Geleceğimiz ve eşitliğimiz için el ele verelim!

 

01gocmenkadinlar

2005 yılında kurulan  ve kurulduğu tarihten itibaren kadınların özlem ve taleplerini kucaklayan, çalışmalar yürüten Göçmen Kadınlar Birliği kongresini gerçekleştiriyor.

 

2005 yılında kurulan ve kurulduğu tarihten bu yana kadını baskı altına alan, toplumsal, sosyal ve politik yaşama katılmasının önünde engeller oluşturan her tür akım, anlayış, geleneklerle mücadele eden Göçmen Kadınlar Birliği, 5. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirecek. Kadınların eşitsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe karşı, hak ve taleplerini savunan GKB, kongresinde de daha iyi çalışma koşulları, eşit haklar, eşit işe eşit ücret ve sosyal güvence talep edecek, kadın yoksulluğuna ve düşük ücretlere hayır diyecek. Bir çok şehirde kongre öncesinde toplantılar ve değişik etkinlikler düzenleyen Göçmen Kadınlar Birliği dernek ve gruplarının hazırlıkları son aşamaya geldi.

Göçmen Kadınlar Birliği tarafından kongre öncesinde yapılan açıklamada, dünyanın bir çok ülkesinde kadınların sırtına yeni yük ve sorumluluklar yüklendiğine dikkat çekilerek  „Günümüzde, geleneksel roller, yeni argümanlarla yeniden yeniden üretiliyor; şiddet, yaşamın her alanında normalleştirilmeye çalışılıyor. Politikacılar kürsülerden kadınları suçlamaktan çekinmezken, medya da cinsiyetçi ve ayrımcı yayınlarıyla, pornografiyi körüklüyor, bedeni meta olarak kullanıyor. Bütün bunlara, gerici yasa ve uygulamaların bir biri ardına uygulamaya konulması eşlik ediyor. Bir çok ülkede kürtaj tartışmaları, kadını eve kapatmayı hedefleyen yasal değişiklikler gündemde. Annelik kutsanıyor, kimi ülkelerde düşük ücretli işlerde çalışan kadın oranı yükseliyor, kimi ülkelerde de ev eksenli çalışma yaygınlaşıyor. “ denildi.

Çocuk bakım parası uygulamasıyla, Hartz IV yasalarıyla, esnek çalışmanın, düşük ücretli işlerin yaygınlaşmasıyla, açıktan veya dolaylı yollardan eve kapanma çağrılarının yapılmasıyla kadınların, Almanya’da da sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenen gerici ve muhafazakar politikaların hedefi olduğuna vurgu yapılan açıklamada  „Geleneksel rollerin pekiştirilmesindeki ısrarın ve saldırganlığın arkasındaki çıplak gerçek ise, sermayenin ihtiyaçları.“ sözlerine yer verildi.

Kongreyle ilgili sorularımızı yanıtlayan GKB Başkanı Sidar Demirdöğen de yıllardır ayrımcılığa karşı eşit haklar için mücadele ettiklerine ve kadınlara yönelik ayrımcı yasa ve uygulamalara karşı harekete geçtiklerine dikkat çekerek „Yürüttüğümüz bütün çalışmalarda olduğu gibi kongremizde de, kadınların yaşadıkları sorunlara karşı taleplerini dile getirmesinin, örgütlenmesinin ve bir araya gelmesinin ne denli önemli olduğunu dile getireceğiz. Yasaların durmadan emeğiyle geçinenlerin aleyhine değişmesine, sağlığın ve eğitimin paralı hale getirilmesine karşı çıkacağız. Bu taleplerimiz için yapılması gerekenleri hep birlikte tartışacak, kararlar alacağız.Taleplerimizin yaşama geçmesinin yolunun yerli ve göçmen emekçilerle birlikte daha güçlü, kesintisiz, en küçük çabayı birleştirerek, önyargıları boşa çıkararak mücadele etmek olduğunu bir kez daha dile getireceğiz.“ diye konuştu. Demirdöğen, yasalar karşısında eşit olmayan göçmen kadınların sorunlarının, geleneksel aile, toplum yapısı ve alışkanlıklar nedeniyle zorlaştığına değinerek „Ayrıca ayrımcılık ve dışlanma Türkiyeli kadınların yaşadığı sorunların boyutunu artırıyor.  Kongremizde bu sorunlara karşı da birlikte neler yapabileceğimizi ele alacağız. Ve elbette 2005 yılından bugüne attığımız adımları gözden geçirecek, daha kitlesel bir kadın örgütü olabilmek için yapılması gerekenleri de konuşacağız.“ dedi.

