DİDF: Geleceğimiz için oy verelim

 didf

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 22 Eylül’de yapılacak genel seçimler öncesinde yaptığı açıklamada Türkiye kökenli göçmenleri sandık başına gitmeye ve programında işçi ve emekçilerin acil taleplerine yer veren Sol Parti’ye oy vermeye çağırdı. DİDF’in açıklaması şöyle:

 

22 Eylül’de Federal Parlamento’yu belirlemek için Almanya genelinde seçimler yapılacak. Sokaklar afişlerle dolmaya başladı ve gerek iktidar gerekse muhalefet partileri  çeşitli vaat ve çağrılarla bizden oy istiyor, politikalarını desteklememizi istiyorlar.

Peki işsizlik ve yoksulluğun arttığı, gelir adaletsizliğinin büyüdüğü, çalışma şartları ve geçimin zorlaştığı Almanya’da biz işçiler emekçiler, gençler ve kadınlar olarak, işverenler ve zenginler için politika yapan partileri mi yoksa bizlerin ihtiyaç ve taleplerini savunan partileri mi destekleyeceğiz?

Daha iyi çalışma ve yaşama koşullarına kavuşmak, çocuğumuza daha iyi bir gelecek hazırlamak istiyorsak emekçilerin sırtına basarak politika yapan partilere ‚artık dur‘ demek gerekiyor. Çünkü iktidardaki CDU/CSU-FDP koalisyonu şimdiye kadar izlediği politikalarla zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul hale getirdi; işverenlerin isteği üzerine güvencesi olmayan düşük ücretli işleri yaygınlaştırdı; eğitim, sağlık, ulaşım gibi temel hizmetleri özelleştirmeye devam ederek bu hizmetlerden “Ancak paran kadar yararlanabilirsin” diyerek sosyal hakları daha da azalttı…

Muhalefetteki SPD ve Yeşiller ise bu politikalara temelden bir itiraz getirmek şöyle dursun, emekçilerin hayatını zorlaştıran birçok yasa ve uygulamanın altına imza attı. “Biz CDU’ya göre daha iyiyiz, daha sosyaliz“ diyen SPD ve Yeşiller de, emeğiyle geçinen milyonlarca insanı değil, “ekonominin çıkarları” adına büyük sermaye ve zenginleri düşünen bir politikadan yana oldu. Hartz IV ve Ajanda 2010’un bu partilerin eseri olduğu biliniyor.

Bu partiler uluslararası alanda da savaş ve silahlanma politikası izleyerek, Libya’dan Mısır’a Suriye’den Afganistan’a dünyanın değişik bölgelerindeki emperyalist işgallere katkı sundular.

 

SADECE GÖÇMEN DEĞİLİZ!

Seçimler artık Almanya’nın ayrılmaz bir parçası olan biz göçmenler için de büyük önem taşıyor. Tabii ki, sadece göçmen olmaktan kaynaklanan sorunlarımızı, isteklerimizi dile getirmek açısından değil, bu ülkede yaşıyor olmaktan ve birer işçi, öğrenci, emekli veya ev kadını olmaktan kaynaklanan talep ve ihtiyaçlarımızı ortaya koymak için…

Böylelikle son yıllarda birçok parti göçmen kökenlilerin oyunu alabilmek için ne kadar “göçmen dostu olduğu” imajı vermeye çalışıyor. Göçmen kökenli adaylar göstererek ve sanki göçmenlikten kaynaklı sorunların dışında başka sorunları ve istekleri yokmuş gibi davranıyorlar.  Bir çok Türkiyeli dernek ve kuruluş da, bu yaklaşımı körükleyerek, “Kim Türkler için vaatte bulunuyorsa veya kim Türk kökenliyse onu destekleyelim; hangi parti olduğu hangi politikayı izlediği önemli değildir” propagandası yapıyorlar. Türk milliyetçiliği veya “lobicilik“ adına yapıldığı ileri sürülse de bu yaklaşım  Türkiye kökenli insanlara en ufak bir yarar getirmek bir yana tersine büyük zarar veriyor. Çünkü CDU, FDP veya SPD gibi partilere oy vermek demek; önemli çoğunluğu işçi emekçi veya işsiz olan Türkiye kökenli göçmenlerin hayatını daha da zorlaştırmak anlamına geliyor. Çünkü, düşük ücretle çalıştırılan, işten atılan, sosyal hakları, eğitimden sağlığa birçok imkanı kısıtlanan bizlere sözde “yabancı dostu” diyerek yaklaşmaları ikiyüzlülükten başka bir anlam taşımıyor…

 

EMEKÇİLERİN TALEPLERİNİ SAVUNAN SOL PARTİ’Yİ DESTEKLEYELİM

Parlamentodaki muhalefet partileri arasında, emekçilerin, yoksulların, gençlerin ve kadınların isteklerini dikkate alarak politika yapan tek parti Sol Parti (Die Linke) oldu. Geride bıraktığımız dönemde, tam ücret karşılığı iş sürelerinin kısaltılmasını, işçi ücretlerinin yükseltilmesini, taşeron firmaların yasaklanmasını ve güvenceli iş olanaklarının yaratılmasını; toplu çıkışların yasaklanmasını, her gence meslek yapma olanağının yaratılmasını, işsizlere uygulanan baskıların son bulmasını, asgari ücretin yasallaşmasını, ev kiralarının düşürülmesini, enerji zamlarının geri alınmasını yani biz emekçilerin isteklerini savundu.

Yine geçtiğimiz dönem yerli ve göçmen emekçilerin birlikte yaşamını engelleyen ayrımcı yasaların kaldırılmasını, yaşam merkezi olarak Almanya’yı seçen herkese vatandaşlık hakkı tanınmasını, ırkçı ve faşist partilerin yasaklanmasını, Almanya’da yaşayan herkese seçme ve seçilme hakkı tanınmasını, NSU cinayetlerinin aydınlatılarak, asıl sorumluların cezalandırılmasını isteyen; ırkçılığa-ayrımcılığa karşı eşit ve kardeşçe bir yaşam talebimizin arkasında duran bir parti oldu.

Bu yüzden biz emekçilerin sesini daha gür çıkarabilmesi; zenginlerden işverenlerden yana politikaları savunan partilerin pervasız saldırılarının önlenebilmesi için oyumuzu bizden yana olan, bizim taleplerimize destek veren Sol Parti için kullanalım diyoruz.