Suriye konferansı neden iki de bir erteleniyor?

Emperyalist devletler arasında Suriye’nin geleceğini belirlemek üzere yapılması planlanan ve “Cenevre 2” olarak ilan edilen konferans durmadan erteleniyor. En son 25 Kasım’da yapılacağı açıklanan konferans, geçen hafta bir kez daha aralık ayı sonuna ertelendi. Ancak bu tarihte de gerçekleşmesine pek şans verilmiyor. Çünkü, konferansın ertelemesine vesile olan nedenler halen ortadan kalkmış değil.

Rus kaynaklarına göre, konferansın iptal edilmesinin başlıca iki nedeni bulunuyor. Birincisi; Suriye muhalefetinin çok parçalı olması ve Esad rejimine karşı olan Batılı güçler tarafından, özellikle de radikal dincilerin kontrolünün zor olması… İkincisi de Batılı ülkelerin İran’ın konferansa katılmasına karşı olması…

Rusya, ABD ve BM üçlüsü tarafından Cenevre’de sürdürülen konferans hazırlık görüşmelerinde Rusya, bu iki nedenden ötürü konferansın yapılmasına karşı çıktı. İki buçuk yıllık sürecin elini güçlendirdiğinin farkında olan Rusya, bu iki şartın yerine getirilmemesi durumunda bir uzlaşmanın olmasının söz konusu olmayacağı mesajı vermişti. Bu nedenle, ABD ve Avrupa cephesi koşulları yerine getirmek için harekete geçmeye karar vermiş görünüyor.

Dikkat edilirse son haftalarda bugüne kadar Türkiye üzerinden silahlandırılan radikal dinci örgütlere bu kez silah ve cephane ulaşmasını engellemek için arka arkaya iki önemli operasyon yaşandı. Birincisi Konya’dan yola çıkan ve 935 raket başlığı taşıyan TIR’ın Hatay’da, ikincisi de Ukrayna’dan yola çıkan ve 20 bin kadar kalaşnikof taşıyan geminin Ege’de Yunan güvenlik birimleri tarafından durdurulması oldu.

Demek ki, bugüne kadar Suriye’deki radikal dinci örgütleri destekleyen ABD ve diğer Batılı emperyalist devletler, konferansı engelleyen şartları yerine getirmek için düğmeye basmış ve Türkiye’den de buna göre davranmasını istemişlerdir.

RADİKAL DİNCİLER ŞİMDİ BATININ AYAKBAĞI

Bu demektir ki, Batılı emperyalistlerin Esad’a karşı silahlandırdığı radikal dinci örgütler şimdi Suriye’de onların ayaklarına dolanmaya başlamış ve planlarını engeller konumuna gelmişlerdir. Her ne kadar Suriye Ulusal Koalisyonu (SUK) İstanbul’da yaptığı toplantıda Batılı ülkelerin belirlediği şartlarda Cenevre 2 konferansına açıklayacağını açıklasa da, bunun Rusya’yı ne kadar tatmin edeceği henüz belli değil. SUK, daha önce Esad’ın görevden alınması şartıyla konferansa katılabileceğini, aksi takdirde ise katılmayacağını açıklamıştı. Gelinen aşamada, bunu şart olmaktan çıkarmak zorunda kaldı.

Rojava Kürtleri’nin konferansta kim tarafından ve nasıl temsil edileceği de henüz belirsizliğini korumaya devam ediyor. Batılı emperyalist devletler, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, Rojava’nın en büyük gücü olan PYD’nin konferansta mümkün olduğu kadar temsil edilmemesi, temsil edildiği takdirde ise zayıf bir şekilde yer alması gerektiğini savunuyorlar. Açıktır ki, bölgeyi radikal dincilerden temizleyen PYD ve onun silahlı gücünün konferansta hak ettiği düzeyde temsil edilmemesi durumunda, Cenevre 2 Konferansı Rojava için hiç bir bağlayıcı karar alamayacak.

Kürt Ulusal Konferansı’nın toplanamamasında da Suriye’deki gelişmeler büyük bir rol oynuyor. Ancak, Kürt kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, Rusya, PYD’nin gerektiğinde diğer Kürt gruplardan bağımsız olarak konferansa katılmasını gündeme getirme hazırlığı içinde. Bu da, Batılı emperyalistlerin arzuladığı gibi, Barzani çizgisindeki Kürt örgütlerinin tek başına Rojova’yı temsil etmesinin hayli zora girmesi anlamına gelecek.

İRAN FAKTÖRÜ!

