Suriye düğümünü kolay çözülür mü?

Suriye’de “rejim değiştirme” hedefiyle iki yılı aşkın bir süredir Batılı emperyalist devletler ve onların bölgesel işbirlikçilerinin desteğiyle çıkarılan iç savaş, uçunca bir süredir askeri müdahale için kullanılıyor. 21 Ağustos’ta kimyasal silahların kullanıldığı iddiasıyla yeniden doruğa çıkan müdahale çağrıları G20 Zirvesi’nde ele alındı.

 

1999’da; dünya nüfusunun yüzde 65’ini, ekonomisinin yüzde 86’sını ve ticaretinin yüzde 80’ine oluşturan 19 ülke ve Avrupa Birliği’nin oluşturduğu G20 Grubu, her ne kadar ekonomideki sorunlara yanıt aramak üzere kurulmuş bir birlik platform olsa da, 5/6 Eylül tarihleri arasında Rusya’nın St. Petersburg (Leningrad) kentinde düzenlediği toplantıya, daha çok Suriye eksenindeki siyasi gelişmeler damgasını vurdu. Pek çok kesim tarafından “Suriye krizine” çözüm adresi olarak gösterilen G20 Zirvesi’nden, dünyanın karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve emperyalist devletler arasındaki çıkar çatışmalarında giderek sertleşmesi nedeniyle, beklendiği bir çözüm çıkmadı.

 

KAMPLARA BÖLÜNMÜŞ BİR DÜNYADAYIZ

St. Petersburg Zirvesi öncesinde ve sırasında, Suriye’ye askeri bir müdahale ekseninde yapılan açıklamalar, ABD ile Rusya etrafındaki kamplaşmanın iyice gün yüzüne çıktığı gösteriyordu. “Soğuk Savaş”ın bitmesinden sonra, daha çok düşük yoğunluklu görülen emperyalist devletler arasındaki çıkar çatışmaları, genellikle uzlaşmayla sonuçlanıyordu ve yola da kalınan yenden devam ediliyordu.

Ancak gelinin aşamada kolay uzlaşmanın zor olduğu görülüyor. Her ne kadar günümüzde G20 içinde bir kamplaşma kendisini net ve keskin bir şekilde ortaya koymasa da, ekonomik-siyasi gelişmeler ve uluslararası ilişkilerdeki gerilim bu platform içinde de ciddi bir bölünmenin olacağını gösteriyor. Özellikle, BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) G20 içinde ayrı bir kampı oluşturması kuvvetle muhtemeldir. Kaldı ki bu ülkeler G20 Zirvesi’nde Suriye konusunda ABD’nin hazırladığı metni imzalamayarak ortak tutum aldılar.

Bu nedenle sertleşen çıkar çatışmaları dünya üzerinde emperyalist bloklaşmanın hatlarını daha belirgin bir şekilde ortaya çıkaracağı, tek tek ülkelerin kendi çıkarlarına göre bir kampa yakın duracağı ya da dahil olacağı bir sürecin tam ortasında bulunuyoruz. Bu kamplaşmanın bir tarafından Rusya diğer tarafından ABD’nin olacağı artık görülüyor.  Rusya, geçirdiği tarihsel süreç, sahip olduğu askeri, siyasi ve enerji kaynaklar nedeniyle bugün ABD’nin başını çektiği Batılı cephesine (İngiltere, Fransa, Almanya,…) karşı en önde duran ülke haline gelmiş durumda.

Denilebilir ki, Rusya ile Batılı emperyalistler arasında Libya’nın işgal edilmesine kadar yapılan bütün pazarlıklar bir şekilde uzlaşmayla sonuçlandı ve birlikte hareket edildi. Rusya’nın Libya’ya “insani amaçla askeri müdahaleye ve rejim değişikliğine” onay vermesine rağmen, Batılı emperyalistlerin (ABD, Fransa ve İngiltere) bunu kendi başına gerçekleştirmeleri tam bir “kırılma noktası” oldu. Rusya, Libya konusunda sözlerin yerine getirilmediğini daha sonra açıkladı. Zaten dönemin ABD Savunma Bakanı Robert Gates de New York Times gazetesinde verdiği demeçte “Rusya kendisini aldatılmış hissediyor” demişti.

Ve Rusya, Libya’ya karşı dünya üzerindeki güç dengelerini de gözeterek “uzlaşma ve diyalog” yoluyla çözmeye çalıştığı bu türden işgal planlarına artık geçit vermeme karar verdi. Nitekim Putin o zaman “İkinci bir Libya olmayacak” demişti.

Suriye’nin iki yıldan fazla bir süredir öncekiler gibi kolay bir şekilde işgal edilmemesinde elbette Rusya’nın verdiği destek küçümsenemez. Bu desteğin bir yanını Rusya-Suriye ilişkilerindeki yakınlık diğer yanını ise Rusya’nın dünya siyasetinde oynamak istediği etkili politikadan kaynaklanıyor.

 

PUTİN’İN OBAMA’YA KEDİ-KÖPEK OYUNU

G20 Zirvesi’nin başladığı gün Der Spiegel dergisinin internet sayfasında Marc Pitzke’nin New York’tan yazdığı haber-yorumda Putin’in Obama’yla kedi köpek oyunu oynadığına dikkat çekiliyordu. Hakikaten de zirve öncesinde yapılan açıklamalara baktığımızda Putin, kendisine ve ülkesine güvenen bir pozisyonda Obama ile adeta dalga geçiyordu. “Esad’in kimyasal silah kullandığı ispatlansın o zaman biz de vururuz” diyordu. Obama ise ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesi’nin aldığı kararla “Vurmaya hazırım” diyordu.

Açıktır ki; Rusya zirvede, ABD ve lideri Obama’yı daha az uluslararası desteğe sahip hale getirmek istiyordu ve öyle de oldu. Zirveden sonra basında yer alan haberlerin çoğunda Obama’nın yalnızlaştığına dikkat çekiliyordu.  Bu nedenle Rusya, St. Petersburg Zirvesi’ni adeta maçı kendi sahasında oynayan bir futbol takımı gibi kazanmak, uluslararası düzeyde gücünü ve kurduğu ittifak bağlarını güçlendirmek için sahaya çıktı.

Herkesin ABD ve liderinin dediğine “Evet” dediği bir dönemin kapandığı, Obama’nın zirve öncesindeki İsveç ziyareti sırasında da görülmüştü. İskandinav ülkelerinin başbakanlarının Obama’ya Suriye izin BM şartının olması gerektiği yönündeki sözleri aynı zamanda pek çok ülkenin de tutumu olarak görülebilir.

Dahası bugüne kadar yapılan bütün işgallerde ABD’nin yanı başında olan İngiltere, bu kez yok. “Fino köpeği”ni kaybetmiş bir ABD eskisi gibi geniş düzeyde uluslararası destek bulması pek mümkün görünmüyor.

Denilebilir ki; Suriye’yi işgal planları ya da kendisine yakın bir rejim tesis etme hesapları, aynı zamanda ABD’nin uluslararası arenada ciddi bir şekilde yalnızlaşmasının da başlangıcı olabilir.

 

SURİYE ÜZERİNDEN SATRANÇ

ABD ve Rusya rakip “şah”lar olduğu Suriye üzerindeki satranç oyununda, gelinin aşama itibarıyla, feda edilecek her piyonun, atılacak her hamlenin büyük bir anlamı var. Zira, oyunun bu safhasında yapılacak en küçük hata, bundan sonraki gidişat için büyük bir önem taşıyor. Bu nedenle, emperyalist ülkeler arasındaki çıkar çatışmalarındaki sertleşmenin ulaştığı düzey kolay bir uzlaşmanın G20 Zirvesinde sağlanmasının zor olduğunu gösteriyordu. Nitekim de öyle oldu.

Suriye üzeride emperyalist devletler arasındaki çıkar çatışmalarının düğümünün çözülmesi, eğer taraflardan biri geri adım atmadığı taktirde, çok kanlı ve uzun bir süreceği yayılacağı bugünden görülüyor. İki yılda 100 bin kadar insanın katledilmesi, milyonlarca insanın da yerinden-yurdundan edilmesi de bunu gösteriyor. Bu nedenle emperyalist politikalara, savaşa ve silahlanmaya karşı mücadele bundan sonra çok daha büyük bir önem kazanmış bulunuyor.

 

Merkel’den Obama’ya rötarlı destek

5-6 Eylül’de St. Petersburg’de yapılan G20 Zirvesi’nde ABD’nin, BM Güvelik Konseyi’nin kararı olmadan askeri müdahalede yapılması yönünde hazırladığı metni, aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Kanada, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın olduğu 10 ülke imzaladı.  Diğer ülkeler ise imzalamamı ya da sonraya bırakmıştı. Zirve sırasında ABD’nin hazırladığı metni imzalamayan ülkeler arasında en dikkat çeken ise Almanya oldu. Başbakanı Angela Merkel, imzayı bir gün sonra atmayı tercik etti. Gerekçe olarak da AB’nin ortak bir tutum almasını beklemeyi gösterdi.

