AKP-MİT bildiğini açıklasın

 01kartal

Paris’te üç Kürt kadını katleden Ömer Güney’in hedefinde olan Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal, ortaya çıkan ses kaydı, kendisine yönelik suikast planı ve son gelişmelerin müzakere sürecine nasıl etkide bulunacağı konusunda YENİ HAYAT’ın sorularını yanıtladı.

 

Sizin de hedef olarak seçilenler arasında olduğunuzu ortaya koyan, Paris cinayetinin sorumlusu Ömer Güney’e ait olduğu ifade edilen ses kaydı gerçek mi? Bu konuda bir araştırma yaptırdınız mı?

KARTAL: Ses kaydı internete düştüğü andan itibaren duyanlar yoğun bir araştırmaya girdiler. Özellikle de Fransa üzerinden. Gidip geldiği dernekte onu tanıyanların, daha önce ilişkisi olanların ifadesine göre ses kesinlikle Ömer Güney’e ait.

 

Bu sesin sızdırıldığı yer konusunda bir tahmininiz var mı?

Takdir edersiniz ki bu konuda bizim bir şey söylememiz mümkün değil. Sesten anlaşılıyor ki bu kaydın yapıldığı zaman henüz Paris cinayeti işlenmemiş. Daha sonra bu ses kaydına bir ek yapılmış. Bu ekte cinayetlerin işlendiği, bir yakını olarak da kendisine verilen belgeleri yine onun isteği üzerine yayınladığı söyleniyor. Dolayısıyla bu mizansen Paris’te mi yapıldı, Ankara’da mı yapıldı, bunu bilmemiz mümkün değil. Ancak iddialar çok net.

 

Hedef kişiler de çok net olarak ifade edilmiş…

Evet. Ses kaydında hedefler de çok net ifade ediliyor. Bu nedenle bu ses kaydı MİT’in mi, paralel başka güçlerin mi, yoksa cemaat-AKP arasındaki çatışmanın arkasındaki bazı uluslararası güçlerin işi mi, bilemiyoruz. Bütün bunlar söz konusu olabilir. Ama bizim için önemli olan buradaki somut iddialardır. Diyor ki “Beni MİT görevlendirdi”. Bu durumda MİT ve AKP’nin Ömer Güney ile ilgili ellerindeki bütün belgeleri açıklaması gerekiyor.

Eğer MİT ve AKP bu işin içinde değil ise, bu ses kaydı onlara yönelik farklı çevrelerin yarattığı bir mizansense, o zaman gerçeği açıklasınlar.

 

İddialar üzerine Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bir açıklama yaptı. Ömer Güney hakkında Türkiye’de örgüt üyesi olmak ve örgüt adına cinayet işleme nedeniyle soruşturma sürdüğünü söyledi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Paris’te yürüyen yargı çerçevesinde hem savcılık hem de katledilen insanların aileleri Türkiye’den Ömer Güney’in gidip gelirken kimlerle görüştüğü konusunda bilgi talebinde bulundu. Dolayısıyla Türkiye’de bu talep çerçevesinde bir soruşturma söz konusu. Ancak bugüne kadar hiç bir gelişme yaşanmadı.

 

Türkiye’den Ömer Güney hakkında Fransa’ya verilmiş bir bilgi yok mu?

Bugüne kadar ciddi bir bilgi verilmemiş. Fransa Hükümeti ve mahkemesinin ilgililere verdiği bilgiye göre, Türkiye mahkeme sürecine yardımcı olmuyor, gereken desteği sunmuyor. Bu onların ifadesi.

Bozdağ ise bunun doğru olmadığını söylüyor. Tersine Fransa’nın yardımcı olmadığını iddia ediyor. Madem Ankara’da başlatılan bir soruşturma süreci var, o zaman sonuçları açıklansın. Bu kadar kamera sisteminin olduğu, gelip gidenleri denetleyen bir güvenlik sistemi olduğu halde neden somut açıklamalar yapılmıyor. Ömer Güney’le ilgili çok fazla bilginin olduğu açık. Ayrıca Ömer Güney’in kendisi de Türkiye’de MİT ile görüşmeler yapmak için özel telefonlar kullandığını söylüyor. Bu kadar iddia varken, MİT ve AKP’nin de bu konuda inandırıcı açıklamalar yapması gerekiyor. Bunu yapmadıkları taktirde doğrudan cinayetin sorumluları olarak kalmaya devam edecekler.