Konferansın yapılmamasının bir diğer önemli nedeni de başta Körfez ülkeleri olmak üzere Batılı emperyalist devletlerin İran’ın Cenevre 2 Konferansı’na katılmasına karşı çıkması. ABD, BM ve Rusya arasında 5 Kasım günü Cenevre’de yapılan görüşme, İran”ın daveti nedeniyle sonuçsuz kaldı. Rus haber ajansı RIA NOVOSTI, Cenevre 2’nin İran’ın davet edilmesi konusunda bir uzlaşma sağlanmaması nedeniyle kesildiğini dünyaya duyurdu. Rusya ile ABD arasında İran’ın katılması konusunda ciddi görüş farklılıkları bulunuyor. Rusya, pazarlık masasında güçlü bir şekilde oturmak için İran’ı yanına almak istiyor. Böylece bölgede bundan sonra da güçlü bir aktör olduğunu hissettirme niyetinde. Ayrıca, İslam dünyası içinde Suudi Arabistan ve Türkiye’ye karşı İran’ı öne çıkarıyor.

Batı’nın, Rusya’nın İran şartına ne kadar dayanacağı, biraz da yine Cenevre’de İran ile devam eden nükleer program görüşmelerine bağlı. Elbette bu durumda, Suriye’nin yeniden dizaynı için Rusya’nın yanında masaya oturacak İran, Batıyla ipleri çok fazla germeyecek bir pozisyon takınacak. Bu açıdan özellikle Rojova’nın statüsü konusunda Türkiye ile aynı cephede yer alması kuvvetle muhtemel görünüyor.

SURİYE’Yİ PAYLAŞMA PLANI

Bugüne kadar pek çok kez ertelenen Cenevre 2 Konferansı, aynı zamanda Ortadoğu’da kartların yeniden karıştırılarak masaya konulmasını ifade ediyor. İki buçuk yıldır Esad rejimini devirmek için ellerinden gelen her şeyi yapan Batılı emperyalistler ve onların bölgedeki işbirlikçileri durumundaki Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler masaya Rusya-İran eksenine karşısında, istediklerini başaramayan, hedefine ulaşamayan zayıf bir pozisyonda oturacaklar. Bu nedenle, Esad sonrası bir dönemden dahi söz etmiyorlar. Yapabilecekleri, SUK etrafında toplanan muhalif güçleri Esad rejimine ortak etmek, süreci zamana bırakmak olarak görünüyor. (YH)

 

 

Suudi Arabistan’dan Suriye’ye 50 bin paralı asker

Suriye’de Esad rejimini devirmek için en çok çaba harcayan, bunun için de kesenin ağzını açan ülkeler arasında yer alan Suudi Arabistan’ın şimdi de 50 bin paralı asker gönderme hazırlığı içinde olduğu ileri sürüldü. Junge Welt gazetesinde Karin Leukefeld’in kaleme aldığı haber-analize göre, Washington’da bulunan Uluslararası Carnegie Barış Vakfı tarafından hazırlanan rapora göre, Suudi Arabistan’ın Pakistan ile işbirliği çerçevesinde 50 bin paralı askerin gönderilmesi için eğitim hazırlıklarına başladığı ileri sürüldü. Siyaset Bilimci Jazid Sayigh tarafından kaleme alınan raporda, bu bilgilerin doğrudan Suudi Arabistan krallığından alındığı ifade edildi. İddiaya göre, Suudi Arabistan ilk etapta Suriye’ye beşer binden oluşan iki tugay gönderme hazırlığı içinde. Sayigh’in yazısına göre, bu konu ABD ile Suudi Arabistan arasında son zamanlarda yoğun tartışma konusu oldu. Ayrıca, Suudi rejiminin ABD ile İran arasında son aylarla başlayan yakınlaşmadan da oldukça rahatsız olduğu aynı haberde yer aldı.

Yine ABD’de yayınlanan Foreign Policy dergisi de, Suudi Arabistan’ın Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa ile birlikte Suriye’yi karşı bir ağ oluşturma çalışmaları içinde yer aldığı ileri sürüldü.

Bilindiği gibi, Suriye’deki dinci örgütleri destekleyen ülkelerin başında Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar geliyor. New York Times gazetesinin bir muhabiri Ocak 2012-Mart 2013 arasında, Suudi Arabistan’ın bu örgütleri nasıl silahlandırdığını yakından takip etti. Ve bu tanıklıklar sırasında, radikal dincilere bütün silahların Türkiye’deki limanlardan karayoluyla Suriye’yi gittiği tespit edildi. Suudi Arabistan’ın Hırvatistan’dan satın aldığı silahların çoğu ise Umman üzerinden radikal dincilere ulaştırıldı.

Öte yandan Fransa’da yayınlanan Figaro gazetesinde yer alan bir habere göre ise Suriye’ye silah satışlarının tamamen ABD’nin bilgisi dışında yapıldığı yer aldı. Bu çerçevede sadece 2013’te Doğu Avrupa ülkelerinden alınan ve Ürdün üzerinden 600 ton silah ulaştırılmış. (YH)