‘Küçük Adolf’un büyük sırrı

 102NSU

4 Nisan 2006’da Dortmund’da Mehmet Kubaşık’ı öldüren NSU’lu ırkçılar, iki gün sonra 6 Nisan’da Kassel’de 21 yaşındaki Halit Yozgat’ı internet cafede katlettiler. Cinayet sırasında cafede olan istihbarat elemanı Andreas Temme, NSU davasında tanık olarak dinlendi. Ama her zaman olduğu gibi bir şey söylememeye özen gösterdi. Ancak, eldeki veriler Teme ile NSU arasında bir bağın olabileceği yönünde.

Irkçı terör örgütü NSU ile istihbarat örgütleri arasındaki bağlantının aydınlanmasında, 6 Nisan 2006’da Kassel’de Halit Yozgat’ın öldürülmesi büyük bir önem taşıyor. Çünkü bu son kurban öldürüldüğü sırada Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Örgütü elemanı Andreas Temme’nin olay yerinde olduğu tespit edilmişti. Bu tespitle seri cinayetlerin son bulması arasında bir bağın olup olmadığı bugün en çok merak edilenler arasında. Eğer bu soruya bir yanıt verilebilirse, Temme ya da diğer istihbarat elemanlarının yakayı ele vermeleriyle cinayetlerin işlenmeye devam etmesi arasındaki ilişkide açıklık kazanacak.

Keza dava sürecinde Halit Yozgat katledildiğinde istihbarat örgütü elemanının neden o saatte internet cafede olduğu, cinayeti işleyen terör örgütü üyeleriyle bir bağlantısının olup olmadığı en çok merak edilenlerin başında geliyor. Bu önemli soruların üzerindeki sis perdesinin aralanmasında kilit bir konumda bulunan Andreas Temme, 1 Ekim günü Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinde görülen NSU davasında, mahkeme heyetinin karşısına çıkarak tanık olarak ifade verdi.

İstihbaratçı Temme’nin ifadesinden bir gün önce, Yozgat cinayetini araştıran polis memuru mahkeme heyeti huzurunda, cinayetten sonra Hessen İçişleri Bakanlığı’nın soruşturmanın derinleştirilmesini engellediğini söylemişti. O zaman Eyalet İçişleri Bakanı olan Volker Bouffie, daha sonra eyaletin başbakanı oldu. Aynı polis memuru, yapılan bütün engellemeler nedeniyle soruşturmayı derinleştirmeden tamamlamak zorunda kaldıklarını anlatmıştı.

Polisin soruşturma kapsamında, internet cafedeki bilgisayarlar üzerinde yaptığı incelemede, Andreas Temme’nin kullandığı bilgisayarın kullanmaya başlanması ve bitirilmesi süresi nedeniyle dikkat çektiği için, istihbarat elemanı olduğu bilinmeden hakkında arama kararı çıkarılmış, kısa bir süre sonra da tutuklanmıştı. Kaldığı kasabada “Küçük Adolf” olarak tanınan istihbarat elemanın evinde yapılan aramada bir çok ırkçı materyal bulunmuştu.

 

GÖRMEDİM-DUYMADIM TAKTİĞİ

Temme mahkemeye yaptığı açıklamada, olay günü Halit Yozgat’ın işlettiği internet cafede olduğunu, çıkarken Halit’i hesabın alındığı masanın arkasında görmediğini, bu yüzden tezgahın üstüne 50 cent bırakıp çıktığını söyledi. Ancak olayı soruşturan polisler, Temme’nin internet cafesinden çıktığı sırada Halit Yozgat’ın katledilmiş halde, tezgahın arkasında yattığını iddia ediyor. Zira internete girmek için kullandığı bilgisayardaki veriler bunu gösteriyor.

Bu nedende 1.90 metre boyundaki Temme’nin tezgahın arkasındaki Yozgat’ı görmemesinin mümkün olmadığını dile getiriliyor. Zira, Halit Yozgat’ın babası İsmail Yozgat da hem polise hem de mahkemeye verdiği ifadede, oğlunu yerde gördüğü an, tezgahın üzerinde kan izlerinin bulunduğunu söylemişti. Bunu, Temme’nin ifade verdiği gün de tekrarladı.

