Yunanistan: Suikast ve sorumluluk

Sonu gelmez bir döngüyle akan görüntüler; kasklı çevik kuvvet polisi, koşmaya hazır genç bir adam, yanan çöp kovaları ve molotofkokteylleri, göz yaşartıcı gaz ve geceyi aydınlatan kıvılcımlar… Atina yine alevler içinde.  Kısa sürede her yere yayılan bir video, polisin yanında taş atan bir grubu açıkça gözler önüne serdi. Devletin koruması altında savaşan aşırı sağcı başıbozuklar. İnternette daha az popüler olan başka görüntüler de vardı, örneğin geçtiğimiz Salı gecesi, Neonazi Altın Şafak’ın bir üyesi tarafından öldürülen solcu rapçi Pavlos Fyssas’ı anmak ve cinayeti protesto etmek için toplanan binlerce kişi gibi… Sokaklara, televizyona, parlamentoya ve karakollara sızan faşist zehire karşı duran binler…

Altın Şafak, ilk kez öldürmüyor. Ancak ilk kez beyaz Yunan ulusundan birini öldürüyor ve bu onun ilk açık politik suikastı. Fyssas, antifaşist kimliği bilinen bir isimdi. Bazıları kara tişörtler ve kamuflaj pantolonları giymiş yaklaşık 30 kişi tarafından, işçi mahallesi Amfiali’de pusuya düşürüldü ve göğsünden iki kez bıçaklandı. Polise teslim olan biri sonradan Altın Şafak üyesi olduğunu itiraf etti.

Neonazi gösterilerinin yapıldığı bir haftanın sonunda gerçekleşen cinayet, planlı olarak yükseltilen bir gerginliğin parçası olduğu hissini veriyor. Eylül ortasında, eli sopalı ve levyeli yaklaşık 50 kara tişörtlü, Atina’nın en yoksul mahallelerinden biri olan Perama’da afiş asan 30 Komünist Parti taraftarına saldırdı. 9 komünist ciddi şekilde yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Hafta sonu boyunca solcular, bir Altın Şafak milletvekilinin ülkenin kuzeyindeki bir kasabada Nazi kurbanları için gerçekleşen anmaya çelenk bırakmasını protesto etti. Milletvekilinin ekibinden biri protestolara faşist selamıyla karşılık verdi. En son Altın Şafak taraftarları, Meligalas’ta İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Nazi işbirlikçisinin öldürülüşünü anan etkinliği bastı. 2 Altın Şafak milletvekili belediye başkanından mikrofonu kaptı ve hükümeti “hain” olarak niteledi. Bu sırada yandaşları da daha az “saf” olarak gördükleri milliyetçi gruplara saldırdı.

Yunanistan’da tarih, güçlü bir sembolik savaş alanıdır. Göçmenler konusunda hükümeti kendi çizgisine çeken Altın Şafak, daha da azgınlaştı ve faşizmin her zaman için en köklü düşmanı olan solun (Neonazilerin deyimiyle Yahudi Bolşevizmi) üzerine daha açık bir şekilde gitmeye başladı. Kime oy vereceklerini soran anketlere yüzde 15 oranında “Altın Şafak” yanıtını veren, kimisi partinin göçmen karşıtı, popülist propagandasına tav olan eski solcu Yunanların çoğunun bu tip ideolojik ayrıntılarla ilgilenmeye niyeti yok. Geçmişte ve bugün hükümetlerin yardımı –özellikle Samaras’ın Yeni Demokrasi koalisyonu- olmasa Altın Şafak’ın bugünkü desteği kazanmasına imkan yoktu.

YENİ DEMOKRASİ’NİN NEO-NAZİ KUMARI
Yeni Demokrasi oy uğruna Neonazilerin bazı söylemlerini ve politikalarını benimsedi ve onları göçmenlere ve solculara karşı bir hazır kıta olarak kullanarak tehlikeli bir oyun oynadı. Bunu yaparken polis içindeki Altın Şafak taraftarlarından da faydalandı. Samaras ve onun bazı danışmanlarının Yunan aşırı sağı ile bilinen, uzun süreli ilişkileri var. Birkaç gün önce meşhur bir televizyoncu Yeni Demokrasi ile “daha ciddi” bir Altın Şafak’ın koalisyon kurabilme ihtimalini ortaya attı.

Ancak Altın Şafak’ın başarısı onun sistem karşıtı bir güç olarak görülmesinde yatıyor. Hareket içerisinde gerginliklerin ortaya çıktığına dair belirtiler var. Bazı üyeler, partinin imajını düzeltip daha saygıdeğer adayları öne çıkarmak isterken, diğerleri ise sokaklardaki “fırtına asker”lerin sayısını artırmak istiyor. Fyssas cinayeti sonrası, hükümet için çok kritik bir anda, radikal kanat belini doğrultmuş görünüyor. Troyka’nın temsilcileri ülkeye verilecek yeni borç paketini açıklamadan önce Yunanistan’ın kaydettiği ilerlemeyi ölçmek için kapıda bekliyor. Bunun yanında kesintilere ve işten çıkarmalara karşı 48 saatlik grev yapılıyor. Kimi bilançolar “daha az kötü” gibi gözükebilir ama daha çok insan açlığa itiliyor. Avrupa basınında sözü edilen Yunan “başarı hikayesi” artık acı verecek seviyede güçsüz.

Başbakan Samaras, Neonazileri kınamak için televizyonlara çıktı. Kamu Düzeni Bakanı Nikos Dendias, demokrasiyi koruyacaklarını açıklayarak suç örgütleri ve silahlı çeteleri tanımlayan kanunları değiştirmekten söz etti. Bu adamlardan hiçbiri faşistlikle suçlanmıyor (bazıları öyle dese de) ancak kontrol edemedikleri ve hiçbir zaman da edemeyecekleri karanlık güçlerle işbirliği yaptılar. Şu anda vaat ettikleri içinse çok geç kaldılar.

Bundan sonra ne olacağı belirsiz. Pavlos Fyssas cinayeti, Yunanistan’ın küçük sorununu dünyanın gündemine soktu. Ülke içinden ve dışından çok sayıda ses Altın Şafak’ın kapatılmasını istiyor. Bunun yakın gelecekte gerçekleşeceğini sanmıyorum. Partinin daha radikal unsurları ve liderliği bunu her şeyden çok isteyecektir. Daha önce de hükümeti bu kararı alacak noktaya sürüklemeye çalıştılar. Sahip olduğu oy çoğunluğunun kırılganlığı, Troyka’nın baskısıyla yapmak zorunda olduğu reformları düşündüğümüzde hükümetin Altın Şafak’ın şu anda sahip olduğu 18 koltuk için seçimleri riske edeceğini hiç de sanmıyorum.
Tabii yılan, kaba derisini atıp, adını değiştirip, adap öğrenir ve Yunanistan’ın ta derinlerine doğru nüfuz etmeye devam etmezse.

*The Nation’dan çeviren Mithat Fabian Sözmen

Maria Margaronis