Merkel’in BMW’si var!

Almanya’da otomobil tekelleri birbiriyle girdikleri kıyasıya rekabeti, siyaset üzerinde de sürdürüyorlar. Hangi tekelin hükümet üzerinde etkili olacağı konusunda süren rekabet çerçevesinde Mercedes, Merkel’in en yakın müsteşarını transfer ederken, BMW de Merkel’in partisine 690 bin Euro “bağış”ta bulundu.

 

Almanya’da hükümetlerin açık bir şekilde tekellerin çıkarları doğrultusunda yasa çıkarmasına ya da yasa engelleme örneklerine bir yenisi daha eklendi. Avrupa Birliği (AB) tarafından otomobillerin çıkardığı karbondioksit oranını azaltmaya yönelik planlara Almanya Başbakanı Angela Merkel’in karşı çıkmasının arkasında BMW başta olmak üzere otomobil tekellerinin olduğu ortaya çıktı.

Federal Parlamento İdaresi’nin verilerine göre BMW tekelinin sahibi Quandt/Klatten ailelerinin üç ferdi, 10 Ekim günü Başbakan Angela Merkel’in genel başkanı olduğu Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisine 230’ar bin Euro olmak üzere, toplam 690 bin Euro bağışta bulundu. Bu miktar bu yıl kişiler bazında partilere yapılan en yüksek meblağ. Almanya’da partilere yapılan bağışlar 50 bin Euro’yu geçtiği takdirde Federal Parlamento’ya bildirilmesi gerekiyor. Aksi halde parti aldığı bağışın iki katı kadar ceza ödemek zorunda. 10 bin Euro’nun üstündeki bağışların ise parti tarafından isimle kaydedilmesi gerekiyor.

BMW’nin CDU’ya bağışı Merkel’in AB düzeyinde otomobillerin karbondioksit salınımını azaltmaya karşı çıkmasından kısa bir süre sonra yapması dikkat çekiyor. Yani Merkel AB düzeyinde böylesine bir kararın alınmasına karşı çıkarken, büyük bir olasılıkla, sonradan BMW’den yüklü bir “bağış”ın geleceğini biliyordu. Eğer bilmiyor idiyse de, BMW ‘hoş bir sürpriz’ yaparak, bu karardan ötürü Merkel’i mükafatlandırmış oldu.

 

HALKIN DEĞİL BMW’NİN ÇIKARINI GÖZETEN BAŞBAKAN

Ortada açık olan Merkel, AB düzeyinde otomobillerin havaya saldığı karbondioksit oranını azaltmaya karşı çıkarken, öncelikli olarak otomobil tekellerinin çıkarlarını gözetiyordu, halkın değil. Söz konusu kararın alınması durumunda tekellerin teknolojilerini değiştirmesi gerekiyordu. Bu da daha fazla harcama demek.

Yapılan büyük bağışla alınan karar arasında bu denli yakın bağlantı ayan beyan ortadayken, muhafazakar basının çoğu “Başbakan satılık değil” tezini işleyerek, BMW’nin yaptığı bağışla Merkel’in AB Konseyi’ndeki tutumu arasında bir bağlantısının olmadığını ileri sürüyor. Seçimi açık arayla kazanan, gücüne güç katan Merkel’in bir kaç yüz bin Euro için kendisini “satılık politikacı” halinde düşürmeyeceğinden dem vuruluyor.

Örneğin Frankfurter Allgemeine Zeitung konuyu yorumlarken, Merkel’in kararının, sadece BMW için değil, bütün otomobil tekelleri, dolayısıyla ekonominin korunması için yaptıklarının bir kanıtı olarak sunuluyor. Gazetenin yorumcusu Kertsin Schwenn daha da ileri giderek, “Bağışı yapan Quandt ailesinin CDU’yu desteklediği çoktan biliniyor. Keza BMW ve Daimler diğer partilere de bağışta bulunuyor, bunların arasıda SPD’de var. Merkel’e yönelik yolsuzluk iddiası, otomobil endüstrisinde 750 bin işyerinin korunması söz konusu olduğunda da geçerli olacak mı? Hayır. Kaldı ki şu anda SPD’nin başkanı olan eski Çevre Bakanı Sigmar Gabriel de vaktinde, bağış almadığı halde, karbondioksit oranının yükseltilmesine karşı çıkmıştı” diyor. (FAZ.net)

