Daha çok Beklersiniz!

hurriyet

22 Eylül seçimlerinden sonra sandıktan yeni bir koalisyon hükümeti çıktı. Görünen o ki, koalisyonun rengi “Kırmızı –Siyah” olacak… Ve yine görünen o ki, rengi değişse de hükümetin asıl karakterinde bir değişiklik yaşanmayacak. Yani zenginler-sermaye kollanırken, yoksullara-emekçilere ise fedakarlık önerilecek. CDU ve SPD yönetimi, yeni koalisyonun nasıl bir programa sahip olacağını belirlemek için görüşme turlarına başladı. Bir yandan bunlar arasında pazarlıklar sürerken, diğer taraftan farklı çıkar çevreleri de yeni hükümetin ajandasına kendi isteklerini geçirmek üzere lobi yapmaya başladı.

Bir kısım Türkçe medya ve  bir kısım Türkiyeli örgüt de fırsatı değerlendirmek adına bu furyaya katılmakta gecikmedi. Manşetler atılmaya, istekler sıralanmaya, “Almanya’daki Türkler olarak” yeni hükümetten beklentiler dile getirilmeye başlandı.

Hürriyet’in “Bekliyoruz” başlıklı manşeti ise bunun en çarpıcı örneği oldu. Almanya’da faaliyet gösteren çeşitli federasyon ve dernek yöneticilerinin ağzından istekler sıralandı: “Çifte vatandaşlık kabul edilsin”, “Kamu alanında daha fazla göçmen kökenli çalıştırılsın”, “Göçmen bakanlığına daha fazla yetki verilsin”, “Aile birleşimi kolaylaştırılsın”, “Uyum zirvelerine devam edilsin”, “Türkiye’nin AB üyeliği desteklensin” vs.

Neden ve hangi hakla Almanya’daki Türkleri bunların temsil ettiği iddiası bir kenara, bu örgütlerin Köln’de basın toplantısıyla ortaya koydukları taleplere bakıldığında iki şey dikkat çekiyor.

İlki; söylenenlerden çok, sözü edilmeyen ihtiyaç ve talepler! Yeni hükümete 12 dilek sunuluyor ama bunlar arasında, büyük bölümü işçi emekçi olarak hayatını sürdüren Türkiye kökenlilerin ne iş derdi, ne geçim sıkıntısı, ne de sosyal problemleri var.  Sendikaların, kitle örgütlerinin, mesleki sosyal kuruluşların bas bas bağırdığı asgari ücretmiş, emeklilik yaşının düşürülmesiymiş, düşük ücret ve taşeron işçilik sorunlarıymış, gençlerin gelecek sorunu ya da sosyal adaletsizliğin giderek artmasıymış … Bunların bir tekine bile rastlamıyorsunuz nedense. Zannedersiniz bu ülkede işsizlik, yoksulluk vb. sosyal problemler Türklerin yanından bile geçmiyor!

Göçmen olmaktan kaynaklanan özel sorunları elbette yaşıyoruz ve bu konudaki ayrımcılığın, eşitsizliğin giderilmesini istemek en demokratik haklardan biridir. Ama bizler bu ülkede birer işçi, işsiz, öğrenci, ev kadını… olarak yaşıyor; bu ülkedeki bütün işçilerin, işsizlerin, yoksulların, öğrencilerin, emekli veya ev kadınlarının yaşadığı sıkıntıları da birebir yaşıyoruz. Göçmen olmaktan kaynaklanan dertlerimiz dile gelmeli ama iş, aş, gelecek gibi hayati konuları neden ısrarla unutuyor ve bizim de ilgilenmememizi istiyorsunuz! Yani vatandaşın avukatı-sözcüsü rolüne soyunuyorsunuz ama vatandaşın gerçeğinden bihabersiniz.

İkincisi; bu örgüt ve derneklerin yaydığı aşırı iyimserlik! Sözünü ettikleri sıkıntılara neden olan yasa ve uygulamalar sanki CDU veya SPD tarafından çıkarılmadı; göçmenlerin hayatını zorlaştıran partiler sanki bunlar değildi!

Seçimlerden önce “kime verirseniz verin ama sandığa gidin Türkler olarak varlığımızı gösterelim” diye kampanya yürütenler yine bunlardı. Gerek göçmen olmaktan kaynaklanan gerekse sosyal alandaki sorunlara neden olan partileri seçmeyi öneren bu örgütler, şimdi hiç sıkılmadan bu partilerden çözüm çıkacağı hayali yayıyorlar.

Vatandaşın avukatlığına soyunan bu çevreler bilmiyor mu bunları. Elbette hem söylediklerinin hem de söylemediklerinin farkındalar. Bu tutumları, basit bir yanlışlık veya ihmal değil; tersine bilinçli tercihleri ve yıllardır yürüttükleri politikalarının bir sonucu…

Onların derdi burada yaşayan Türkiye kökenlilerin dertlerini azaltmak değil, Türkiyelileri salt etnik ve dini kökenleriyle tarif edilen bir adacığa hapsederek, bu değerleri kendi çıkarlarına malzeme etmek. Yoksa ne vatandaşı dert edinen var ne vatandaşın dertlerini düşünen…

“Bekliyorlarmış”…  Bu gidişle “daha çok beklersiniz”!

Siz beklemeye devam edin ama vatandaşın yakasını bırakın. Eğer bu ülkede insanca, eşit haklarla yaşayacaksak beklemeye değil, bu ülkenin demokratik güçleriyle, bu ülkenin emekçileriyle birlikte hareket etmeye-adım atmaya, ortak dertlerimiz için mücadele etmeye ihtiyacımız var. (YH)