Meclis NSU’da suya sabuna dokunmadı

 NSU cinayetlerini araştırmak üzere federal meclis bünyesinde bütün partilerin katılımıyla kurulan komisyon çalışmalarını tamamladı. 1.5 yılda 107 sanık ve uzmanın görüşüne başvuran komisyonun hazırladığı 1300 sayfalık raporda cinayetleri aydınlatacak yeni bir bilgi yok. Kurban yakınlarının avukatları raporda polis teşkilatı içindeki kurumsal ırkçılığa yer verilmemesini eleştirdi. Rapor 2 Eylül’den itibaren mecliste ele alınmaya başlanacak.

 

Ocak 2012’den beri ırkçı terör örgütü NSU’nun cinayetlerini araştırmak için çalışmalarda bulunan Federal Meclis NSU Araştırma Komisyonu, hazırlamış olduğu raporu 22 Ağustos günü Meclis Başkanı Norbert Lamert’e teslim etti. Meclis çatısı altında temsil edilen partilerin katılımıyla hazırlanan raporda, NSU tarafından göçmen kökenli esnafların polis örgütündeki kurumsal ırkçılıktan ziyade tek tek bireylerin yaptığı hatalar olarak değerlendirildi. Pek çok sorunun yanıtsız bırakıldığı rapora, katledilenlerin yakınlarını temsil eden 17 avukat tarafından ortak bir açıklamayla tepki gösterildi. Rapor, 2 Eylül’den itibaren mecliste ele alınmaya başlanacak.

Raporun teslimi sırasında konuşan komisyon başkanı Sebastian Edathy (SPD) cinayetlerin, polis ve istihbarat örgütlerinin sistematik hatalarından kaynakladığını ifade ederken, CDU/CSU’lu yardımcısı Stephan Stracke, cinayetlerin güvenlik birimlerinin utanç verici bir yengilisi olduğunu ifade etti.

Yaklaşık 1,5 yıllık araştırma boyunca 107 sanık ve uzmanın görüşüne başvuran komisyon üyeleri, 12 bin dosyayı inceledikten sonra bin 300 sayfalık bir rapor ortaya koydu. Tüm partilerin onayladığı raporda, NSU örgütünün faaliyetleri karşısında Alman emniyet birimlerinin “utanç verici bir yenilgiye” uğradığı belirtilerek, “Bütün personelimizin, özellikle de polislerin kafasına farklı düşünce şablonlarını yerleştirmeliyiz. Önyargılardan arınmış bir şekilde çok kültürlü bir düşünce yapısına sahip olmalıyız. Bu da zaman içinde eğitimle olacak” denildi.

Alman makamlarının konuya yaklaşımını eleştiren raporda ayrıca polis, adliye ve istihbarat teşkilatlarında yapılması gereken reformlarla ilgili önerilere yer verildi.

Hazırlanan raporda en büyük hatanın, Ocak 1998’de üç Neonazi’nin fark edilmesine rağmen gözaltına alınmamasıyla başlandığına dikkat çekilerek, “Eğer ilk fark edildiklerinden gerekli işlemler yapılmış olsaydı, daha sonra Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhard tarafından göçmen esnaflar öldürülmemiş, Keup Caddesi’ne bombalı saldırı düzenlenmemiş olacaktı” denildi.

Raporda, istihbarat örgütleriyle ırkçı terör örgütü arasında ilişki bulunduğunu içeren doğrudan bir belgeye rastlanmadığına işaret edilirken, cinayetleri işleyenlerin istihbarat elemanı olduğuna dair bir bilginin de bulunmadığına işaret edildi.

Komisyon üyesi FDP’li Hartfrid Wolff, 1.5 yıllık çalışma sırasında pek çok sorunun yanıtsız kaldığını belirterek, istihbarat örgütleriyle cinayetleri işleyenler arasındaki ilişki, uluslararası bağlantılar ve diğer ırkçı örgütler arasındaki ilişkiler gibi konuların halen karanlıkta olduğuna işaret etti.

Sol Partili Petra Pau ise yaptığı açıklamada, Anayasayı Koruma Örgütü’nün cinayetlerle bağlantılı olduğunu ifade ederek., örgütün dağıtılmasını istedi.

Meclis tarafından hazırlanan raporda ırkçı terör tehlikesine karşı 50 değişik reform önerisi yapıldı. Bunlar arasında polis ile istihbarat arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, yabancı düşmanı saldırıların daha titiz ele alınması gibi öneriler bulunuyor.

