Partilerden yeni bir vaat yok

wahl_2013

22 Eylül’de yapılacak genel seçimler öncesinde partiler tarafından açıklanan seçim programlarında, önceki seçimlerden farklı talepler yer almıyor. Özellikle muhtemel koalisyon ittifaklarını oluşturan partilerin programları arasındaki fark ancak detaylarda var. Bu partilerin dışında kalan Sol Parti, can alıcı sorunlara somut çözüm önerileri sunuyor. Partilerin seçimlerde öne çıkaracakları konuları ve önerilerini derledik.

 

27 Eylül 2009’dan yapılan genel seçimlerden sonra CDU/CSU ve FDP tarafından kurulan “Siyah-Sarı” koalisyon hükümeti, asıl olarak krizin faturasını emekçilere kesmekle meşgul oldu. Bu nedenle bu seçimler öncesinde verilen ciddi bir vaadi bulunmuyor. Her iki partinin seçim programında zenginlerden daha fazla vergi alınması, ülke genelinde asgari ücret uygulanmasına karşı çıkmaya devam ediyor. Özellikle CDU/CSU’nun seçim programında daha çok Avrupa politikalarına ağırlık verilmiş ve “Komşu ülkelerde dayanışmanın süreceği”nden söz ediliyor. Bunun için de seçmelere şimdiden “Euro krizi”nin faturasının halka kesileceğinden açıkça ifade ediliyor. AB genelinde krizle mücadele adına ortaya konulan “çözüm önerileri”nin mimarı olan Merkel Hükümeti, sunulan çözüm modellerinin neden başarısızlıksa sonuçlandığını açıklama yerine, daha fazla tasarruf çağrısı yapılıyor. Resmi rakamlarda işsizliği düşürmekle övünen Merkel, özellikle gençleri arasında işsizliğin yüksek olduğu AB ülkelerine gerekli maddi desteğin yapılmaya devam edileceğinin sözünü veriyor. Hatırlanacağı gibi, AB Zivresi’nde gençler arasındaki işsizliğin düşürülmesi için 6 milyar Euro’nun ayrılması kararlaştırılmıştı.

Bununla birlikte CDU/CSU ve FDP, Euro Bölgesi’ndeki borç krizinin çözülmesi için gündeme getirilen ortak devlet tahvilli “Eurobond”a da karşı çıkıyor. Bu bakımdan hükümet partilerinin kriz konusunda da yeni bir önerisi bulunmuyor.

Düşük ücretli işler, kadınlar ve erkekler arasındaki ücret farkı gibi temel konularda mevcut durumun olduğu gibi devam etmesini savunan CDU/CSU, 2020 yılına kadar Alman borsasında yer alan tekellerin denetleme kuruluna en az yüzde 30 kotasının getirileceğini programında yer vermiş..

FDP’nin programında daha çok orta sınıfa yeni vergilerin getirilmemesi, özellikle düşük ücreti işler için verilen sübvansiyonların kesilmesi talep ediliyor. Ayrıca internet üzerinde halka ait bilgilerin toplanmasına karşı çıkıyor. SPD ve Yeşiller’in gündeme yetirdiği Yurttaş Sigortası’na (Bürgerversicherung) karşı çıkan FDP, her alanda özel sigortaların teşvik edilmesini istiyor. Yani herkese parası kadar sağlık anlayışının radikal savunucusu.

İnternet üzerinden ajanlığın önleneceğinden söz edilirken, istihbarat örgütlerinin internet üzerinden yurttaşların özel bilgilerine el koymasına ise bir şey demiyor.

CDU/CSU’nun programında kent merkezlerinin önemli noktalarında daha fazla kamera konulacağı dile getiriliyor. Göçmenlerin hakları ve uyum politikaları konusunda ise CDU/CSU ve FDP programında yeni bir değişiklik yok.

