‘Kazanan biz olduk’

 

neupack

Neupack‘ta 9 ay, 9 gün süren grev ve mücadeleyi, işverenin bütün saldırı ve oyalama taktiklerine rağmen işçiler kazandı. İşyeri Temsilciliği Başkanı Murat Güneş, aylar süren mücadele dönemiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

 

Uzun bir mücadele döneminden hangi kazanımlarla çıktınız?

Murat Güneş: İşyerimizde 50 yıldır TİS yoktu. Greve çıkarken hedefimiz bunu elde etmekti., İkincisi adil bir ücret dağılımı ve iş güvenesi elde etmekti. Eskiden taban ücret 7,80 idi şimdi ise 9 Euro oldu. Yani grev ile birlikte saat ücretine 1, 20 zam kazandık. Eskiden 40 saat çalışılıyordu. Şimdi ise 38 saat çalışılacak. Bundan önce yıllık izinler farklı farklıydı. Şimdi ise en düşük izin 28 işgünü olacak. Uzun soluklu bir çalışma sonrası işçi arkadaşlar arasında bu talepler için sağlam bir birlik oluştu. Grev boyunca işçiler olarak üzerimize düşeni yaptık. Ancak sendikamız IG BCE’nin izlediği sosyal partnerci çizgi işverene cesaret verdi. Hatta bazen ‘bizden mi, işverenden mi yana’ diye endişeye düştüğümüz oldu. Sonuçta şimdilik TİS’i alamadık. Ama herkesin yaptığı işe göre ücret alacağı bir kazanım elde ettik. Grev olmasaydı, bunları elde edemezdik. Mücadele etmeyenin kazanamayacağını öğrendik. Tabii bazen mücadele edildiği halde kaybedildiği de oluyor. Ancak grevimiz kazanımlarla sonuçlandı diyebiliriz.

 

 ‘BİR SINIFIN PARÇASI OLDUĞUMUZU ANLADIK’

Grev dönemi işçileri nasıl etkiledi, ne gibi tecrübeler kazandırdı?

Murat– Grev süresince birbirlerini tanıdılar, insan olduklarını ve yeni bir hayatı tanıdılar. Grev öncesi işçiler sadece birbirlerine selam veriyorlardı. Farklı görüş, din, dil ve mezhepten olan işçiler çıkarlarının ortak olduğunu öğrendiler. Bunu işyerimizdeki her ulustan işçiden duyabiliyoruz. Önyargılar büyük ölçüde kırıldı diyebiliriz. Grev boyunca Hamburg’da bulunan bir çok fabrikadan adını bile duymadığımız işletmelerden işçiler sendikacılar, dernekler, siyasi partiler, kadın örgütleri grevimizle dayanışma içinde oldular. Yani Neupack işçileri yalnız olmadıklarını gördüler. Önemli bir deneyim edindiler. Başka işyerlerinde olan mücadeleleri ziyaret ederek dayanışma duygularımız gelişti. Bir sınıfın parçası olduğumuzu anladık.

 

Sendikayla ilişkileriniz biraz sancılıydı, bu konuda neler söyleyeceksiniz?

– Grevin başında sendikanın tutumu iyiydi. İşçilerle birlikte hareket etti. İlk 6 hafta işverenin bütün saldırıları püskürtüldü. Daha sonra bazı sendika bürokratları, kapalı kapılar ardında işverenle görüşmeler yaparak ‘esnek grevi’ gündeme getirdi. Sendika adeta aleyhimize çalıştı diyebilirim. Diğer taraftan sendika bize güçlü maddi destek sundu. Sendika bu desteği vermeseydi grevi sürdürmemiz mümkün değildi. Bu desteği veren sendika işçiler üzerinde siyasi baskısını artırdı. Esnek grev yapılabilir ancak bu direk olarak işçilerin denetiminde olmalıdır. Ama sendika ne yaptı? Grevin sorumlusu o güne kadar ben ve iki arkadaşımdı. Esnek grev ile birlikte sendika bizi grev sorumluluğundan aldı ve adeta işverenin üretim kaybını gidermeye dönük bir tutum içinde oldu. Bazı sendika bürokratları bizi arkamızdan vurdu diyebilirim. Esnek grev ile birlikte IG BCE sendikasının Hamburg şubesi de devre dışı bırakıldı. İşçilerin en azından bir bölümü kendisini sendika olarak görüyor ancak halen ciddi bir zayıflık var. Bunu sürekli işçiler arasında konuştuk tartıştık, bu hala aşmamız gereken önemli sorunlarımızdan biri yani.

