Almanya ticarette yeni rekora gidiyor

Federal İstatistik Dairesi DESTATİS tarafından yayınlanan altı aylık dış ticaret raporu Almanya’nın ekonomik gücünü ortaya koyuyor. Her ne kadar yılın ilk altı ayında ihracatta yüzde 0,6’lık bir gerileme kaydedilse de Alman sermayesi açısından şimdilik ‘işler tıkırında’ gibi görünüyor.

PAZARLAR SALLANTIDA

Yılın ilk altı ayını temel alan dış ticaret raporunda ihracatın yüzde 0,6 gerileyerek 547,4 milyar Euro olarak gerçekleştiği yer alırken, gerilemenin özellikle AB-Euro bölgesinde yaşandığı bildirildi. AB geneline ihracatın yüzde 1,7 gerilediğine dikkat çekilen raporda, “Euro bölgesine yönelik ihracat yüzde 2,9 gerileyerek 205,1 milyar Euro olarak gerçekleşti” denildi.

Almanya’dan sonra Euro bölgesinin 2. ve 3. büyük ekonomileri olan Fransa ve İtalya’ya yönelik ihracat olağanüstü geriledi. Fransa’ya ihracat yüzde 4,3 gerileyerek 51,3 milyar Euro’ya düşerken İtalya’ya ihracat ise yüzde 6,3 gerileyerek 27,8 milyar Euro olarak gerçekleşti. Euro ülkesi olmayan Birleşik Krallık’a ihracat ise yüzde 4,8 artarak 37,7 milyar Euro olarak gerçekleşti.

AB-Euro bölgesine yönelik ihracatı azalması doğan açık “üçüncü ülkeler” olarak anılan AB-Euro dışı ülkelere yapılan ihracatın artmasıyla kapatılmaya çalışıldı. Burada göze çarpan ilk ülke ise Almanya’nın ihracatını bir önceki yıla oranla yüzde 14,5 artırarak 11,4 milyar Euro’ya çıkardığı Türkiye oluyor.

ABD pazarına yönelik ihracat yüzde 2,3 artarak 42,7 milyar Euro’ya çıkmasına karşın özellikle gelişmekte olan pazarlar olarak anılan Hindistan ve Çin pazarlarına yönelik ihracatta ise yüzde 8,6 ve yüzde 5,9 gerileme yaşandı.

 “SOLUKLANIYORUZ, İKİNCİ YARIDA HAMLE YAPACAĞIZ”

Alman Dış Ticaretçiler ve Toptancılar Birliği (BAG) Başkanı Anton Börner, pazarlardaki bu gelişmeleri ve Almanya’nın dış ticaretindeki gerilemeyi, “soluklanma” olarak değerlendirdi. Pazarlardaki bütün olumsuz gelişmelere karşın Almanya’nın harikulade bir gelişme kaydettiğini söyleyen Börner, “Şimdi bir soluk almak için duraksadık, ikinci yarıda ciddi bir hamle yapacağız” dedi.

Almanya ekonomisinin dış çalkantılara çok çabuk reaksiyon gösterdiğini söyleyen Börner, “İhracattaki gerileme dış ticaret farkına olumsuz yansımadı ve bu ülke ekonomisi için düşünüldüğünden çok daha değerli” dedi.

Yılın ilk altı ayında ihracat yüzde 0,6 gerilerken aynı süredeki ithalat ise yüzde 1,7 gerileyerek 449,5 milyar Euro’ya düştü. Böylece yılın ilk altı ayındaki dış ticaret farkı 97,7 milyar Euro Almanya’nın lehine gerçekleşti. 2012’nin ilk altı ayında ise dış ticaret farkı 93,4 milyar Euro Almanya’nın lehine gerçekleşmişti.

SİPARİŞLER GERİLEDİ

Dış ticaret farkı Almanya’nın lehine gelişse de ikinci yarıda yapılacak ‘hamle’ konusunda şüpheler artıyor. İkinci yarının ilk ayında, Temmuz’da ihracat 93,4 milyar Euro ile bir önceki döneme göre 0,5 milyar Euro düzeyinde geriledi.