Ama ne hikmetse istihbarat elemanı Halit Yozgat’ı ve kan izlerini görmemişti!

 

41 SANİYELİK FARK

Halbuki, Yozgat cinayetini soruşturan emniyet biriminin raporuna göre, Temme ya cinayetin işlendiği sırada ya da cinayetten 41 saniye önce internet cafeden çıkmış. Zira kullandığı bilgisayarın kayıtları bunu gösteriyor. Cinayetten hemen sonra olay yerinden kısa bir süre içerisinde uzaklaşması da akıllardaki soruları çoğaltıyor.

Bilgisayar üzerinden yapılan incelemede Temme, cinayet günü saat 16.51 ila 17.01 arasında Halit Yozgat’in öldürüldüğü cafede bulunuyordu. Yozgat ise saat 16.54 ila 17.03 arasında öldürülmüştü. İsmail Yozgat, oğlunu saat 17.03’te ölü olarak bulmuştu.

Dakika dakika tespit edilen bu durumda, uzmanlar istihbarat elemanının cinayet sırasında içeride olduğunu tahmin ediyor.

Halit Yozgat’ın öldürüldüğü saatte internet cafede 6 kişi bulunuyordu. Polis olay yerinde geldiğinde beş kişi tanıklık ederken, bir kişi ortalıktan kaybolmuştu. Bu kayıp tanık istihbarat elemanı Temme’den başkası değildi. İki haftalık araştırmadan, telefon dinlemelerinden sonra istihbarat elemanı Temme, polis tarafından gözaltına alınarak ifadesi alındı. Zira polisin açık çağrılarına rağmen o güne kadar tanıklık için kendisi başvuruda bulunmamıştı.

Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Örgütü’nün resmi elemanı olarak Kuzey Hessen bölgesinde “Radikal Yabancılar” alanında görev yapan Temme aynı zamanda ırkçı örgütler içindeki ajanlarla ilişkiyi sürdürüyordu.

Evinde yapılan aramada vesikalı silahın yanı sıra kitlesel şekilde insan öldürmeyi anlatan kitaplar bulunmuştu. Ayrıca aralarında Hitler’in “Mein Kampf”ının da olduğu çok sayıda sağcı yayından alıntıları içeren belgeler bulunmuştu. Bunları 13-14 yaşlarında aldığını söyleyen Temme, aşırı sağcı olmadığını ileri sürüyordu. Ancak, kaldığı yerde sağcı görüşlerinden ötürü komşuları onu “Küçük Adolf” olarak adlandırmışlardı. Zira, Federal Parlamento Araştırma Komisyonu’na verdiği ifadeden sonra da bazı milletvekilleri “güçlü sağcı görüşlere sahip” tanımlamasında bulunmuştu.

Halit Yozgat cinayetiyle bu denli yakın olan Andreas Temme, gözaltı olayından sonra istihbarat elemanlığından alınarak valilikte görevlendirildi.

 

NEDEN İFADE VERMEKTEN KAÇTIN?

Mahkeme Başkanı Götzl’in, Halit Yozgat’ın öldürülmesinden sonra neden polise tanıklık için başvuruda bulunmadığı yönündeki sorusuna Temme, “İlk önce bir gün önce internet cafesinde olduğumu düşündüm. O dönem özel hayatımda bir çok sorun vardı. Yeni evliydim ve eşim hamileydi. Açıkçası çekindim. Bu yüzden tanıklık için başvuruda bulunmamakla hata ettiğini” söylemekle yetindi.

Temme’nin açıklamaları kafalardaki bir çok soruya yanıt olmadı. Bu nedenle avukatlar bütün dosyalar incelendikten sonra bir kez daha dinlenmesi için başvuruda bulundu. Keza açıklamaları, Mahkeme Başkanı Götzl’i de pek tatmin etmedi.

Ancak, hem poliste hem de mahkemede yapılan açıklamalara bakılırsa, Temme gerçeklerin üstünü örtmek için özel hayatını, kişisel sorunlarını gerekçe göstererek olayla bağlantısı olmadığını ileri sürmeye devam edecek.

Ne var ki, kısa bir süre önce evlenen Temme’nin internete kadın arkadaş bulmak için girdiğini söylemesi de pek inandırıcı gelmiyor.

