‚Rüya gemileri”ndeki kabus

Zenginlere yatlar ve gemiler yapan Meyer Tersanesi’nin kiralık işçi olarak çalıştırdığı işçilerin barındığı evde çıkan yangında iki kişi öldü. Yangın Almanya’daki kiralık işçilerin durumunu bir kez daha tartışmaya açtı.

 

13 Temmuz’da Aşağı Saksonya eyaletinde bulunan Papenburg’daki Meyer Tersanesi’nde sözleşmeli olarak çalışan Romanyalı iki işçi ‚tıkıldıkları‘ evde yanarak öldü. “Tıkıldıkları” diyoruz çünkü ev, Meyer tersanesi tarafından sözleşmeli işçiler için tutulmuş ve bu küçük evde 30 Bulgar ve Romanyalı işçi yaşamaktaydı.  Ölümler, Almanya’da kiralık veya sözleşmeyle getirilen işçilerin durumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Meyer Tersanesi’nde  zenginlere hayal gezileri sunulan lüks gemiler yapılıyor. Özellikle de televizyon dizilerinden tanıdığımız ‚aşk gemilerinin‘ sahibi Aida Gemicilik İşletmesine. Aida Gemicilik reklamlarında ‚rüya gibi geziler’den söz ediyor. Bu gemileri yapan sözleşmeli işçilerin hayatı ise tam bir kabus.

13 Temmuz Cumartesi günü küçük evdeki 30 işçiyi almaya gelen arabanın şoförü evin yanmış olduğunu gördü. 30 kişinin balık istifi gibi yaşadığı evdeki yangında 32 ve 45 yaşlarındaki iki Romanyalı işçi ölmüştü. Yangının nedeni henüz açıklığa kavuşturulmuş değil ama açık olan ailelerine para gönderebilmek için her türlü kabusa katlanan iki işçinin rüyalarının artık sona erdiği.

Yangın yerine gelen doktor Volker Essing, evin yangın öncesinde de yaşanılmayacak durumda olduğunu, oturma odasında dip dibe 13 yatağın bulunduğunu, işçilere herhangi bir dolap verilmediğini, Romanya ve Bulgaristan’dan getirdikleri hayati önemdeki ihtiyaçlarını yataklarının altında depoladıklarını açıkladı.

Şu sıralarda Meyer Tersanesi’nde Bulgaristan ve Romanya’dan getirilen 120 sözleşmeli işçi, kaynakçı ve gemi yapımcısı olarak çalışıyor. Kiralık işçi firması SDS aracılığıyla getirilen işçiler brüt saat ücreti 20-35 Euro’dan kiralanıyor. İşçilerin eline geçen saat ücreti ise 8-10 Euro…

Gemi yapımcılığı açısından çok düşük olan bu ücretin nedeni SDS’in kiraladığı işçileri Bordo Mavi adlı Karadeniz’deki Constanta merkezli firmaya kiraladı. Meyer Tersanesi de Bordo Mavi’den işçileri kiraladı. Böylece işçilerin üzerinden tersane dışında SDS ve Mavi Bordo da iyi para kazanmakta.

Ölen işçilerden Florin Grigore, Mavi Bordo’nun işçisiydi ve ölüm nedenini araştırmak için Papenburg’a gelen kardeşinin verdiği bilgiye göre Meyer Tersanesi’ndeki kaynakçı olarak çalışmasından eline geçen saat ücreti sadece 3,5 Euro’ydu.

Serveti 500 milyon Euro olarak tahmin edilen Meyer Tersanesi, bu serveti işçilere özellikle de kölece çalıştırdığı kiralık ve işletme sözleşmeli işçilere borçlu. Tersanede 3100 sözleşmeli, 1700 işletme sözleşmeli ve 290 kiralık işçi çalışıyor. İşletme sözleşmeli işçilerin çoğu Doğu Avrupa ülkelerinden geliyor. Resmi açıklamalara göre şu an Papenburg’ta 700 Romanyalı ve Bulgar işçi geçici olarak yaşamakta. Bu işçiler tersanenin değil SDS ve Bordo Mavi’nin ve sayıları da, adları da bilinmeyen 1000 kiralık işçi firmasının işçileri olarak görülüyor. Mavi Bordo’ya bağlı çalışan Florin Grigore’i Meyer Tersanesi’ne kiralayan SDS 120 işçiyi çalıştırarak Meyer Tersanesi’nin de aralarında bulunduğu ana firmalar sayesinde 400 milyon Euro ciro yapmış.

Yanan işçinin kardeşi, kardeşi gibi işçilerin işletmede saat ücreti 3,5 Euro’dan günde 10-12 saat hayvanca çalıştırıldığını ve sunulan evlerdeki yaşamın da insanlık dışı olduğunu söylüyor. Doktor Volker Essing de muayenehanesine gelen Romanyalı ve Bulgaristanlı işçilerin pasaport ve sağlık sigortalarının olmadığını, çoğunun saat ücretinin 3 Euro’yu geçmediğini onaylıyor.

SDS işletme sözleşmeli işçilere ayda net olarak 1800 Euro ve barınacak ev verildiğinde iddia ediyor ve “eğer ücretler düşük olsa neden çalışsınlar ki?” sorusunu ortaya atıyor. Romanyalı işçiler için ise günde kazanılan net 35 Euro ülkelerinde kalsalar ayda kazanacakları 170 Euro ile karşılaştırıldığında her zorluk katlanmaya değer….

Tersanedeki ölümler Almanya’da kiralık ve firma sözleşmeli işçilerin vahim durumunu bir kez daha gözler önüne serdi. İşçilerin bölünmüşlüğünü de…

1998-2005 yılları arasında Yeşiller-SPD hükümetleri döneminde kararlaştırılan iş yaşamı ‚reform’ları ile patronların karlarını hiçbir kısıtlamayla karşılaşmadan arttırabileceği, işçilerin de kölece çalıştırılabileceği koşullar yaratıldı. Yeşiller ve SPD, seçim öncesi eşit işe eşit ücret lafazanlığı yapsalar da kimin için çalıştıklarını icraatlarıyla gösterdiler. Sendikaların tabanın baskısıyla aldığı kiralık ve firma sözleşmesiyle çalıştırılan işçilerin sözleşmeli çalışan işçilerle eşit ücret ve haklara sahip olmaları talebi şimdilerde hayati önem taşıyor. Daha fazla işçi ölmesin, işçiler arasında parçalanmışlık yaratılıp ücretler aşağıya çekilmesin ve patronların azgınca sömürüsü ve aşırı karı devam etmesin diye…