Anadil Dersinde Türk Milliyetçiliğini aşılamaya çalışan bir ders kitabı

Songül Kaya-Karadağ

 

Almanya´da Türkiye kökenli çocukların anadil eğitimi hakkı gözetilerek pek çok okulda Türkçe dersi veriliyor. Ancak bu derslerde öğretilen içerik, son aylarda konsolosluk aracılığıyla ücretsiz ders malzemesi olarak dağıtılan bazı kitapların teşhir edilmesiyle birlikte bazı tartışmalara yol açtı. “Uzaktaki Yakınlarımız” adıyla dört cilt halinde hazırlanan bu kitaplar, Türkiye´deki resmi ideolojinin, başka bir deyişle asimilasyon politikasının burada yetişen gençler ve çocuklar üzerinde de devam ettirilmesi şeklinde.

31 yıldan beri Willy-Brand-Gesamtschule´de Türkçe öğretmenliği yapan ve Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW)´nda aktif çalışmalarıyla tanınan Süleyman Ateş´le bu konu hakkında görüştük.

Süleyman Ateş kitaplarla ilgili ilk izlenimini şöyle anlatıyor: “Şimdi sorun şu; AKP hükümeti buradaki Türkiye kökenli çocuklar için ‘Uzaktaki Yakınlarımız’ adlı dört tane kitap hazırlatmış. Birinci kitap 1., 2. ve 3. sınıflar için, ikincisi 4. ve 5. sınıflara yönelik, 6. ve 7. sınıflar için üçüncü bir kitap, en son kitap da 8., 9. ve 10. sınıftaki gençlere göre hazırlanmış. Bu kitaplar elime geçtiğinde beynim döndü. İlk kitapta daha açar açmaz kocaman bir Türk bayrağı göze çarpıyor, hemen ardından, ‘Türküm, doğruyum’ diye başlayan, Ne mutlu Türküm diyene!’ ile biten andımız var. Bu andı Türkiye´de okula giden herkes bilir. Başka bir kökene, kültüre ve dile sahip olsa bile, orada okula giden her çocuk bu andı ezberlemek zorundaydı bir kere. Yani ırkçı, milliyetçi bir asimilasyon politikası. Şimdi bu andı buradaki çocuklara da ezberletmemiz isteniyor bizden. Bu milliyetçi politikayı Almanya´da yaşayan insanların da arasına koyarak ayrım yaratmak, resmi görüşü dayatmak istiyorlar. Bu ters birşey. Almanya gibi çok kültürlülüğün hakim olduğu bir ülkede bu tür söylemler ancak ayrımcılığa ve düşmanlığa yol açar. Öte yandan burada Türkçe bildiği için derslere giren öğrencilerin hepsi Türk değil. Bunların arasında Türkiye kökenli olan Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Çerkezler, Lazlar var. Biliyorsunuz Anadolu´da pek çok kültür yaşıyor ama resmi Türkleştirme politikasından dolayı bu insanlar ne dillerini konuşabiliyor ne de kimliklerini ifade edebiliyorlar. Bu baskıcı yaklaşımın Almanya´daki okullarda uygulanması gerekmiyor. Çünkü bu anlayış çağdaş ve ortak yaşama ters düşüyor.”

 

SENDİKALAR DA ELEŞTİRİYOR

 

Süleyman Ateş ve bir grup meslektaşı kitapların içeriği hakkında konuştuktan sonra bunu Nisan ayındaki eyelet kongresinde tartışmak üzere bir karar taslağı olarak sunmaya karar vermişler. Bu karar taslağı sendikanın genel kurul toplantısında oy birliğiyle kabul edilmiş. Konsolosluk aracılığıyla dağıtılan milliyetçi kitapların teşhiri ilk olarak 1 Mayıs´ta Kölner Stadtanzeiger adlı gazetede, daha sonra da diğer gazetelerde yayınlanmış. Kitapların içeriği ve resmi boyutu basına yansıyınca bakanlık durumu incelemek için eğitim ve bilim sendikasından ayrıntılı bir rapor talebinde bulunmuş. -Süleyman Ateş bu raporun çok kısa bir süre içerisinde sendikalı öğretmenlerin özverili çalışmalarıyla ayrıntılı olarak yazıldığına değiniyor.- Raporu alan bakanlık bazı incelemelerde bulunduktan sonra aynı sorunla ilgili Duisburg-Essen üniverstesindeki Türkistik bölümüne başvurmuş. Oradan gelen raporda da kitapların eğitim yöntemi açısından Almanya´daki eğitime uygun olmadığı belirtilince bu kitapların derslerde kullanılması ve ek ders malzemesi olarak dağıtılması engellenmiş. Süleyman Ateş bu süreçte resmi ideolojiyi ve konsolosluğu destekleyen bazı Türkçe öğretmenlerinin, milliyetçi dernek ve politik çevrelerin de harekete geçtiklerini, çağdaş eğitime uygun dersler vermek isteyen sendikalı öğretmenleri “Kürtçü olmakla” suçladıklarını da dile getiriyor. Hatta bu karşıt görüşteki kişi ve dernekler yazılı ve sözlü olarak Eğitim ve Bilim sendikasını (GEW) böyle bir çalışma yaptığı için eleştirmiş, hatta „asıl“ işinde yoğunlaşmamakla suçlamışlar. Süleyman Ateş herşeye rağmen sendikayla birlikte kararlı bir inisiyatif geliştirdiklerini, bu yüzden kitapların sadece NRW´de değil, Almanya´nın diğer eyaletlerinde de tartışma gündemine girdiğini belirtiyor.