Irkçılığa karşı sadece söylemde değil, eylemde bir mutabakat sağlanmalı

 

Ali Doğan *

 

Bize göre, 22 Eylül seçimleri aynı zamanda uyum ve katılım politikası için de dönüm noktası. Siyasi partiler maalesef yabancı düşmanlığı konusunda sınıfta kalmıştır.
Ülkemizde gözü dönmüş ırkçı NSU teröristleri vahşice insanları katlederken, CDU’lu Aile Bakanımız Sayın Kristina Schröder halen “Alman düşmanlığından” bahsediyordu. Mevcut hükümet döneminde aşırı sağcılığa karşı yapılan projelerin finansmanını kısıtladı, yeni projelerin finansmanı zorlaştırdı.
“Sarrazin hadisesi” ve mevcut Sinti – Roma tartışmaları açık olarak şunu gösterdi: Aşırı sağcılık ve ırkçılık, Almanya’nın orta tabakasına kadar yaygınlaştı. Günlük yaşamdaki ırkçılık bir çok göçmen vatandaşımızı rahatsız etmekte. Tüm partiler bu konuda daha inandırıcı adımlar atmalı. Sadece söylemde değil, eylemde ırkçılığa karşı bir mutabakat sağlanmalı. Irkçılık yaygınlaştıktan sonra yapılanlar çok geç kalınmış oluyor. Bundan dolayı AABF olarak ırkçılığı önleyici projeler için federal hükümet tarafından ayrılan bütçenin artırılması, ırkçılığa karşı çalışma sürdüren dernek ve kurumların projelerden bağımsız olarak maddi ve manevi desteklenmesini talep ediyoruz.

Bunun dışında, Uyum Bakanlığı’nın Eğitim Bakanlığı ile birleştirilmesini daha uygun buluyoruz. İslam Konferansı’nın kesinlikle içişleri bakanlığının himayesinden alınması gerekiyor. Çünkü burada maalesef daha fazla güvenlik konuları tartışılmakta. Güvenlikten sorumlu olan içişleri bakanının aynı zamanda dinler arası diyalogdan sorumlu olmaması gerekiyor.
Yeni hükümetten federal konferanslar yerine somut adımlar atılmasını bekliyoruz. Gerek uyum, göç ve katılımcılık alanında, gerekse sosyal ve eğitim alanında etnik çeşitliğin imkanlarını ve doğallığını ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Günlük yaşamdaki ırkçı saldırıların daha ağır cezalandırılmasını ve orta tabakaya kadar yaygınlaşan „yabancı“ düşmanlığına karşı somut girişimler olması gerekiyor.

 

  • Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri