyecek olursak; “Zulm ile âbâd olanın, âhiri berbâd olur.” Atalarımız bunu boşuna söylememişler. Bu sözleri üzerinize alınsanız ve bundan bir sonuç çıkarsanız hiç de fena olmaz!

Nasıl darbelerle, diktatörlüklerle halkı dize getirmek, ilelebet mümkün olmuyorsa, polis devleti kurarak halkı teslim almak, dilediği sömürü ve baskı düzenini ebedi kılmak da mümkün olmuyor.

“Ben yüzde elli oy aldım, çoğunluk bende, ben iktidarım ve dilediğimi yaparım” diyenlerin akıbetinden sonuç çıkarmayan AKP’nin sonunun nereye varacağını kestirmek hiç de zor değil.

Halkın gücüne, örgütlülüğüne ve iradesine güvenen ve bunun galebe çalması için mücadele edenlerin er ya da geç ama mutlaka galip çıkacaklarını gösteren onca deneyime sahibiz.

Dünyanın dört bir yanında diktatörlüklere, zorba hükümetlere, faşist yönetim ve uygulamalara karşı direnen halkların gücü ve birikim bize bunu gösteriyor.

Darbelerle, polis şiddetiyle, darbe mahsulü hukuku bile yok sayarak halkı zapturapt altına almak öyle kolay değil. Bunu, bir kez daha, benim de içinde yer aldığım elli kişiyi gözaltına aldığınız ve yeni bir oyun oynamak üzere kurduğunuz hesabın bozulmuş olmasından görmüş olmanız gerek.

Baskı ve şiddetle toplumu dize getirmenin öyle kolay bir iş olmadığını halkımız bir kez daha gösterdi.

8 Temmuz günü İstanbul’da Gezi Parkı’na gitmek isteyen Taksim Dayanışmanın bileşenlerinden bir bölüm temsilci ve katılımcıyı polis zoruyla kuşatıp, darp ederek göz altına almanız, daha sonra gözaltı süresini iki defa uzatarak dört gün boyunca tutmanız, bir bölümünün evini, kapılarını kırarak girip hukuksuz biçimde arama yapmanız, şiddet kullanarak parmak izi ve fotoğraf çekmeniz, sonra da ‘Suç örgütü kurmak’ gibi aklın ve havsalanın almayacağı işlere girişmiş olmanız çırpındıkça battığınız gösterene en son girişiminizdir. Tam hegemonya kurmak için yeni bir hamle yapmak isteyen, Emniyet Müdürü, Vali, Hükümet ve savcıların bu yeni oyunu da boşa çıkarıldı. Hükümetin emri yerine getirilemedi. Bu plan bozuldu, oyun geri tepti.

Umarız ki, AKP Hükümeti onun İçişleri Bakanı, Valisi ve Emniyet Müdürü bunu görmüş ve sonuçlar çıkarmıştır. Yargı üzerindeki vesayeti ancak darbeyle yönetilen ülkelerde olabilir düzeyde olan bu girişimlerin de sonuç vermeyeceğini görmüş ve sonuçlar çıkarmış olmaları gerek.

Halkın gücü karşısında hiçbir iktidarın her istediğini yapamayacağı, daha böyle devam ederse mevcudiyetini de sürdüremeyeceği görülmüş olmalı.

AKP Hükümeti, bir kez daha baltayı taşa vurmuştur. Tekrarlayarak söyleyecek olursak; son gözaltı ve tutuklamak üzere 12 kişinin mahkemeye sevk edilmesi operasyonu, merkezden koordine edilen bir operasyon olarak gerçekleşmiştir. İdare ve yargı tüm hukuk normlarını ve tüm teamülleri altüst ederek, açık bir oyun oynamışlardır.

Giderek hırçınlaşan, olmadık, görülmedik işlere girişen AKP Hükümetinin bir oyunu daha açığa çıkarılmış ve bozulmuştur.

Mısır’daki darbeye karşı çıkarken mangalda kül bırakmayan, demokrasi havarisi kesilen AKP Hükümeti, yönettiği ülkede insanların parklara, meydanlara çıkıp gezmesine, bir araya toplanmasına; konuşmak, tartışmak, ülke ve dünya sorunları hakkında düşüncelerini paylaşmasına bile tahammül göstermiyor. Bu ancak faşist yönetim biçimlerinde karşılaşılan bir uygulamadır.

İstanbul başta olmak üzere bir buçuk aya yakın bir süredir Türkiye’yi polis kuşatmasına alan, polis marifetiyle engelleyen, halkın üzerine polis şiddetiyle çöken, TOMA’larla, gaz bombalarıyla, şiddetle sonuç almaya çalışan Hükümetin politikası ve bu tarzı iflas etmiştir.

Gündüz Vali’nin açtığı parkı akşam halka kapatan, İstanbul’un Taksim Meydanı’nı ve Gezi Parkı’nı Valinin kamelyası haline getirip, polisi başına bekçi diken uygulamayı sindirmek mümkün değil. Buna karşı çıkan halkı polis şiddetiyle ezeceğini, göz altına alarak, tutuklayarak ve hapse atarak sindireceğini sananların, boşa kürek çektiklerini görmüş olmaları gerek.

 

 * HDK Yürütme Kurulu üyesi, Taksim Dayanışma operasyonunda gözaltına alınanlar arasında yer adı.