Ford’da hastalar gruplandırılıyor

Son yıllarda otomobil sektörü başta olmak üzere birçok işletmede hastalık nedeniyle işe gelemeyen çalışanların sayısının artmasını bahane eden patronlar değişik baskılar uygulamaya başladılar.

Hastalanmaya sebep olan koşullar patronları pek ilgilendirmiyor, onlar sadece karlarını düşündükleri için sonuçla uğraşıyorlar.

Bazı işletmelerde “işçisinin hal ve hatırını sorma” kılıfı altında evlere “baskınlar” yapıp bu şekilde hastalanan işçisine gözdağı verirken; Köln /Ford Fabrikası’nın patronları da yeni bir baskı uygulamaya başladı. Eskiden aynı şekilde “ev ziyaretlerinin” yanı sıra hastalık sonrası işbaşı yapan işçiyi eski işinden başka işe vererek cezalandırma “bak bir daha hasta olur işe gelmezsen başına neler gelir” türü baskı yöntemleri uyguluyorlardı.

Son üç aydır yeni bir baskı-gözdağı yöntemi uyguluyorlar. Hastalık nedeniyle işe gelemeyen arkadaşları bürolara çağırarak sorgulamaya tabii tutuyorlar.

Hastalanan arkadaşların yaş durumu, çalışma koşulları v.s. gözetilmeden hastalık durumlarına göre gruplandırılıyor.

1.Grup: yılda1-3 gün arası hasta olanlar,

2.Grup: 3-10 gün arası hasta olanlar,

3.Grup: 10-30 gün arası hasta olanlar,

4.Grup: 30 günün üzerinde hasta olup işe gelemeyenler yani; patronun kırmızı çizgisini geçenler.

İŞÇİLER SORGUYA ÇEKİLİYOR

Eğer bir işçi hastalanma durumunda bir gün dahi olsa işe gelemediği takdirde işbaşı yaptığı gün bu işçinin geriye dönük bir yıllık hastalık raporları inceleniyor ve bir yılda 30 günün üzerinde hastalanmış ve doktor ev istirahatı vermiş ise bu işçi personel büroya çağrılıyor. Burada ustabaşı, bölüm şefi, personel büroda bu işle görevlendirilmiş kişi ve işyeri temsilcisinin de bulunduğu bir masada adeta bir suçlu gibi sorgusu yapılıyor ve protokol tutulup işçiye imzalatılmak istenmektedir.

Sorulan sorular şöyle: “İşi aksatmanızın nedeni nedir?”, “üretim sürecinde bulunmamanızın ne anlama geldiğini biliyor musunuz?”, “işe gelememenizin başka nedeni var mı?”, “önümüzdeki dönemde de işi aksatmanız gündeme gelebilir mi?” Bu ve benzeri hastalıkla ilgisi olmayan sadece tehdit içeren sorular. Kısaca patron ‘aba altından sopa’ göstererek “bir daha hasta olursan bak başına neler gelir” şeklinde adeta çalışanlara gözdağı veriyor.

BASKI VE KOŞULLAR HASTA EDİYOR

Patronlar bu baskı yöntemiyle başarı da sağlıyor; Çünkü kimi arkadaşlar işini kaybetme, işyerinden olmama ve hatta sadece sorgulanmadan çekindiği için hasta hasta işe geliyorlar.

Aşırı üretimin getirdiği çalışma temposunun yoğunluğu, vardiya sisteminin yarattığı yorgunluk, esnek çalışma adı altında “az işçiyle daha çok iş” mantığı elbette çalışanların sağlığını etkilemektedir. Emeklilik yaşının 67’e çıkartılmasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda fabrikalardaki yaş ortalamasının da daha yükseleceği biliniyor. Buna paralel olarak iş yoğunluğunun ve stresinin sürekli artacağı da gözetildiğinde işçilerin sağlıklarının daha fazla bozulacağı şimdiden söylenebilir.

Patronların bu olumsuz koşulları düzeltmek, insanca çalışma koşullarını düzenlemek için kendiliğinden çaba harcayacakları beklemek hayalcilik olacaktır. Aksine onlar, kârlarından feragat etmelerine neden olabilecek bütün önlemlere karşı duracaklardır. Kısacası; işçilerin sağlıklarını gözeten çalışma koşulları tek amacı kâr olan bu üretimde biçimiyle mümkün görünmüyor.

ROBOT DEĞİLİZ!

O zaman bunlar ne istiyor; patronlar; düşünmeyen, itiraz etmeyen, hastalanmayan, birer robot gibi çalışacak bireyler aramaktadır. Aba altından sopa göstermesinin nedeni de budur.

Ama bu durum çalışma koşullarını düzeltemeyiz anlamına da gelmiyor. Bütün bu uygulamaları sineye çekmek yerine sendika temsilciliği ve işyeri temsilciliğinde görev yapan arkadaşlar başta olmak üzere Ford şeflerinin bu uygulamalarına birlikte karşı mücadele edebiliriz.

İşin üzücü tarafı da; bütün bu yaşananların işyeri temsilciliğinin gözünün önünde cereyan etmesi bir yana uygulamaların ve baskının işyeri temsilciliğinin bilgisi ve onayı dahilinde yapılmasıdır.

Burada biz çalışanlara özellikle de işyeri sendika temsilcilerine büyük görevler düşüyor. Bir yandan insanca çalışabilecek çalışma koşullarının düzenlenmesinin mücadelesini verirken, buna yönelik taleplerimizi birlikte kararlaştırıp ileri sürerken diğer taraftan da bu duruma duyarsız işyeri temsilcilerini ciddi bir şekilde uyarmamız gerekiyor. Çünkü bunların çoğunluğu sendikamız IG Metall listesinden bizim seçtiğimiz işyeri temsilcileridir. Eğer bu arkadaşlar kimler tarafından ne için seçildiklerini unuturlarsa(!) ya bunu hatırlayacaklar ve kendilerini çeki düzen verecekler yada daha fazla o mevkii işgal etmeyecekler.

Mehmet Aras

Köln Ford IGM Sendika Temsilcisi