SPD KENDİ UYGULAMALARINA MUHALEFET EDİYOR

Hükümet partileri cephesinde olduğu gibi ona karşı alternatif olarak sunulan SPD-Yeşiller muhtemel koalisyon cephesinin seçim programında da yeni bir vaat ve öneri bulunmuyor. 2009’daki seçim programlarını yeniden formüle edilmiş hali olan 2013 seçim programlarında yine herkes için hastalık ve bakım sigortalarının birleştirilmiş hali olan Yurttaş Sigortası dikkat çekiyor. Avro Bölgesi’ndeki borç krizi SPD’nin programında da geniş bir şekilde yer bulurken çözüme dair kayda değer önerileri yer almıyor. Bu konuda hükümet partilerinden farklı olarak bankalardan Mali İşlem Vergisi’nin alınması öneriliyor. Spekülatif sermayenin denetlenmesini isteyen SPD buradan elde edilecek gelirin devlet kasasına aktarılmasını istiyor. Keza SPD, AB gelelinde bir banka denetleme kurumun oluşturulmasını savunuyor.

Eğitim alanında daha fazla tam gün okul ve şans eşitliği savunan SPD, tek başına çocuk yetiştiren ailelerin daha fazla korunmasını, kadınların erkeklerle eşit miktarda ücret almasını ve borsada kayıtlı şirketlerin denetleme kuruluna yüzde 40 kadın kotası getirilmesini talep ediyor.

SPD, Schröder döneminde zenginlerden daha fazla vergi alınmasını düşürürken, şimdi tersi yöne bir adım atmanın mesajını veriyor. Ancak bu vergi artışının “ölçülü bir oranda” olmasını savunuyor. Dolayısıyla zenginlerin ne kadar servet vergisi ödemesi gerektiğini açıklamamayı tercih etti. Düşük ücretli işler için verilen sübvansiyonların, FDP gibi, kesin olarak kaldırılmasını savunan SPD, sübvansiyonların başka alanlara kaydırılmasını istiyor.

SPD ayrıca iktidarda olduğu yıllarda 67’ye çıkardığı emeklilik yaşını şimdi 45 yıl sigortalı çalışma şartıyla 63’e düşürmeyi öneriyor. Ayrıca 60 yaşında emekli olma seçeneği de sunuluyor.

 

YEŞİLLER RADİKAL TAKILIYOR

SPD’nin potansiyel koalisyon ortağı Yeşiller ise bazı konularda daha açık ve “radikal” bir program hazırlamış. Kendisinin solundaki kesimlerini de oyunu almayı hedefleyen Yeşiller, örneğin düşük ücretli işlerin kaldırılmasını ve zenginlerden daha fazla vergi alınmasını istiyor. Ne var ki, Yeşiller de bu her iki uygulamanın Schröder liderliğindeki SPD-Yeşiller koalisyon hükümeti tarafından hayata geçirildiğini unutmuşa benziyor. 2030 yılına kadar ülkedeki bütün elektrik ihtiyacının yenilenebilir enerjiden karşılanmasına programında yer veren Yeşiller, kömür üretiminin de 2030 yılına kadar bitirilmesini istiyor.

Avro Bölgesi’ndeki borç krizinin giderilmesi için SPD ile benzer önerilerde bulunan Yeşiller, bankaların daha fazla sorumluluk üstlenmesini ve bankaların 2017’ye kadar ana sermayelerinin yüzde 3’ünü mali piyasalardaki istikrarsızlığın giderilmesi için kullanılmasını talep ediyor.

Yeşiller, vergiden muaf yıllık gelirin 8700 Euro’ya çıkarılmasını, yıllık geliri 80 bin Euro’dan fazla olanlardan yüzde 49 çok kazananlar vergisi alınmasını ve saat başı asgari ücretin de brüt olarak 8.50 Euro olmasını öneriyor. SPD de asgari ücret için aynı miktarı öneriyor.

Eğitimde şans eşitliği isteyen Yeşiller, yılda en az 500 milyon Euro’nun bu alana ayrılmasını istiyor.

Yeşiller sağlık alanında ise sigorta ayrımın ortadan kaldırılmasını ve herkesin gelirine göre prim ödediği bir sisteme geçilmesini öneriyor. Yeşiller ayrıca bütün seçimlerde seçme yaşının 16’ya düşürülmesine de programında yer vermiş.

