‚Kulübelere barış, saraylara savaş!‘

Semra Çelik

Almanya’nın siyaset ve edebiyat tarihinde iz bırakan isimlerden Georg Büchner’in 200. yılı vesilesiyle başta doğum yeri Darmstadt olmak üzere ülke genelinde birçok etkinlik yapılıyor.

Büchner tiyatro eserleriyle tanınan, bir düşünür, doktor ve yazar. 1813 yılında Darmstadt yakınlarındaki Goddelau’da doğdu. Giessen ve Strasburg’ta fen ve tıp öğrenimi gördü. Özellikle Strasburg’taki öğrenimi sırasında 1789 Fransız Devrimi’nin radikal düşünceleriyle karşı karşıya kaldı. Aynı zamanda ütopik sosyalistlerden Saint Simon onun toplumsal sınıflar ve sınıflar arasındaki uzlaşmazlık konusunda fikirlerle uğraşmasını sağladı. Fransız filozoflarından  Babaeuf’un eserlerini de bu dönemde okudu…

Giessen’e geri döndükten sonra doktorluk yapması gerekirken toplumsal sorunlarla ilgilenmeye ve bu konuda pratik adımlar atmaya başladı. Fransa’da gördüğü İnsan hakları Cemiyeti’nin Almanya seksiyonunu Darmstadt’ta kurdu. Bir gizli örgüt gibi çalışması gereken cemiyetin hedeflerini açıkladığı yazıda; ‚ Dünyayı ilerletecek güç yoksullarla zenginler arasındaki çelişki ve çatışmadır.‘ dedikten sonra yoksullara yönelik olarak; ‚Sizin elleriniz nasırlı ve güçlü, onların elleri pamuk gibi. Siz çalışıyorsunuz, onlar hiçbir şey yapmıyor. Siz ürettiniz, onlar çaldılar. Çaldıklarından birazını bile geri almak isteseniz dilenmek ya da fuhuş yapmak zorundasınız. Kısacası onlar haydutlar ve ölümü hak etmişlerdir.‘ diye devam etmekteydi. Bu sözleri daha sonra yazdığı tiyatro eseri Danton’un Ölümü’nde de kullandı.

İnsan Hakları Cemiyeti için 1834’te yazdığı Hessische Landboten broşüründe özgürlük ve adalet kavramlarının açıklaması yanında yoksul köylülere feodal beylerin yol açtığı yüksek vergiler ve yoksullukla ilgili bir manifesto da yayınladı. ‚Onların sayısı 10 bin bile değil ama siz en az 700 binsiniz diye başladığı manifestoda adaletsizliğe karşı ve özgürlük için kitlesel halk ayaklanmaları ve devrimden söz etmekteydi. Büchner’in yaşadığı dönemde Almanya’da gelişmiş bir sanayi proleteryası olmadığından devrimin yükünü topraksız, yoksul köylülere yüklemişti. Ancak ‚mücadele sadece feodalizmle sınırlı kalmamalı halkı ezen kapitalistlere karşı da‘ verilmeliydi.

 

İNSANI BİÇİMLENDİREN TOPLUMSAL KOŞULLARDIR

Ne yazık ki ajan bir üye İnsan Hakları Cemiyeti’ni polise bildirdi. Büchner ve eşi-yoldaşı tutuklandılar. Büchner son anda Strasburg’a kaçmayı başardıysa da eşi bir yıl sonra işkence ve insanlık dışı hapishane koşullarına dayanamayarak intihar etti. Büchner Zürich’e yerleşti ve orada hem fen bilimleri dalında doktora çalışmasını tamamladı hem de materyalist düşünceleri içeren tiyatro eserlerini yayınladı.

Eserlerinde egemen olan düşünce insanın toplumsal koşulların ürünü olduğu ve toplumsal koşulları da kendi gücüne güvenerek değiştirebileceğiydi. Danton’un Ölümü ve Voyzeck adlı eserlerinde toplumsal ilişkilerin insanı nasıl biçimlendirdiğini kendi yaşadığı, duyduğu, gördüğü olaylardan yola çıkarak anlatmaktaydı. Örneğin Danton’un Ölümü’nün kahramanları burjuvaziyle anlaşma yolunu seçen Danton ve halk devrimini seçen Robespiyer. Oyunun başında Danton’un ölüm kararı çıkıyor ama Robespiyer’in başarısız olacağı da ortada… Voyzeck’te ise sürekli olarak üstleri tarafından aşağılanan, sevgilisi tarafından aldatılan bir er anlatılıyor.  Sevgilisini bir üstüyle yakaladıktan sonra tüm cesaretini toplayarak onu öldüren Voyzeck, sonunda intihar ediyor…Yine Türkçe’ye çevrilen oyunlarından Leonce ve Lena’da feodal beylerin asalak yaşamlarını anlatmaktaydı…

Büchner’e göre içinde yaşanılan koşullar değişebilirdi, değiştirilebilirdi. Tek koşul ezilenlerin güçlerinin farkında olmaları ve ‘Kulübeler Barış- Saraylara Savaş!‘ şiarıyla elele mücadele etmeleriydi… Büchner’in eserleri 19. Yüzyıl’da gözlerden kaybedildi. 20. Yüzyıl’da ise hemen hemen dünyanın her diline çevrilerek mücadeleden yana olanların elinde sahnelendi.

Büchner 19 Şubat 1837’de daha 24 yaşındayken tifüsten öldü ama eserleriyle yaşıyor…