 

OTOMOBİL TEKELLERİNİN BAŞBAKANI

Schwenn pek de haksız sayılmaz. Zira, Merkel’den önceki Başbakan Gerhard Schröder’in lakabı “Otomobil Başbakanı” (Autokanzler) idi. Şimdi Merkel’in de “Otomobil Başbakanı” olduğu ifade ediliyor. Bu aynı zamanda Almanya’da otomobil tekellerinin partiler, bakanlar ve başbakanlar üzerinde ne denli yoğun bir etkisinin olduğunu gösteriyor.

Der Spiegel’de yer alan bir haber-analizde, son yıllarda otomobil tekellerinin Başbakanlık Dairesi’ni nasıl ablukaya aldığını, daha doğrusu Federal Cumhuriyet’in Başbakanlık Dairesi’nden değil, otomobil tekellerinin yönetim kurullarının odasından yönetildiğini dair sorular ortaya atılıyor.

Bunun bir kanıtı Merkel’in AB kararına karşı takındığı tutum olurken, bir değer kanıtı da uzun süre Merkel’in yakın çevresinde bulunan, Başbakanlık Dairesi Müsteşarlığı yapan Eckart von Klaeder’in Daimler AG’ye transfer olması… Merkel’in genel seçimler öncesinde kendisine ihtiyaç duyduğunu söylemesine rağmen, Klaeder’in yeniden milletvekili adayı olmak yerine tekel adına lobi çalışması yapmayı tercih etmesi, otomobil tekelinin hükümeti kendi çıkarlarına göre yönlendirmek istemesinden kaynaklanıyor.

Dahası olaylar, Almanya’nın en önemli otomobil tekelleri VW, Daimler ve BMW’nin hükümet üzerinde etkili olabilmek için kıyasıya bir rekabet içerisinde olduğunu gösteriyor. Öyle ki Klaeder’i transfer etmekle bir adım öne geçtiğini düşünen Daimler’e, BMW’nin yanıtı yaklaşık 700 bin Euro “bağış” havale etmek oldu. Hükümeti kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme konusunda yapılan bu rekabetin ileride uç noktalara ulaşması da kuvvetle muhtemel görünüyor.

Her ne kadar hükümet Klaeder’in transferden önce otomobil alanında çalışmalar yapmadığını ileri sürse de, Sol Parti’nin bir soru önergesine verilen yanıtta en az 11 kez BMW, Toyota ve BMW başta olmak üzere değişik otomobil tekeli yöneticisiyle, Başbakanlık Dairesi’nde buluştuğu, Porsche ve VW merkezini ziyaret ettiği de kabul ediliyor.

 

TEKELLER İSTEDİ, MERKEL YAPTI

2008’deki ekonomik kriz döneminde de hükümet açık bir şekilde otomobil tekellerinin istediğini yaşanmıştı. Krizi kolay bir şekilde atlatmanın telaşına düşen otomobil tekelleri, Otomobil Endüstrisi Birliği (VDA) aracılığıyla dönemin “büyük koalisyonu”na ve Merkel’e 2 milyar Euro’luk “hurda araba primi” kararı çıkarması önerisinde bulunmuştu. Merkel’in talep edilen prim miktarını 5 milyar Euro’ya çıkarma cömertliğinde bulunması onları da şaşırtmıştı. Bu primden en çok VW tekelinin yararlandığı daha sonra ortaya çıkmıştı. BMW ve Mercedes bu primden o derece yararlanamamıştı.

Benzer bir şekilde otomobil tekelleri, AB’nin karar altına almak istediği karbondioksit salınımının sınırlandırılması konusunda da bir araya gelmek istedi. Ancak VW tekeli belirlenen hedefi 2020’ye kadar tutturacağını belirterek rakipleri BMW ve Mercedes’i köşeye sıkıştırmak istedi. Ancak buna rağmen VDA Başkanı Mattihas Wissmann, Merkel’e bir mektup göndererek AB’nin almak istediği karara karşı çıkmasını “rica” etti. Bu arada belirtmek gerekiyor ki, Wissmann da CDU’lu ve eski Ulaştırma Bakanı.