 

KURBAN YAKINLARININ AVUKATLARINDAN ELEŞTİRİ

Raporda, ırkçı cinayetlerin ülkede kurumsal ırkçılığın olduğuna dair kanıt olarak gösterilemeyeceği, ortada sadece tekil hatalardan kaynaklanan olaylar olduğu yönündeki tanımlamaya, NSU tarafından öldürülenlerin yakınlarının 17 avukatı tarafından yapılan ortak açıklamayla tepki gösterildi. Yapılan açıklamada meclis tarafından hazırlanan raporda asıl sorulara yanıt verilmediği belirtilerek kurumlarda var olan ırkçılığa değinilmemesi de eleştirildi. Komisyon Başkanı Edathy, polis teşkilatında kurumsal bir ırkçılığın olmadığını söylemişti.

Amadeu Antonio Vakfı da yaptığı açıklamada raporu yetersiz buldu. Vakıf tarafından yapılan açıklamada polis tekilatı içinde ırkçıların olduğuna dikkat çekerek bunlara karşı etkili bir mücadelenin sürdürülmesini talep etti.

Başbakan Angela Merkel ise yaptığı açıklamada, raporda yer verilen önerileri yerine getirmeye çalışacaklarını söyledi. Federal İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich de yaptığı açıklamada poliste ırkçılığın olduğu yönündeki eleştirilere tepki gösterdi. Friedrich, daha fazla göçmenin polis yapılması için programlar hazırladıklarını ve bu konuda olumlu bir noktada olduklarını söyledi.

Böylece, 2000-2006 yılları arasında 8’i Türkiye’den, 1’i Yunanistan’dan olmak üzere 9 göçmen esnafı ve bir Alman polisi öldüren ırkçı terör örgütü hakkında meclis cephesinden önemli bir adım atılmamış oldu. Rapor üzerinde mecliste yapılacak tartışmalardan da ciddi bir sonucun çıkması beklenmiyor.

 

DAVA 3 EYLÜL’DE DEVAM EDECEK

Göçmen esnafları katleden NSU üyelerine karşı Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde 6 Mayıs’ta başlayan davaya 3 Eylül’de devam edilecek. Yaz tatili nedeniyle yaklaşık bir ay ara verilen davada tanıkların ve kurban yakınlarının dinlenmesine devam edilecek. Davanın 2014 sonunda bitmesi bekleniyor.

 

YÜCEL ÖZDEMİR

Beate Zschaepe banka soygunlarını önceden biliyordu

 

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde devam eden NSU davasında başsanık olarak yargılanan Beate Zschaepe’nin, örgüt tarafından yapılan soygunlardan önceden haberdar olduğu ortaya çıktı. Savcılık ve Federal Kriminal Daireye (LKA) göre, mahkemede susma hakkını kullanan Zchaepe’nin, toplam 15 banka soygunu gerçekleştiren zanlı terörist Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’un bu eylemlerinden önceden haberdardı.

14 Haziran tarihli bir LKA tutanağına göre başsanık Zschaepe, iki Uwe son kez 4 Kasım 2011 tarihinde banka soyduktan iki saat sonra internette soygun mahaline yakın bölgelerde polis ve trafik kazası haberlerini araştırmış. Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde daha önce ifade veren bir polis, NSU üyelerinin kaldığı Zwickau’daki evde ele geçirilen bilgisayarın hafıza kartını incelediğini ve bilgisayarın yangın günü saat 14:30’a kadar kullanılıp, farklı kaza ve polis haberlerinin araştırıldığını söylemişti.

Federal Savcılık şimdi, bu bilgilerin Zschaepe’nin örgütün banka soygunlarının tarihi, yeri ve zamanı konusunda bilgi sahibi olduğundan hareket ediyor.

4 Kasım günü Zwickau kentindeki evlerini havaya uçuran Zschaepe’nin, bundan bir kaç ay önce yine NSU davasında yargılanan ve Aşağı Saksonya eyaletinde ikamet eden sanık Holger Gerlach’ı iki Uwe’nin kullanması için kendi adına çıkardığı sahte pasaportu almaya gittiği de ortaya çıktı.

Duruşmalarda şimdiye kadar bir defa yazılı ifade veren ve yardım ettiği teröristlerin cinayet gibi suçlar işleyemeyeceğini düşündüğünü iddia eden Holger Gerlach, ifadelerinde bu ziyaret hakkında bilgi vermezken, Holger’in avukatı Stefan Hachmeister, ipuçlarının kesin delil olmadığını savundu. (YH)