Ne var ki, polis tarafından toplanan veriler, istihbarat elemanı Temme’nin bir tesadüf sonucunda o gün internet cafesinde olmadığını güçlendiriyor. Bakalım, bu ilerleyen dönemde istihbaratla NSU arasındaki bağlantının somut bir halkası olan Kassel cinayeti konusunda yeni bilgiler ortaya çıkacak mı?

 

YÜCEL ÖZDEMİR

 

Tanığın şüpheli ölümü

 

NSU davasında bir diğer ilginç değişme de polis memuru Michaelle Kuiserwetter’in ölümüyle bağlantılı olan bir tanığın şüpheli bir şekilde ölmesi oldu. Kiesewetter cinayetini araştıran “Umfeld” adlı özel birim tarafından ifadesine başvurulması planlanan Florian H., 16 Eylül’de Stuttgart’ta park yerindeki arabasında ölü olarak bulundu. Irkçı çevrelerle bağlantısı olduğu belirtilen Florian H.’nin tam da Eyalet Asayiş Dairesi’ndeki özel araştırma birimiyle bulaşacağı gün öğle saatlerinde ölmesi kuşkuları arttırdı. Florian H.’nın öldüğü gün saat 17.00’de güvenlik birimleriyle randevusu vardı.

Ölüm olayıyla ilgili dosyayı tutan Stuttgart Emniyet Dairesi, Florian H.nin intihar ettiğini açıkladı. H.’nin yakın çevresini soruşturan polis, gencin kısa bir süre önce kız arkadaşından ayrıldığını bu nedenle intihar etmiş olabileceğini öne sürdü. Resmi bilgilere göre olay günü Florian H., babasına ait otomobille yaşadığı Heilbronn’dan Stuttgart’a geldi. Burada bir araç kamp yerine arabasını park eden H., üzerine benzin döküp ateşe verdi. O sırada park yerinde olan görgü tanıkları, küçük bir patlama sesi duyduklarını söyledi.

Florian’ın daha önce de sorgulandığı, ancak Ocak ayında kurulan “Umfeld” adlı özel araştırma birimi tarafından yeniden sorgulanmak istendiği öğrenildi. H., polis memuru Michelle Kiesewetter’in öldürüldüğü Heilborn’da yaşıyordu.

 

NSU’nin istihbaratla yeni bir bağlantısı ortaya çıktı

 

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 9 göçmen esnafı ve bir Alman polisi katleden ırkçı terör örgütü NSU ile istihbarat arasında yeni bir bağlantı ortaya çıktı. Bu yılın Şubat ayında Federal Anayasayı Koruma Örgütü (BfV) ile Federal Kriminal Dairesi (BKA) arasında NSU hakkında yapılan bilgi alışverişi dosyasında, BfV istihbarat elemanı Michael S. ile NSU’nun tetikçisi Uwe Mundlos arasında bir bağlantının olabileceğine işaret edildi. 1998’de Uwe Böhnhardt ve Beate Zschaepe ile birlikte yer altına çekilen Uwe Mundlos’un örgütün en önemli adamı olduğu bilinmesine rağmen, 2001 yılına kadar aktif olarak görev yapan Michael S.’nin bu grupla bağlantılı olduğu, hatta NSU terör hücresinin fikir babası olduğu ileri sürüldü

İstihbarat örgütündeki adı “Tarif” olan Michael S.’ye ayrıva 2002/2003 yıllarında da maaş verilmeye devam edildiği de NSU Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporda belirtilmişti.

Neonazi örgütlerle yakın ilişkisi olan Michael S. “en iyi kaynak” olarak gösterilirken, bir çok kez hakkında “ırkçı terör örgütü kurmak”tan ötürü dava açıldı, ancak hiç birisinden bir sonuç alınamadı. 1986’da ırkçı “Temiz Almanya Aksiyonu” diye bir örgüt kurdu, bir çok gösteride de boy gösterdi.

 

NSU Davası’nda sürpriz tanık ifade verdi

 

2000-2006 yılları arasında 8’i Türkiye kökenli, biri Yunanistanlı olmak üzere toplam 9 göçmen esnafı ve bir Alman polisi seri cinayetler halinde katleden ırkçı terör örgütü NSU’nun 40. duruşmasında sürpriz bir tanık dinlendi.