Bütün bunlar, otomobil tekellerinin kendi aralarındaki kıyasıya rekabetten ötürü hükümetin politikaları üzerinde etkili olmak için de yarış halinde olduğunu gösteriyor.

Olup bitenler mevcut iktidar partilerinin tekellerin emrinde olduğunu yeterince ortaya koyuyor. Bunun mükafatı olarak da “bağışlar” yapılıyor. Zira mesele Merkel’in partisinin aldığı bağışla da sınırlı değil.

Özetle seçimler bitti, yeni hükümet için CDU/CSU ve SPD arasında “büyük koalisyon” için hummalı çalışma sürüyor. Büyül bir sürpriz olmazsa, yakında ortaklığı resmen ilan edecekler.

Tekellerin hükümetlerin politikasını nasıl belirlediğine dair somut bir “satın alma” örneğinin tartışıldığı bu ortamda kurulacak hükümetin kimin borusunu öttüreceğini söylemeye dahi gerek yok.

Tekeller ile partiler arasındaki maddi ilişki bu kadar açık ve net. Bunun bir de siyasi ve ideolojik birliği bulunuyor. Bugüne kadar pek çok kez yasaların, yasa tasarılarının yetkili bakanlıklar tarafından değil de ilgili tekellerin bakanlıklara “ücretsiz danışman” diye gönderdiği uzmanlar tarafından hazırlandığı, hükümetlerin de bunu olduğu gibi onayladığı ortaya çıkmıştı. Yani ülkeyi görünen şahsiyetler ve partilerden çok görünmeyen sermaye sahipleri asıl alarak yönetiyor.

 

YÜCEL ÖZDEMİR

 

SERMAYE PARTİLERİNİ BESLİYOR

“Merkel’in BMW tarafından satın alındığı” tartışması sürerken Federal Parlamento İdaresi tarafından, Bavyera Metal ve Elektronik İşverenler Birliği’nin, CDU’nun kardeş partisi olan CSU’ya tam 565 bin Euro bağışta bulunduğu açıklandı. Daha önce benzer bir şekilde FDP Mövenpick oteller zincirinden, bu alandan alınan katma değer vergisini 2009’daki genel seçimlerden hemen sonra düşürdüğü için 2008 ve 2009 yıllarında toplan 1.1 milyon Euro “bağış” almıştı.

SPD, FDP ve Yeşilleri de tekellerden önemli miktarda bağış almış. Örneğin 2011 verilerine göre partilerin 50 bin Euro’nun özerinden aldığı tek tek bağışların toplamı 2.3 milyon Euro. Aslan payını 460 bin Euro ile CSU almış. CDU ve SPD 260 biner Euro tekellerden bağış alırken, bu yıl yüzde 5 barajının altında kalan FDP ise aynı yıl içinde 205 bin Euro bağış aldı. Yeşiller ise aynı yıl içinde 60 bin Euro tekellerden yardım almıştı. Bir tek Sol Parti, mecliste bulunan partiler arasından tekellerden bağış almıyor. 2011’de ayrıca MLPD’ye de bir kişi ailesinden kalan 115 bin Euro’luk mirası partiye bağışlamıştı. Seçimlerin yapıldığı 2009’da ise partiler 6 milyon Euro tekellerden bağış almıştı.

 

HANGİ TEKEL HANGİ PARTİYİ BESLEDİ

Almanya’da büyük tekeller düzenli olarak kendi çıkarlarını savunan partilere büyük meblağlarda bağış yapıyorlar. Bu yıl içinde bazı tekellerin 2013’te partilere yaptığı “bağışlar” şöyle:

 

Tekel                           Parti                Euro

BMW                          CDU               690 bin

Daimler AG               CDU               100 bin

Daimler AG               SPD                 100 bin

 

Bavyera Metal

İşverenleri Birliği       CSU                565 bin

 

NRW Metal

İşverenleri                  CDU               60 bin

 

Maerkische

İşverenler B.              CDU               130 bin

 

Bavyera

Motor İşletmesi    FDP                69 bin Euro

SPD                 107 bin Euro

CSU                143 bin Euro

 

Kimya İşverenleri

Birliği                         FDP                64 bin Euro

CDU               100 bin Euro

 

Berenberger

Bank                           CDU               100 bin Euro