Bir ilk daha; Türkiye kökenli bakan!

Yeni kabinede en çok dikkat çeken isimlerden birisi de SPD üyesi Aydan Özoğuz. Daha önce Hamburg Eyalet Parlamentosu Milletvekilliği yapan Özoğuz iki dönemdir Federal Parlamento Milletvekili ve SPD Genel Başkan Yardımcısı.

Koalisyon görüşmelerinde de bizzat yer alan Özoğuz, önümüzdeki dört yıl boyunca Göç ve Sığınma politikalarından sorumlu Devlet Bakanlığı yapacak. Böylece, 1961’de başlayan Almanya’ya göç tarihinde bir ilk daha yaşanmış oldu.

Göç süreci ilerledikçe “ilk”ler çoğalıyor ve zamanla normalleşmeye doğru ilerliyor.

1994’teki genel seçimlerde Cem Özdemir ile Leyla Onur, Federal Parlamento’ya seçildiklerinde, uzun bir süre dillendirilen “Ne zaman bir Türk milletvekili olacak” şeklindeki sorular, yanıt bulmuştu.

Ama “iki Türk”ün meclise girmesinin Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin sorunlarını çözmeye yetmediği zamanla anlaşıldı.

Bu nedenle Federal Meclise, Türkiye kökenli bir politikacı olarak seçilmek normal bir durum olarak görülmeye başlandı. Bunun doğal sonucu olarak, son seçimlerde 11 Türkiye kökenli seçilmişti.

Federal Meclise seçilmelerin ardından bu kez Türkiye kökenli göçmen politikacıların ne zaman bakan olacakları sorusu sorulmaya başlandı.

Ardından, CDU’lu Aygül Özkan, Aşağı Saksonya eyaletinde Uyum Bakanı oldu. Büyük bir yankı yarattı. Göçmenlere karşı tutumuyla bilinen Hıristiyan Demokrat bir partinin Müslüman ve Türk bir kadını bakan yapması elbette sıradan bir durum değildi. Bu nedenle çok şey yazılıp çizildi. Ardından, Bilkey Öney (SPD) Baden-Württemberg’de Entegrasyon Bakanı oldu.

SPD, “bakanlık” konusunda CDU’ya kaptırdığı farkı şimdi Özoğuz’la kapatmış görünüyor.

Bu bakımdan, SPD “çifte vatandaşlık” konusunda seçimler öncesinde vermiş olduğu vaadi yerine getirmemekten kaynaklı tepkileri, Özoğuz’u bakan yapmakla yumuşatmayı hedeflemiş görünüyor.

Özoğuz’un, Federal Bakanlık koltuğuna oturması bu ülkede göçmenlerin siyasal yaşama katılımı açsından genel bir olumluluk olarak görülebilir.  Ancak bir bakanı, kökeniyle değil izlediği politik tutumla değerlendirip yargılamak gerekiyor. Göç ve göçmenlerle ilgili sorunların çözümünde olumlu bir katkı yapması için oplitikacıların illa da göçmen kökenli olması gerekmediği gibi, göçmen kökenli olup da hem göçmen hem de yerli emekçiler aleyhine politik çizgi izleyen siyasetçilerin varlığı da sözkonusudur.

Nasıl ki, Federal Parlamento’ya ilk milletvekilinin seçilmesi, ilk Türkiye kökenli siyasetçinin eyalet çapında uyum bakanı olması sorunları çözmediyse, Özoğuz’un Göç ve Uyum Bakanı olması da göçmenlikten kaynaklı sorunları çözmeyecektir. Farklı boyutları, sosyal nedenleri olan sorunlar tek tek tek politikacılarla çözülebilecek gibi değil. Zira, bu göreve gelen politikacılar da nihayetinde üyesi oldukları partilerin görüş ve kararlarını hayata geçirmekle yükümlüdürler. (YH)