4 Nisan 2006’da Dortmund’da Mehmet Kubaşık’ın öldürülmesinden bir süre önce davanın başsanığı Beate Zschaepe’nin olay yerinde gördüğünü avukatlar aracılığıyla davanın görüldüğü Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’ne bildiren “sürpriz tanık” Pazartesi günü bizzat duruşmaya katılarak ifade verdi. Veronika v. A. adındaki tanık, cinayet öncesinde Zchaepe’yi Dortmund’da gördüğünü, göz göze geldiğini mahkeme huzurunda söyledi.

Tanık Veronika v. A. verdiği ifadede, Mehmet Kubaşık’ın öldürülmesinden dört gün önce, 31.03.2006 günü, kızının taşınması nedeniyle Dortmund’da bulunduğunu ve o gün Beate Zschaepe ile göz göze geldiğini söyledi. Tanık şunları söyledi: “Taşınırken eşyaların bir kısmını çatıya çıkarmıştık. Çatı  penceresinden bakınca hepsi siyah giyinmiş dört kişiyi gördüm. Dürbünle baktım hepsi  Neonazi’ydi. Selam vermeye çalışınca Zschaepe yukarı baktı. Göz göze geldik. Aşağıya indiğimde gitmişlerdi. Hepsi 3-5 dakika sürdü” dedi.

Tanık ayrıca duruşma sırasında Zschaepe’ye dönerek, “Eğer sana benzeyen mükemmel bir dublörün yoksa o sendin” dedi.

Tanık ifadesinde olaydan önce bölgede dört kişiyi gördüğünü ifade ederken, bu dördüncü kişinin yerelde NSU’lu teröristlere yardımcı olan kişi olabileceği tahmin ediliyor.

Göçmen esnafların NSU tarafından öldürüldüğünün ortaya çıkmasından yayınlanan fotoğraflarda Zschaepe ve tetiği çeken ancak şu anda hayatta olman Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ı tanıdığını söyleyen tanığın, söylediklerinin doğru çıkması durumunda, Zschaepe’nin cinayetlerin işlenmesine bilfiil katıldığı anlamına gelecek. Bu da yargılamada önemli bir değişikliğe yol açacak. Zira, açılan davada başsanık Zchaepe’nin cinayetlerin işlenmesine katıldığı ileri sürülmekle birlikte, cinayetler sırasında olay yerinde olduğuna dair somut bir delil ortaya konulamamıştı.

Ancak, tanık Veronika v. A.’nin vermiş olduğu ifadenin bir karıştırma olabileceği de ileri sürülüyor. Kubaşık’ın öldürüldüğü kioska yakın oturan komşuları ise polise verdikleri ifadedede söz konusu kişilerin bölgede yaşayan komşular olduğunu daha önce ifade etmişti. Bu yönde ifade veren bir çift ise 8 Ekim Salı günü mahkeme huzurunda tanıklık yapacak.

Öte yandan çetenin ölen üyesi Uwe Mundlos’un babası Sigfried Mundlos da Pazartesi günkü duruşmaya seyirci olarak girmek istedi ancak şahit olarak çağrılacağı için salona alınmadı.

 

BABA YOZGAT TANIKLIK YAPTI

NSU Davası’nın dünkü duruşmasında ise 6 Nisan 2006’da Kassel’de öldürülen Halit Yozgat’ın babası İsmail Yozgat ifade verdi. Kısa bir süre önce açtığı internet cafede oğlunun öldürülmesinden kısa bir süre sonra olay yerine giden Yozgat, duruşmada adeta olay anını yeniden yaşadı. Yozgat, oğlunun kucağında öldüğünü gözyaşları içinde anlatarak, “Ama kimin yaptığını bana söyleyemedi” dedi. Mahkeme başkanının sürekli yatıştırmaya çalıştığı İsmail Yozgat, “Kuzumu neden öldürdünüz?” diye isyan etti. Halit Yozgat öldürülmeseydi 7 Nisan’da doğum gününü kutlayacaktı.

Duruşmaya bugün de devam edilecek. Yozgat’ın öldürüldüğü sırada internet cafede olduğu ortaya çıkan istihbarat elemanının da bu hafta ifade vermesi öngörülüyor. (YH)