DİĞER PARTİLERİ DURUMU

Parlamentoda temsil edilen partilerin dışında, yüzde 5 barajı nedeniyle parlamentoda temsil edilmeyen partiler de seçimler öncesinde değişik taleplerde bulunuyorlar. Geçen yıl değişik eyalet parlamentolarına girme başarısı gösteren Korsanlar Partisi, internette kişisel hakların korunması, sınırsız şekilde internet kullanımı gibi konuları öne çıkarıyor. NSA skandalı nedeniyle Korsanlar’ın bu konulara daha fazla ağırlık vermesi ve oyunu artırması bekleniyor. Korsanlar ayrıca, Almanya’ya iltica kriterlerinin kolaylaştırılmasını, nükleer santraların kapatılması, herkese şartsız olarak temel geçim parasının verilmesini savunuyor. Korsanların düşük ücretli işler, kiralık işçilik gibi işçi sınıfının temel talepleri konusunda kayda değer bir görüşü bulunmuyor.

Bu seçimlerde bir çıkış yapması beklenen Almanya için Alternatif (AfD) partisi ise daha çok Euro karşıtı bir propaganda yapmaya hazırlanıyor. Muhafazakarlık bakımından CDU’nun da sağında olan bu parti ayrıca göçmenlerin Almanya’ya girişini engellemek için yeni kriterlerin belirlenmesini istiyor.

Alman Komünist Partisi (DKP) ve Almanya Marksist-Leninist Partisi (MLPD) daha çok sermayenin emekçilere yönelik saldırılarını, ırkçı saldırılar ve Euro krizini seçim kampanyası boyunca işleyecekler. (YH)

 

 

SOL PARTİ PROGRAMINDA NELER VAR?

 

Birbiriyle koalisyon kurma ihtimali olan ve bugüne kadar mecliste bir çok yasayı birlikte çıkaran dört partinin seçim programları arasında ciddi farklılıklar bulunmuyor, hatta bir çok konuda çözüm önerileri aynı. Bundestag’da bu partilerden farklı bir politika izleyen Sol Parti’nin programı da önemli ölçüde farklılıklar içeriyor.

Genel seçimlere “Yüzde 100 sosyal” sloganıyla katılacak Sol Parti, öncelikli olarak kiralık işçiliğin yasaklanmasını, mini işlerin 18 saatin altında olmamasını ve saat başı asgari ücretin brüt 10 Euro olmasını talep ediyor. Haftalık çalışa süresinin 40 saat ile sınırlandırılmasını isteyen Sol Parti, haftalık çalışma süresinin tam ücret karşılığında önce 35 saate sonra da 30’e düşürülmesini talep ediyor. Ayrıca emekçilerin “staj” adı altında firmalar tarafından sömürülmesinde de son verilmesini istiyor. Emeklilik maaşlarına yüzde 53 zam yapılmasına programında yer veren Sol Parti, emeklilik yaşının 65’e, isteyenlerin de 60 yaşında emekli olmasına olanak tanınmasını istiyor. Sol Parti, yaşlılıkta yoksulluğun olmaması için asgari emeklilik aylığının net 1050 Euro olmasını da programına yazdı. Ayrıca Batı ve Doğu Almanya arasındaki emeklilik farkının da 2017’ye kaldırılmasını talep ediyor.

 

ZENGİNLERDEN ALINAN VERGİLER ARTIRILSIN

Sol Parti’nin seçim programında vergiler alanında pek çok değişikliğin yapılması yer alıyor. Milyonerlerden daha fazla vergi alınmasını talep eden parti, örneğin 2 milyon Euro serveti olan bir kişinin yılda 50 bin Euro vergi vermesini ve bu yolla devletin kasasına yılda 80 milyar Euro girmesini öngörüyor.

Yıllık geliri 9 bin 300 Euro’ya kadar olanların vergiden muaf tutulmasını isteyen parti, aylık maaşı brüt 1000 Euro olanların da vergiden muaf tutulmasına programında yer verdi. Buna karşılık yıllık geliri 65 bin Euro’da  fazla olanlardan yüzde 53 vergi alınmasını kararlaştırdı.

Sol Parti, Euro krizinde de faturanın hakla kesilmesine karşı çıkıyor ve tekellerin ve bankaların krizin sorumlusu olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca yurtdışında bulunan Alman askerlerinin derhal geri çağrılmasını istiyor. (YH)