İşçiler arasında sendikaya karşı yoğun bir tepki var. Kendi aramızda sendika değiştirmeyi konuşuyoruz, tartışıyoruz, bu konuda belli bir fikre de vardık diyebilirim.

 

Peki kamuoyu ve örgütlerin grev ve mücadelenize karşı ilgisi nasıldı?

– Grevin başlamasıyla birlikte ciddi destek gördük. SPD’nin verdiği destek biraz göstermelikti diyebilirim. Gerçek anlamda bize destek olanlar DIDF, Die Linke, Bernt Rixinder (Sol Parti Eşbaşkabı) idi. Hamburg’u SPD yönetmesine karşın iki memurunu gönderip bu firmada kaç saat mesai yapılıyor kontrol ettirmediler. Hamburg polisinin de grev boyunca işçilere karşı saldırgan bir tutumu vardı.

 

Peki aradan geçen 9 ayı düşündüğünüzde ‘keşke şöyle olsaydı, şöyle yapsaydık’ dediğiniz şeyler var mı?

– Kendi adıma bir değerlendir yapacak olursam, grevin başından bu yana pişmanlık duyduğum bir konu yok. Ancak şimdi olsa, esnek greve geçilirken sendika yöneticilerine karşı daha farklı davranırdım. Örgütlenmeye başladığımız günden beri arkadaşların ortak hareket etmesi için çok çaba sarf ettik. Grev boyunca kolektif çalışmayı öğrendik. Grevi anlatmak için çağrıldığımız her yere gittik anlattık. İyi bir dayanışma komitemiz vardı. Tutumları dayanışmayı güçlendirdi. Ancak esnek grev ile birlikte sendika ‘soli kreis’i bir tehlike olarak gördü. ve dayanışma komitesini saf dışı bırakmak için yoğun bir çaba sarf etti.

 

‘BİRLİĞİMİZ VE MÜCADELEMİZ SÜRECEK’

Greviniz için ‘başarısız sonuçlandı’ diye yorumlayanlar da var, bu konuda ne diyorsunuz?

– Bazıları grevimizi başarısız bulabilir. Ben öyle düşünmüyorum. Biz mücadele ederek bazı haklar elde ettik. Grevle birlikte işçi arkadaşlarımın beklentisi çok yüksekti. Ancak grevin başarı ve başarısızlık konusunda nereden baktığımıza bağlıdır. Biz Neupack işçileri olarak sadece işverenin saldırılarına karşı direnmedik. Sendika bürokrasisinin uzlaşmacı çizgisine, basının yalan yanlış haberlerine, Hamburg polis ve mahkemelerinin işveren yanlısı tutumuna karşı da direndik, Grevimiz Hamburg da bir mücadele merkezi oldu. Adını duymadığımız bir çok fabrikadan işçiler gelip bizi desteklediler. İlk haberimizi Yeni Hayat gazetesi ve Hayat Televizyonu yaptı. Bu yüzden size özellikle teşekkür ediyorum.

Görünen o ki işyerinizde hala çözüm bekleyen sorunlar var, nasıl bir gelecek bekliyor Neupack işçilerini?

– Mücadelemiz devam edecek. Grev kırıcı işçiler işveren tarafında süresiz olarak işe alınmak istedi. Bunu kabul etmedik. Bir kısmının yıl sonunda bir kısmının da Mart 2014’de sözleşmeleri sona eriyor. Önümüzdeki dönem işverenin saldırıları değişik biçimlerde devam edecektir. Ama bizim de birliğimiz devam edecek. (Hamburg / YH)