Genel seçimler öncesinde hükümetin “harika yarattık” açıklamaları da aslında gerçeği yansıtmıyordu. Nitekim Eylül başında Federal Ekonomi Bakanlığı tarafından yapılan ve sermaye basını tarafından geniş kamuoyuna yansıtılmayan bir açıklamada, “Temmuz ayında imalat sanayinde beklenmedik düzeyde, yüzde 1,7, bir gerileme yaşandı” deniliyordu. Ki bu rakam da tam gerçeği yansıtmıyor. Özellikle inşaat işkolunda giderek büyüyen spekülasyon balonunun bu rakamı küçülttüğünü belirten sendikanın iktisatçıları, “Sadece endüstri baz alındığında üretimin yüzde 2,1 daraldığı görülecektir” görüşünü savunuyorlar.

6 Eylül günü Tagesschau Online’de yayınlanan bir haberde ise Alman endüstrisinin sipariş girdilerinin yüzde 2,7 gerilediği bildirildi. Özellikle dış siparişlerin yüzde 4,5 ile olağanüstü gerilediği bildirilen haberde, “Sezonsal gelişmelerden arındırılmış bu veriler önümüzdeki aylar için durumun iç açıcı olmadığını gösteriyor” yorumuna yer verildi.

ALMANYA’NIN FAZLASI – DİĞERLERİNİN BORCU

Bütün bu olumsuzluklara karşın Almanya’nın diğer ülkelere karşı elde ettiği dış ticaret fazlası uluslararası ekonomik ilişkilerde dengesizliklerin Almanya’nın lehine büyümesine neden oluyor. 97,7 milyar Euro düzeyindeki dış ticaret fazlalığı yılın ilk ayında 1335,84 milyar Euro (1 trilyon 335 milyar 840 milyon Euro) olarak gerçekleşen GSMH ile karşılaştırıldığında tablo daha anlaşılır oluyor.

Buna göre dış ticaret fazlalığı Almanya GSMH’nın yüzde 7,313’üne denk düşüyor. AB Komisyonu gibi IMF ve Dünya Bankası da dış ticaret fazlalığının GSMH’ye oranla yüzde 6’yı geçmesini “uluslararası ekonomik istikrarı tehdit eden unsur” olarak değerlendiriyorlar.

Almanya’yı daha önce uyaran AB Komisyonu’nun bu yıl sonuna doğru gelişmenin sürmesi halinde “ihtar davası” (Mahnverfahren) açması gerekiyor.

Almanya ile yaptıkları ticarette satın aldıklarından daha az satan ülkeler, açıklarını diğer ülkelerle yaptıkları ticaretten karşılayamıyorlarsa, bu açıklarını borçlanarak karşılamak zorundalar. Örneğin yılın ilk yarısında Almanya’dan 11,41 milyar Euro hacminde ithalat yapan Türkiye, buna karşılık Almanya’ya yönelik 6,05 milyar Euro düzeyinde ihracat yaptı. Böylece Türkiye’nin Almanya karşısında 5,35 milyar Euro hacminde bir dış ticaret açığı doğuyor. Bu açığını ülkelerle yaptığı ticaretle kapayamayan Türkiye borçlanmak zorunda kalıyor.

Tabi bu durum sadece Türkiye ile sınırlı değil. Almanya’nın dış ticaret açığı verdiği bir avuç ülkenin dışında bütün ülkeler için geçerli.

 

 

ALMANYA ASIL TİCARETİ AVRUPA’DA YAPIYOR

 

Ocak-Haziran 2013 arası pazarlara göre ticaret oranları

İHRACAT                      İTHALAT

AB Euro Bölgesi:                   yüzde 37,6                  yüzde 38,8

AB Euro Bölgesi dışı:          yüzde 19,8                   yüzde 18,9

AB dışı Avrupa:                    yüzde 11,9                   yüzde 13,3

Asya:                                         yüzde 15,9                   yüzde 17,4

Amerika:                                  yüzde 11,7                   yüzde   8,4

Afrika:                                       yüzde   2,1                   yüzde   2,7

Avustralya:                            yüzde   0,9                   yüzde   0,4

 

 

 

FRANSA: HAKSIZ REKABETE SON VERİN!

Fransa Sosyal Ekonomi Bakanı Benoit Hamon, BBC’ye verdiği bir demeçte, Almanya’nın düşük ücret politikasına son vermesini talep etti. Fransa’nın en büyük gözlük imalatçısı Optic 2000’in fabrikasına yaptığı gezi sırasında konuşan Hamon, Almanya’da yeni kurulacak hükümeti, ‘kurallara uygun davranmaya çağırdı.

Almanya’da çalışma yasalarında yapılan reformlarla düşük ücretli işlerin yaygınlaştırıldığını hatırlatan Fransız bakan, “düşük ücret uygulamasıyla bu ülkenin malları daha da ucuz hale geldi. Almanya’da yeni kurulacak hükümet, işçilerin ücretleri üzerinden gerçekleşen bu haksız rekabete son vermeli” dedi.

2005 yılında Fransa’nın rekabet gücü sıralamasında 11. olduğunu söyleyen Hamon, bugün ülkesinin 23, sırada olduğuna dikkat çekti. Aynı süre zarfında Almanya’nın 6. sıradan 4. sıraya çıktığını söyleyen Hamon, “Almanya’nın rekabet gücünü ayda 400 Euro ödeyen işlere dayandırmadığı bir sosyal politika uygulamasını istiyorum. Yeni hükümetin tarım ekonomisi 7 Euro saat ücret olan işlere dayanmamalı” dedi. Hamon, işçilere daha az ücret ödenmesi üzerine kurulu bir rekabeti kabul etmeyeceklerini sözlerine ekledi.

Fransa’da sanayinin son yıllarda gerilediğini belirten Hamon, “burada bir takım yapısal sorunların olduğunu kimse inkar etmiyor. Bunun karşısında ücretler konusunda haksız bir rekabetin olduğunu ve bunun da sanayimize olumsuz yansıdığını da kimse inkar edemez” dedi.

Geçen sene 67 milyar Euro olan Fransa’nın dış ticaret açığının 39 milyarı Almanya ile yapılan ticarette gerçekleşti. Almanya Fransa’ya 104 milyar Euro değerinde mal ihraç ederken Fransa’nın Almanya’ya yönelik ihracatı ise 65 milyar Euro düzeyinde kalmıştı.

“Fransa, fabrika işçilerinin yerini kuaförlerin ve fast-food dağıtımcılarının aldığı bir hizmet ekonomisi haline gelemez. İmalat sektörümüzü korumak zorundayız” diye konuşan Hamon, hükümetin bu yönde önemli planları olduğunu kaydetti.

ÜLKEYİ YENİDEN ENDÜSTRİLEŞTİRMEK İÇİN ATILIM

Ülkesinin son 10 yıldır adeta “endüstrisizleştirildiğini” söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, “şimdi artık yeni bir endüstri Fransa’sını yaratmanın zamanı geldi” dedi. Bunun için hükümetin 34 büyük projeye toplam 3,7 milyar Euro kaynak ayırdığını söyleyen Hollande, “Bu büyük ulus tarihinde büyük projelere imza atmış olduğu gibi tarihin kendisine dayattığı bütün sınavlardan başarıyla çıkmasını bilmiştir” dedi.

Devletin artık büyük sanayi dallarına fazla karışmayacağını da sözlerine ekleyen Hollande, “Büyük projelere kaynak sağlayıp itici güç olacağız. Gerisini büyük şirketlerimiz kendileri gerçekleştirecek” dedi.

Projeler arasında sadece “elektrik enerjisi ile çalışan uçak”, “100 kilometrede 2 litre harcayan otomobil” ve “geleceğin hızlı treni” bulunuyor. EADS, Renault ve Dassault gibi firmaların 10 yıl içinde Fransa’yı yeniden yaratacaklarını söyleyen Hollande, aynı süre zarfında ihracat ağırlıklı endüstride 480 bin yeni iş sahası yaratılacağını da sözlerine ekledi.