Ukrayna’da sular durulmuyor

 Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yunukoviç’in Avrupa Birliği (AB) ile imzalanması öngörülen “Ortaklık Anlaşması”nı son anda Rusya’nın isteği üzerine iptal etmesinden sonra ülke genelinde yeniden büyük gösterilerin başlamasına neden oldu. Ardından başta başkent Kiev olmak üzere ülkenin pek çok kentinde, mahkemelerin yasak kararına rağmen gösteri ve yürüyüşler devam ediyor.

1 Aralık günü ellerinde AB bayraklarıyla yürüyen göstericiler, pek çok yerde kurdukları barikatlarda polisle çatıştılar. Göz yaşartıcı gaz, bomba ve cop kullanan polis çok sayıda göstericiyi yaraladı. Çok sayıdaki gösterici de gözaltına alındı. Eylemlere 350 bin kişinin katıldığı açıklandı.

2004’de AB ve ABD’nin desteğiyle seçimlerde yolsuzluğun yapıldığı gerekçesiyle düzenlenen ve sonunda hükümetin yıkılmasına ve yeniden seçimlerin yapılmasına neden olan gösterileri anımsatan hafta sonu yapılan gösteriler, bu ülkede yeniden bir “Turuncu Devrimi”nin olup olmayacağı sorusunu gündeme getirdi. Zira eylemler 3 Aralık’ta yapılan güven oylamasına kadar devam etti. Muhalefetin gensoru önergesi 186 oyla reddedildi.

Gensorunun kabul edilebilmesi için 450 sandalyeli Ukrayna Parlamentosunda (Rada), en az 225 milletvekilinin lehte oy kullanması gerekiyordu.  Ekim 2012’de yapılan parlamento seçimlerinde Bölgeler Partisi 187, Devrik Başbakan Yulia Timoşenko’nun Anavatan Partisi 103, Dünya Boks Şampiyonu Vitali Kliçko’nun Reformlar İçin Ukrayna Demokratik İttifakı (UDAR) 40, Ukrayna Komünist Partisi (UKP) 32, faşist Bütün Ukrayna Birliği Swoboda 37 sandalye kazanmıştı. 43 milletvekili bağımsız olarak seçilmeyi başarırken, 6 milletvekili de diğer küçük partilerden seçilmişti.

KRİZİ DERİNLEŞTİRMEYİN ÇAĞRISI
Hakkında gensoru önergesi verilen Ukrayna Başbakanı Nikolay Asarov ise oylama öncesinde, başkent Kiev’de Batılı diplomatlarla bir araya gelerek, AB ve ABD’ye ateşe körükle gidilmemesi, göstericilere destek verilmemesi çağrısında bulundu.
Öte yandan, Ukrayna’nın AB ile ortaklık anlaşması imzalamayı iptal etmesinde önemli bir rolü bulunan Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin ise yaptığı açıklamada ülkedeki karmaşanın bir an önce bitmesini ve ülkenin istikrara kavuşmasını umduğunu açıkladı. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, Kiev yönetimini, göstericilere karşı şiddet kullanılmaması konusunda uyardı. Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, AB yanlılarının hükümet karşıtı gösterilerinin çok açık bir mesajı olduğunu ifade ederek, ülkesinin Ukrayna’nın AB ile Ortaklık Anlaşması’nı imzalaması için hazır olduğunu ifade etti.

Dünya boks şampiyonu Vitali Kilişko ve cezaevinde bulunan eski başbakan Yulia Timoşenko’nun baş aktör olduğu bu yeni gösterileri faşist Swoboda (Özgürlük) partisi de destekliyor.

 

AVRUPA İŞİN PEŞİNİ BIRAKMIYOR

Rusya yanlısı Devlet Başkanı Yunukoviç’in son anda AB ile yapılması öngörülen anlaşmayı imzalamayı iptal etmesine tepki gösteren AB ülkeleri, eskiden beri irtibat içerisinde olduğu muhalefet hareketini yeniden sokağa dökerek intikamını almak niyetinde. Bu nedenle hafta sonu yapılan eylemler AB ülkeleri tarafından da yakından izlendi. Eylemlerden sonra polisin şiddet uygulaması AB tarafından hemen protesto edildi.

 

AB’DEN FAŞİSTLERİN İÇİNDE OLDUĞU CEPHEYE DESTEK

Kilişko-Timoşenko-Tjagnobik üçlüsünün kurduğu “ulusal direniş cephesi” bundan sonra da eylemlere devam edecek. 2015’te yapılacak başkanlık seçimlerinde ortak aday çıkarmak için görüşmeler yapılıyor. AB’nin desteklemiş olduğu bu cephenin içinde açıktan faşist bir partinin olması, AB’nin kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için faşist akımları da desteklemekten geri durmayacağını bir kez daha ortaya koyuyor. Siyasi gözlemciler bu süreçte faşist partinin güçlenerek çıkacağını ifade ediyor.

 

AB YANLILARI KAZANABİLİR Mİ?

Bugün kitleleri sokağa döken AB yanlısı partilerin öne çıkardığı sloganların başında “Ukrayna’nın yeri Avrupa’dır” geliyor. Ukrayna’nın AB’ye ve NATO’ya üye olarak Batı cephesine dahil olmasını isteyen bu kesimlerin söylemlerinin eskisi gibi etkili olmayacağı ifade ediliyor. Zira, AB yanlısı güçlerin işbaşında olduğu yıllarda Ukrayna halkı için önemli bir değişik yaşanmadı. Dahası, Rusya’yla olan enerji başta olmak üzere pek çok alandaki ekonomik ilişkiler çok daha büyük bir önem taşıyor. Keza, muhalefetin her derde deva olarak gösterdiği AB üyeliği de ülkede eskisi gibi cazip görünmüyor. Çünkü, AB üyesi olup da borç patağına düşen Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerdeki halkın yaşam koşulları gözler önünde. Bu nedenle, AB yanlılarının işinin eskisi gibi kolay olmayacağı görünüyor. (YH)