Rosa ve Karl katledilişinin 95. yılında anıldı

 Sinan Balta

 

95 yıl önce, 15 Ocak 1919’da Berlin’de katledilen devrimci önderler Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, önceki gün onbinlerce kişinin katıldığı bir yürüyüşle anıldı.

Almanya ve Avrupa’nın diğer kentlerinden katılımın olduğu gösterinin ardından Sosyalistler Mezarlığı’nda binlerce çiçek bırakıldı. Anmaya Sol Parti eşbaşkanları Bernd Riexinger ve Katja Kipping de katılarak çelenk bıraktılar.

Her yıl olduğu gibi sabah saat 10.00’dan itibaren Frankfurter Tor’da bir araya gelen 15 bin kişi, savaşa ve sömürüye karşı pankart ve dövizler taşıyarak mezarlığa doğru yürüyüşe geçti. Sol Parti, DKP, MLPD, DİDF başta olmak üzere çok sayıda savaş karşıtı örgüt ve kurumun bayrak ve flamalarının taşındığı yürüyüş sırasında askeri müdahalelere, savaşlara karşı mesajlar verildi.

Bu yıl 100. yılı olan Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman sermayesinin savaş politikalarına karşı çıkan Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, bu nedenle SPD’den ayrılarak yeni bir grup kurmuş, SPD ise Alman sermayesinin çıkarlarını savunarak savaşa destek vermişti. Bu tutum, Almanya’daki devrimci harekette önemli bir kırılmaya yol açmıştı.

 

EMPERYALİST SAVAŞA KARŞI MANİFESTO

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Rosa Luxemburg konferansı bu yıl da Junge Welt gazetesinin organizesiyle „Emperyalist savaşlara karşı manifesto“ başlığı altında Cumartesi günü Berlin’de An Der Urania Salonu’nda bir konferans gerçekleştirildi.

Konferansa Kanada,Yugoslavya, Danimarka, Brezilya, Güney Afrika, Amerika, İspanya’dan konuşmacılar katıldılar. Konferansta, emperyalist savaşlar, NATO ve gençlik hareketi, mülteciler sorunu, Birinci Paylaşım Savaşı’nın ardından yüzüncü yılında emperyalist savaşlar ve politikalar (1914-2014), savaşta medyanın rolü gibi konular ele alındı. Konferansı gün boyunca iki bin kişi izledi.
Konferansın ilk bölümünde mülteciler sorunu ele alındı. 1,5 yılı aşkın süredir Berlin Oranienplatz’da mültecilerin Almanya’daki mülteci politikasını protesto etmek maksadıyla kurdukları çadırlardaki yaşamları, zorlukları, yaptıkları onlarca eylem ve etkinlikle mülteci politikası ve yasalardaki iyileştirilme istemlerine dikkat çekildi. Yeşiller ve SPD’nin Berlin eylaet milletvekilleri iltica hakkının bir insan hakkı olduğunu ve bunun önündeki engellerin kaldırılması için ilticacıların yanında olacaklarını dile getirdiler. Almanya’ya sığınma başvuruları kabul görmeyen çeşitli uluslarlardan ilticacıların ortak söylemi ise, ‘mülteci sorununu çözmek istiyorlarsa sorunu dünyadaki savaşlar ve kapitalist sistemin bitmek bilmeyen sömürüsünde aramak gerekir’ oldu.
Konferansa geçtiğimiz ay yaşamını yitiren Güney Afrika’nın özgürlük mücadelesinde önemli yeri olan Nelson Mandela’nın ‘kardeşim’ dediği yoldaşı Denis Goldberg de „Afrika Ulusal Konseyi (ANC)“ adına olarak katıldı. Aynı zamanda Komünist Parti kurucusu da olan Goldberg, çağın tahlilini yapan Lenin`in tahlilinde hiç bir şaşma olmadan doğruluğunu koruduğunu, emperyalist savaşlara karşı olmayı söylem olmaktan çıkartıp anti emperyalist mücadeleyle dünyanın her yanında ortak pratik mücadeleye dönüştürüp kapitalizme karşı halkların devrim ve kurtuluş mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özgürlük mücadelesinde 22 yıl hapis yatan Goldberg, Afrika’nın 1870’li yıllarda emperyalistler tarafından sessiz sedasız parsellenerek paylaşıldığını, emperyalistlerin dünyanın her yanında kendi gelecekleri için aynı parsellemeleri sürdürdüklerini ifade etti.
Konferansa ilk defa katılan Kanadalı Profösör Michel Chossudovsk de yaptığı konuşmada, emperyalist savaş ve işgalin hedefli bir şekilde geliştirildiğini Kamboçya ve Vietnam örneklerini de vererek hesapların bazen yanılgıyla da sonuçlandığını, diğer taraftan emperyalistlerin dünyanın bir çok bölgesinde kukla rejimler kurarak onların üzerinden yayılmacı emelleri ve sömürülerini sürdürdüğünü ifade ederek Ortadoğu’nun onlarca yıldır kan gölüne çevrilmesinde emperyalistlerin bitmek tükenmek bilmeyen hırslarının belirleyici olduğuna dikkat çekti.

Eski Yugoslavya Dışişleri Bakanı Zivadin Jovanovic de konuşmasında, 20. yüzyılda Yugoslavya’nın 3 defa savaşla karşı karşıya kaldığını belirterek en son NATO saldırısı dahil savaşların asıl nedeninin emperyalist saldırganlık olduğunu söyledi. ‘Emperyalist yayılmacılık ve onun askeri gücü NATO, „Barış ve Özgürlük“ adına Yugoslavya’da olduğu gibi, Afganistan, Irak, Libya’da da ölüm ve kan kusuyorlar. Bağımsızlığını kazanan Sırp halkının yüzde 75`i NATO ve NATO üyeliğinin karşısındadır’ dedi.
Konferansın kültürel bölümünde aralarında Grup Yorum’unda bulunduğu farklı ülkelerden müzik grupları konserler verdiler.