Merkezi Frankfurt’ta olan Göçmen Kadınlar Birliği’nin Almanya çapında  toplam 23 şehirde grupları ve Berlin, Dortmund, Düsseldorf, Neuss, Göppingen ve Hamburg da bölge dernekleri bulunuyor.

 

 

Örgütlülük güçlendirir birleştirir, değiştirir!

Elif Demirhan

 

Göçmen Kadınlar Birliği merkezi kongresi öncesinde Dortmund Göçmen Kadınlar Birliği çalışmalarına hız verdi.  Bu yıl 5.si  yapılacak olan kongreye ilgi yoğun. Kongreyle ilgili bir açıklama yapan Dortmund Göçmen Kadınlar Birliği , „Bizler sekiz yıldır büyük bir titizlik ve sabırla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu yıl 18 kadınla kongreye katılıyoruz ama bir çok kadın da gelmek istediği halde eşlerinin baskısından dolayı kongreye katılamıyor.  Kadının evden çıkmasının önündeki engelleri ortadan kaldırmak, burjuva, feodal geleneklerin kadınları çok yönlü tehdit eden yönleriyle hesaplaşmak için daha fazla kadına ulaşmamız ve örgütlenmemiz gerekiyor. Ancak kadınların iki günlüğüne evin dışarı çıkmasını sağlamanın, taleplerini ifade edeceği, sorunlarını tartışacağı kongreye katılımını sağlamanın önemli bir kazanım olduğunu da görmemiz gerekir.“ görüşlerine yer verdi.

Dortmund üyesi kadınlar kongreyle ilgili düşüncelerini ve beklentilerini gazetemize aktardılar.

 

Elif Turan (işyeri temsilcisi):

Kongreye katılamayacağım için çok üzgünüm. Ama evde oturmayacağım. O gün işçi arkadaşlarımla greve çıkıyoruz. İşyerimizde grev var. Sesimizi duyurmak için merkezde ve işyerlerinin önünde olacağız.  Hakkımızı savunacağız.  Ben ikinci genarasyondan bir göçmen kadınım, işçiyim, anneyim. Kadınların iş dünyasında, toplumda rollerinin nasıl değiştiğini görebiliyoruz. Artık salt çocuk yetiştirmek, yemek yapmak, temizlik yapmak değil  bizim işimiz. Ev geçindirmek, ekmek parası kazanmak, evin sorumluluğunu da almak zorundayız. Koşullarımız ağırlaştı. Eskiden babalarımız parayı getirirdi, hak ve hukuktan habersizdik. Ama şimdi başka sorunlar var. Çalışma yaşamında şartlar giderek ağırlaştı. Göçmen olmak da bunun tuzu biberi.  İki dil ve kültür arasında yaşamın zorluğu. Kadın her zaman her yerde yaşam savaşı veriyor. Önemli olan kadınların örgütlenmesi, birleşmesi  ve bir yumruk olması. Elbette sadece göçmen kadınların değil bütün kadınların örgütlü olması gerekiyor. Göçmen kadınların çoğu çalışıyor. Ama sendikal bilinçten çok yoksunlar. Başta da belirttiğim gibi dil sorunu. Bir de sendikaya sadece aidat alan bir kurum olarak bakmaları. Sendikanın kendisiyle güçlü olacağının bilincinde değil. Herkes kendi bulunduğu kurumda örgütlenirse durum değişir.  Örneğin ben işyeri temsilcisiyim. Sendikamda örgütlüyüm. Diğer yandan da Dortmund Göçmen Kadınlar Birliği’nde.  Benim kadınlara çağrım; İşyerindeki sendika olabilir, kadın dernekleri olabilir buralarda aydınlanmak, yakınındakini aydınlatmak. Kadın olarak iş ve toplumdaki rolümüzü bu fikirden yola çıkarak belirlemek.

 

Kisa Uzelmann:

Ben Cezayirliyim. Bizlerin nerelerden geldiğimiz önemli değil. Sorunlarımız aynı. Çocuklarımızın geleceği, eğitimi, iş hayatımız ve yaşadığımız toplumla kaynaşma. Bu kadın oluşumuna, kendime çok yakın hissettiğim için katıldım ve Dortmund yönetiminde yer aldım ve ilk olarak kongreye katılacağım. Dil sorunu yaşarım diye düşündüm ama o coşkuyu görmeye değer. Bizler burada yaşıyoruz. Burada yaşayıp başka bir yerin hayalini kurmak bizi sorunlarımızdan uzaklaştırır. Biz buradaki hayatta yerimizi almalıyız. Sadece dil farkımız var. Sorunlarımız aynı. Öncelikle kadınların sorunları çok farklı değil. Benim ülkemde de kadınların durumu aynı.  Onun için kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerekir.

