Türkiyelileri kim temsil ediyor?

 Bir süredir sosyal medyada ilginç bir kampanya sürüyor: TGD (Almanya Türk Toplumu Beni Temsil Etmiyor” adıyla başlatılan kampanya facebook üzerinden ve Almanya’daki kimi ‘milliyetçi-muhafazakar’ Türkiyeli derneklerin desteğiyle yürütülüyor. Kampanyanın arkasındaki asıl gücün ise, Fettullah Gülen çevresi ve Zaman gazetesi olduğu görülüyor.

Kampanyayı yürütenler, TGD yönetimini solcu olmakla suçluyor, özellikle Gezi olaylarında Türk hükümetini eleştiren, Ermeni meselesinde resmi görüşün dışında bazı açıklamalar yapan TGD’nin Almanya’daki Türkiye kökenli göçmenleri temsil edemeyeceğini savunuyorlar. Kampanya’da öne çıkan itirazlardan biri de TGD’nin Alman devletinden maddi ve siyasi destek görüyor olması ve İslam Konferansı’na davet edilen örgütlerden bir olması.

Kampanyaya bakınca insan, ‘dinime küfreden bari Müslüman olsa’ demeden edemiyor. Tamam TGD’nin, gerek savunduğu görüşler gerek örgütsel yapısı ve bileşeni itibarıyla Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanları temsil edemeyeceğini anladık, ama buradan çıkan sonuç, Almanya’daki Türkiyeli işçi ve emekçileri Fettullahçıların ya da milliyetçiliği-hükümet yandaşlığını ilke edinen çevrelerin temsil etmesinin doğru olacağı mıdır!

Türkiyelileri temsil etmek için, TGD gibi Alman makamlarından değil de, Türk hükümeti ve makamlarından mı ‘beslenmek’ gerekiyor! Kaldı ki, TGD’yi eleştiren bu dernek ve çevreler de, Alman makamlarından maddi destek almada TGD’yi aratmaz durumdalar…

Zaten anlaşılan o ki, kampanyayı yürütenlerin temel sıkıntısı TGD’nin yerine kendilerinin Alman makamları tarafından daha çok muhatap alınmasıdır.

Diğer taraftan adama sormazlar mı, buradaki Türkiyelileri sen hangi hakla ve nasıl temsil ediyorsun? Çoğu işçi ve emekçi olan Türkiye kökenli insanların bu ülkede yaşadıkları hangi soruna merhem olmaya çalıştınız; artan işsizlik, yoksulluk, geçim sıkıntısı gibi hangi temel dertlerine eğildiniz?… Vatandaşı temsil etmek demek, “milli, manevi dini değerlere sahip çıkma adına insanları bu ülkenin halkına karşı mesafeli durmaya itmek, korku ve önyargıları büyütmek ve bu ülkenin halkıyla ortak bir yaşam sürmesine ayakbağı olmak mı demektir! Evet dini ve milli değerler sizin için önemli ama siz bundan vatandaşın manevi değerlerinin sömürülmesini anladığınız ve yıllardır bunu yaptığınız için, bırakın temsil etmeyi ‘gurbetçi’ diyerek bu insanlara en çok zarar verenler arasındasınız!

Zaman gazetesi istedi diye büyük bir temsil tartışması yaşanmıyor ama yeri gelmişken birkaç şey söylemekte yarar var: Yaklaşık 3 milyon Türkiye kökenli göçmeni temsil etmek elbette o kadar kolay değil. Diğer taraftan temsil yetkisini kim, hangi kritere göre belirleyecek! Göç sürecinin evrimi içerisinde Türkiye’den Almanya’ya gelen göçmenlerin sınıfsal-sosyal yapısında, siyasi-kültürel eğilimlerinde doğal bir değişim yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Geçmişte tamamı işçi-emekçi olan Türkiyeliler içinde yaşanan sınıfsal-sosyal tabakalaşma sonucu artık sermaye sahibi veya orta sınıflara ait kesimlerden söz edilir olmaya başlanmıştır. Bu ise doğal olarak hayat tarzında, siyasi ve kültürel eğilimlerde, farklı ilgi, çıkar ve davranışları ortaya çıkarmaktadır.

Yine Türkiye kökenlilerin önemli bir bölümünü Kürt kökenli ya da Alevi inancından vatandaşların oluşturması da, bu topluluğun saf-homojen olmadığını ve dolayısıyla ortak temsilini zorlaştıran bir başka etkendir.

Durum buyken, bol keseden temsil iddialarında bulunmak, çıkar çatışmasından başka bir anlam ifade etmemektedir. Vatandaşın gerçek sorun ve ihtiyaçları orta yerde dururken, bir takım değerleri çıkar kapısı gören derneklerin-kuruluşların temsil kavgasına tutuşması da bunun bir sonucudur.

İnsanların, ‘yabancılığını’, ‘garibanlığını’ kullanarak onların avukatlığına-temsilciliğine soyunanlar merak etmesinler, genciyle kadınıyla, işçisi emekçisiyle insanlar, hiç de bunlara gerek kalmadan, işyerlerinde, okullarda, semtlerde kendilerini temsil edebilirler ve iş arkadaşlarıyla-okul arkadaşlarıyla, komşularıyla birlikte hak ve çıkarlarını savunabilirler.

Yeter ki, bu ‘temsilciler’ vatandaşın yakasını bıraksın!