Bir gün sonra Estonya’nın başkenti Vilnius’ta bir araya gelen AB Dışişleri Bakanları toplantısında, Esad rejimin kimyasal silah kullandığına dair güçlü ibareler olduğu bu nedenle cezalandırılması gerektiği yönünde bir karar aldı.

G20 Zirvesi’nde ABD tarafından hazırlana metne imza koymayan Almanya, AB tarafından alınan bu karardan sonra ABD’ye metni olduğu gibi imzaladığını bildirdi. Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, bu rötarlı desteğe gerekçe olarak G20 Zirvesi’ne katılmayan AB üyesi ülkelerin görüşünü almayı gösterdi. Halbuki, G20 Zirvesi’nde katılan İngiltere, Fransa, İtalya buna gerek duymadan, Obama’ya desteklerini bildirmiş ve metni de imzalamıştı.

Merkel’in Obama’ya bir gün sonra desteğini bildirmesi Almanya’da muhalefet partiler tarafından sert eleştirdi. SPD’nin başbakan adayı Peer Steinbrück ve Yeşiller Eşbaşkanı Claudia Roth, Merkel’in dış politikada zikzak yaptığını ifade ettiler. Sol Parti Dış Politika Uzmanı ve eski BM denetçisi Jan van Aken ise yaptığı açıklamada, “Federal Hükümeti’nin ABD tarafından hazırlanan metne imza koyması, Almanya’nın Obama’nın gönüllüler koalisyonunda olacağı anlamına geliyor. Merkel, ülkeyi Ortadoğu’daki savaşa sürüklemek istiyor“ dedi.

Van Aken, Federal Parlamento’yu hükümetin Suriye politikasını görüşmek üzere olağanüstü toplantıya davet etti.

 

PERDE ARKASINDA NELER VAR?

Merkel’in Obama’ya desteğini bir gün sonra bildirmesi, bir taraftan G20 Zirvesi’nde katılan diğer AB üyesi ülkelerin de sözcüsü olduğunu göstermeye çalışırken, diğer taraftan G20 masası etrafında tamamen ABD’nin belirlediği çizide olmadığını, farklı bir yoldan gittiğini göstermeye yönelik bir adımdır. Keza seçimlerin ortasında Obama’ya verilecek şartsız destek Merkel’in bir kaç puan oy kaybetmesi anlamına geleceği de açık.

Diğer bir önemli neden ise Rusya ile olan ilişkiler. Almanya son yıllarda dışpolitikasını belirlerken Rusya’yı gözetiyor. Zira, enerjide Rusya’ya bağımlı olması ve Rusya’da pek çok Alman tekelinin büyük işler yapması bunu gerektiriyor. Bu nedenle Almanya, G20 Zirvesi’nde hemen ABD’nin yanında olduğunu göstermek istemedi ve taktik bir hamle gecikmeli de olsa Batı cephesinde yer aldığını gösterdi. Ne var ki, ABD ile Rusya arasında ilişlilerin daha fazla gerilmesi durumunda, koşullar daha fazla açık tutum almaya sorunlu bırakabilir.

Bu nedenle Almanya, ekonomik çıkarları için daha uzun bir süre daha ABD ile Rusya arasında zikzaklar yapmaya devam edecek. (YH)

 

ABD Senatosu, Suriye oylamasını erteledi

 

ABD Kongresi’nin üst kanadı olan Senato, Suriye’ye müdahale konusunda 11 Eylül’de yapmayı planladığı oylamayı erteleme kararı aldı. Senato Çoğunluk lideri Demokrat Harry Reid, yaptığı açıklamada, Suriye konusunda uluslararası tartışmalar sürerken oylama yapmanın faydalı olmayacağını vurguladı. Reid, „Önemli olan oylamayı ne kadar hızlı yaptığımız değil, ne kadar başarılı yaptığımızdır” ifadelerini kullandı.

Senato’da giderek artan tasarı karşıtı senatörlerin de erteleme kararı alınmasında etkili olduğu ifade ediliyor. CNN’in Senatörler arasında son yaptığı ankette tasarıya destek veren senatör sayısı 20’de kalmıştı. 25 senatörün tasarıya karşı çıktığı ifade edilirken 55 senatörün ise kararsız olduğu görülüyordu. Yetkililer ertelemeye rağmen oylamanın bu hafta gerçekleşebileceğini belirtiyor. Karardan önce Rusya, Suriye’ye kimyasal silahlarını uluslararası denetçilere açması çağrısında bulunmuş, Suriye de bu teklifi hemen kabul etmişti. (YH)