 

Bahar Atçı (işçi):

Ben ilk kez katılıyorum. Kişisel olarak kadınların örgütlenmesinin toplumsal değişime yol açabileceğini biliyorum.  Geçmişten günümüze erkeklere biçilen roller ve kadına biçilen roller var. Bu hala böyle sürüyor. Bunun için bizim daha çok mücadele etmemiz gerekiyor.

Erkek egemen sistem erkeklerin iliklerine kadar işlemek ister, işlemiştir de. Onlara sünnet fotoğraflarıyla böbürlenmelerini söyler, silahlarla, arabalarla oynamalarını, pantolon giymelerini, kısa saçlı olmalarını, askere gitmelerini söyler, evlerinin „reisi“ olmalarını söyler, „itaat et“ der. „Devletine itaat et ve tam bir erkek ol, kendine itaat ettir, kadınlar sana itaat etmeli“ ve ekler „kadınlar sizin tarlalarınızdır, dilediğiniz gibi sürebiliriz“, erkek bunları dinler, askere gider, evinin reisi olur, kadını döver, birilerinin anasına küfreder. Kadın üzerindeki bu baskılar artar, artar… Aslında, hem erkek hem de kadınlar için görülmesi gereken asıl otorite sistemdir. Erkeği ve kadını birbirinden uzaklaştıran, birbirine kırdıran, yalnızca kadını değil erkeği de tehdit eden asıl güç odur! Yani sistem… Bu nedenle kadınlar kapitalist toplum sürecinden kendilerini kurtarmanın, özgürleşmenin eşit haklara sahip olmanın ancak örgütlü, fikirsel ve eylemsel donanımını tamamlayarak, mücadele ederek olanaklı olacağını bilmeliler. Binlerce yılın erkek egemen birikimin yok edilmesi uzun bir kültürel toplumsal dönüşüm ve evrimin sonucunda yerleşecektir. Tarihte kadına kimse tepsiyle bir şey sunmadı, kadınlar dişiyle tırnağıyla geçmiş zamanların en karanlık en acılı en aşağılayıcı en ötekileştirici dönemlerinden bu günlere bedeller ödeyerek haklarını kazandılar..Dünyanın neresinde olursak olalım birleşip örgütlü bir güç olalım.

 

Sevim Ateş (işsiz):

Kongreye ikinci katılışım. İlk katıldığımda çok etkilenmiştim. İnsan tek başına düşündüğünde birçok sorunun altından kalkamaz. Kongrede kadınları dinleyince kendimi daha güçlü hissettim. Çok güçlü kadınları gördüm. Değiştirmek için usanmadan mücadele eden ve ayakta duran kadınlar.  Kadınlar çok dirençli örneğin, dayak yiyor, terkediliyor çocuklarla başbaşa bırakılıyor ama yaşamdan hiç bir zaman kopmuyor. Bir erkeğin başına bu tür bir iş gelse kendini birahanede bulur. Bunalıma girer ve çocuklarına bakamaz. Kadınların bu güçlülüğü bana cesaret verdi. Birşeyleri değiştirmek istiyorsak adım atmalıyız. Atılan adımın içinde ben de yer almalıyım.

 

Berlin Göçmen Kadınlar Birliği kongresini yaptı

 

Göçmen Kadınlar Birliği merkezi kongresi öncesinde, gerek kongreye yönelik gerekse yerel düzeyde hummalı bir çalışma sürdüren Berlin Göçmen Kadınlar Birliği ikinci kongresini gerçekleştirdi. Göçmen Kadınlar Birliği tanıtım filminin izlendiği, Berlin çalışmalarının değerlendirildiği kongrede, aynı zamanda merkezi ve diğer bölgelerde sürdürülen çalışmalardan örnekler verildi. Kadın dergisinin tanıtıldığı ve üye olmanın önemine vurgu yapıldığı kongreye 30 kadın katıldı. Kadınların çalışmalara ve etkinliklere katılmalarının önündeki engellerin tartışıldığı bölümden çıkan sonuç ise, kadınların kendilerini ifade edebilecekleri alanları yaratma, daha sabırlı ve istikrarlı bir çalışma oldu. Kadınların ortak sorun ve ihtiyaçları doğrultusunda bir çalışmanın yanısıra, eğer semt çalışması sürdürülüyorsa, o semtte yaşayan kadınların sorun, ihtiyaç ve beklentilerine yönelik çalışmaların hedeflenmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Yeni komisyonun seçildiği kongrede ayrıca son aylarda yapılan etkinliklerin fotoğrafları izlendi. (Berlin / YH)