Rote Flora: Her açıdan alternatif bir merkez

rote flora

Almanya’da son haftalarda tartışmaların merkezinde olan Rote Flora Kültür Merkezi temsilcisi Andreas Blechschmidt gelişmelerle ilgili olarak Yeni Hayat’ın sorularını yanıtladı.

Rote Flora işgali nasıl başladı?

1989’da binayı işgal ettiğimizde Altona Belediyesi’yle altı haftalık bir sözleşme imzalamıştık. Eski Flora Tiyatrosu’nu alternatif kültür merkezi haline getirmek için altı hafta burayı kullanacak, daha sonra belediye bizim de katılacağımız bir ihaleyle Flora’nın yeni sahibi belirlenecekti. Biz istediğimizin sadece Flora’ya sahip olmak olmadığını, alternatif bir kültür ve politik konseptimiz olduğunu göstermek için binayı işgal ettik. Bu sırada Doğu Almanya’daki gelişmeler, duvarın yıkılması imdadımıza yetişti. Hamburg’un bizim işgalimizle uğraşacak hali yoktu. Ne zaman ki ortalık biraz duruldu ve Hamburg İçişleri Senatörlüğü’nün aklına biz geldik, ama iş işten geçmişti. Artık işgal ettiğimiz binanın hakkı üzerimize geçmişti.

Her şeyi biz otonom olarak düzenliyoruz. Neredeyse 25 yıldır kültürel ve semte yönelik çalışmalar yapılıyor. Sadece semtte değil, Hamburg’daki genel politikaya da meşru bir alternatif olarak, somut önerileriyle müdahale ederek varlığımızı sürdürüyoruz. Bina 2001 yılında özel yatırımcı Kretschmann’a satıldı. Belediye binayı satarak sesimizi kısabileceğini, muhalefetimizi susturabileceğini sandı.

 

Belediyenin 2001 yılında Rote Flora’yı satması neyi değiştirdi?

Aslında belediye, alternatif politika ve kültür üreten Rote Flora’yı kabullenmişti. Şu an da belediyeden hiç kimse Rote Flora’yı boşaltın demiyor. Hatta yıllar önce Rote Flora’nın boşaltılmasından yana olan politikacılar şimdi buranın olduğu gibi muhafaza edilmesinden söz ediyorlar. Kretschmann ise burayı kâr getirecek bir bina haline getirmek istiyor, bunun olamayacağını anladığından şimdi belediyeyi yüksek bir meblağ ödeyerek binayı geri almaya zorlamaya çalışıyor. Rote Flora’nın uzun yıllardan beri süren çalışmaları, semtte ve şehirde bizim izlediğimiz politikayı doğru bulmayanlar da dahil kabullenişin oluşu, hatta Almanya çapında desteğin büyüklüğü belediyenin boşaltma işine girişmesini engelliyor. Yeni ve büyük bir çatışmayı göze almıyor, ama özel bir firma aşırı kâr amacı güttüğünden işgalin sona erdirilmesinden çıkarı olabiliyor.

 

21 Aralıkta ne oldu?

21 Aralık’ta burada üç ağırlıklı konuyla ilgili büyük bir eylem vardı. Birinci konu doğal olarak Flora’nın muhafaza edilmesiydi. İkinci konu Hamburg’da aylardan beri mücadele eden Lampedusa mültecilerine bir yıllık oturma hakkı verilmesi, üçüncü konu ise St Pauli’nin güneyindeki Esso evlerinin korunması idi. Özellikle üçüncü konu Hamburg’ta sürdürülen politikanın görülmesi açısından önemliydi. Hamburg’ta resmi olarak halkın değil zenginlerin çıkarlarını öne alan bir politika var.Özelleştirmeyle  bir yandan yatırımcılar Hamburg’a çekilmeye, diğer yandan da şehir yüksek gelirliler, vergi mükellefleri vb. açısından cazip hale getirilmeye çalışılıyor. Kamu mallarının özelleştirilmesi hedefli bu gelişme Schanzen ve Güney St.Pauli semtlerinde oturanların durumlarının kötüleşmesine yol açıyor. Eylemin amacı Avrupa’nın, Almanya’nın her yerinde var olan bir soruna dikkat çekmekti. Zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun giderek derinleşmesine karşı, politikanın kimin için yapıldığına dikkat çekmek için haklarımızı dayatmak, hayatın her alanında şans eşitliğini sağlamak için yapılan bir eylemdi.  Biz bunu 21 Aralık’ta maalesef yapma olanağına sahip olamadık. Eylem için 10 bin’in üzerinde insan toplanmış olmasına rağmen 3 bin polis yığılarak eylem dağıtıldı, terör estirildi. Bu da politikanın kimin çıkarları için yapıldığını bize göstermiş oldu. Polisi provokasyonları, medyanın abartması, yalan haberler sonucu halka gözdağı vermek için belli bölgeleri tehlikeli ilan ettiler. Herkes kontrol edildi, evler basıldı. Tehlikeli, saldırgan otonomlardan, teröristlerden söz etmelerine rağmen Rote Flora’ya verilen destek azalmadı.