 

Cinayetin üzerinden bir yıl geçtiği halde Fransa cephesinde de bir ilerleme sağlanabilmiş değil. Çok yavaş mı gidiyor süreç?

Fransa’daki ilgili mercilerin yaklaşımı kamuoyuna, halkımıza güven vermiyor. Fransa büyük bir ülke, istihbaratı güçlü. Fransa diyor ki, “Biz Ömer Güney’le ilgili olarak Türkiye’den gerekli yardımı görmüyoruz”. Ama şunu unutmamak gerekiyor ki, Ömer Güney Türkiye’ye gidip geliyordu ancak asıl olarak Avrupa’da yaşıyordu. Ömer Güney’in buradaki yaşamı konusunda isteseydi çok daha fazla bilgiye sahip olabilirdi. Hem de çok etkili bir şekilde. Ama Fransa bunu yapma yerine, daha başından itibaren cinayeti örgüt için hesaplaşma olarak göstermiştir. Bireysel yaklaştılar. Zanlıyla ilgili olarak çok ciddi bir araştırma yapmadılar. Pek çok bilgi ve belge bu nedenle kayboldu. Halbuki Fransa ve diğer Avrupa devletleri istedikleri zaman Kürt özgürlük hareketinin yöneticilerine yönelik düzmece dosyalar hazırlayarak yargılıyorlar. Peki Ömer Güney’le ilgili olarak aynı şeyi neden yapmıyorlar. Neden bütün ülkelerdeki ilişkilerini harekete geçirip hakikati ortaya çıkarmıyorlar.

Ancak bu ses kaydından sonra kaçınılmaz bir durum ortaya çıkmıştır. Fransa’nın bu konu üzerine gitmesi gerekiyor.

 

Ses kaydından anlaşılıyor ki MİT Paris’te üç Kürt kadının katledilmesinin arkasında. Ama aynı MİT, PKK lideri Abdullah Öcalan ile de doğrudan müzakereler yürütüyor. Ortaya çıkan bu somut bağlantı müzakere sürecini nasıl etkiler?

Şüphesiz ki müzakere sürecini yürüten önder Apo bütün bu gelişmeleri elbette değerlendirecek ve bir sonuca gidecektir. Biz de hareket olarak ona göre tutum alacağız.

 

YÜCEL ÖZDEMİR

 

Ömer Güney ile şahsen karşılaşmadım

 

Ömer Güney’in açık bir şekilde dile getirdiği hedef kişilerden birisi de sizsiniz. Paris derneğine gidip geldiğinizi söylüyor. Sizin kendisiyle doğrudan görüştüğünüz zamanlar oldu mu? Kendisini hatırlıyor musunuz?

Ben Ömer Güney’in yüzünü cinayetten sonra basına yansıyan resimlerde gördüm. Daha önce hiç bir yerde gördüğümü hatırlamıyorum, tanımıyorum da. Bulunduğum yerde, her hangi bir toplantıda, gecede, aynı ortamda bulunmuşsa bile kendisini tanımadığım için yüz ifadesi hatırımda yok.

 

Hedef gösterdiği diğer kişiler ise kendisini tanıyor olması gerekir?

Onlar hepsi aynı alanda görev yapıyordu. Bu nedenle birbirilerini tanıyorlardı.

 

Bir numara olarak hedef seçtiği Nedim Sever, Ömer Güney’i tanıyor muydu?

Evet. O da o süreçte orada. Hewal Soro da, Şiyar da Abram diye isimlendirdiği kişi de o dönem orada görev yapıyordu.

 

Abram mı Ablam mı konusunda bir belirsizlik var. Sizin görüşünüz nedir?

Ses kaydında Abram diyor. Asıl adı İbrahim olup da yerel düzeyde Abram diye ifade edilen birisi. Ancak ön yazıyı yazanlar bunu Ablam olarak varsayıp yazmışlar. Konuşmalarda açık bir şekilde Sakine Cansız’ın ismi geçmiyor. Fakat daha sonra cinayet işlendiği için, bu ön yazıları “ilgili yakınıyım” diyen kişi düzenlemiş.