Demografik değişim neyi gösteriyor?

01nufus

Türkiye’den Almanya’ya göçün üzerinden yarım asır geçerken, bu ülkede yaşayan Türkiye kökenli nüfusun özelliklerinde önemli değişiklikler oldu. Göçün ilk yıllarında Türkiye doğumlu olanlar fazla iken zamanla Almanya doğumlu olanlar önemli oranda arttı. Federal İstatistik Dairesi’nin yayınladığı “Mikrozensus 2012”deki rakamlar önümüzdeki yıllarda demografik yapının nasıl şekilleneceğine de ışık tutuyor.

 

Federal İstatistik Dairesi tarafından her yıl yayınlanan “Mikrozensus” raporunun 2012 yıllığında, “göçmen kökenli”ler için şu tanımlama yapılıyor: “1949’dan sonra bugünkü Federal Almanya topraklarına göç eden, Almanya’da doğan yabancılar ve Almanya’da doğup da ebeveynlerinden birisi Almanya’ya göç etmiş ya da yabancı olan kişilere…” (sayfa 6)

Tarif böyle olunca sayılar da buna uygun tasnif edilmiş doğal olarak. Daha önce resmi istatistiklerde ülkedeki nüfus “Alman” ve “Yabancılar” diye ikiye ayrılıp hesaplandığı için, hukuksal olarak “yabancı” değil Alman vatandaşı olanlar bu kategoride “Alman” olarak kaydediliyordu. Ancak, “Mikrozensus” raporlarının yayınlanmasıyla birlikte, “göçmen kökenliler” kategorisi açıldı ve yukarıdaki tarif içinde girenler de ayrı olarak kaydedilmeye başlandı. Hal böyle olunca da, ülkedeki etnik gruplar hakkında daha ayrıntılı bilgiye sahip olmak mümkün olabiliyor.

Nüfus yapısındaki değişim konusunda en güncel rapor olan “Mikrozensus 2012”ye göre, 2011’de Almanya’da toplam 16,3 milyon göçmen kökenli insan yaşıyor. Bu rakam bir önceki yıla göre 381 bin kadar bir artışı ifade ediyor. Ülkenin toplam nüfusu ise 81 milyon 913 olarak kaydedilmiş. Buna göre 2011’de toplam nüfus içerisinde yüzde 19.5 olan göçmen kökenlilerin oranı az bir artışla yüzde 20’ye çıkmış.

Göçmen kökenlilerin 7.4 milyonu (yüzde 9) “yabancı” statüsünde iken, diğerleri Alman vatandaşı. Keza 10.9 milyon göçmenin kendi göç hikayesi var. Yani başka bir ülkede doğduktan sonra Almanya’ya göç etmiş.

Bu da demektir ki, Almanya’da yaşayan her dört kişiden birisi göçmen kökenli.

Göçmenlerin yaş piramidine baktığımızda, Alman vatandaşı olmayan “yabancı” statüsündeki göçmenlerin yaş ortalaması daha çok 30-50 arasında yoğunlaşıyor. 0-20 yaş grubundakilerin sayısı ise oldukça az. Ama Alman vatandaşı olan göçmenler arasında asıl yoğunluk kendisini 0-20 yaş grubu arasında gösteriyor. Ve yaş artıkça genel nüfus içindeki oranı da azalıyor.

Göçmen kökenli nüfusun yaş ortalaması 35,5 iken Alman nüfusun yaş ortalaması ise yüzde 46,4.

 

TÜRKİYE KÖKENLİLERDE DEMOGRAFİK DEĞİŞİM

Göçmenler arasında en büyük grubu oluşturan Türkiye kökenliler, göçmen nüfusun yüzde 18’ini oluşturuyor. Yani, yaklaşık olarak her beş göçmenden birisi Türkiye kökenli. Türkiye kökenlileri yüzde 9 ile Polonya kökenliler, yüzde 7.4 ile Rusya Federasyonu’ndan gelenler izliyor.

Bizim için elbette önemli olan bu nüfus dağılımı içerisinde Türkiye kökenli göçmenlerin demografik değişiminin hangi aşamaya geldiğidir. 1961’de başlayan göç, 2011’e gelindiğinde, başka bir değişle yarım yüz yıl geçtiğinde üç nesilden insanlar geriye bıraktı.

Bilimsel analizlerde, ilk kuşak işçiler birinci kuşağı, Türkiye ya da Almanya’da doğanlar ikinci kuşağı, Almanya’da doğan torunları da üçüncü kuşağı temsil ediyor. Bugün, Mikrozensus’a göre Almanya’da 2 milyon 998 bin Türkiye kökenli göçmen yaşıyor.

Bunlar yaş gruplarına göre sınıflandırıldığında şöyle bir tablo karşımıza çıkıyor: 5 yaşından küçük olanlar 211 bin, 5-10  arası 240 bin, 10-20 arası 432 bin, 20-25 arası 248 bin, 25-35 arasında olanlar 450 bin, 35-45 bin arasında olanlar 548 bin, 45-55 arasında olanlar 368 bin, 55-65 arasında olanlar 199 bin, 65-75 arasında olanlar 167, 75-85 arasında olanlar 33 bin.

1961’de Almanya’ya başlayan göçün ilk yıllarında bu ülkeye evli olarak gitmek ya da burada evlenerek çocuk yapmak oldukça sınırlı bir durumdu. 1973’te Almanya’nın işçi alımını durdurması, aile birleşiminin önünün açılmasıyla birlikte bu ülkede doğumlar artmaya başladı. Mikrozensus’un verilerine göre, 1936-96 yılları arasında doğan kadınlar ve çocukları hakkında tutulan rakamlara göre, bu tarihler arasında doğan 1 milyon 65 bin Türkiye kökenli kadın bulunuyor. Bu kadınların dünyaya getirdiği toplam çocuk sayısı 976 bin.

Bunlar da kendi içinde tasnif edildiğinde, 1937-57 doğumlu olanlardan 157 bin, 1958-77 doğumlu olanlardan 385 bin, 1978-96 doğumlu olanlardan 435 bin çocuk dünyaya gelmiş. Bu yaş grupları arasında “3 ve daha fazla” olan çocuk doğuranların sayısı giderek azalıyor. Örneğin 1937-57 doğumlu olanların 106 bini “üç ve daha fazla” çocuk doğururken, 1978-96 doğumlu olanların sadece 29 bini “üç ve daha fazla” çocuk dünyaya getirmiş. Bu grupta olanların 288 bini ise doğum yapmamış. Bu kıyaslama, Türkiye kökenli kadınlar arasında fazla çocuk doğuranların sayısının önemli bir şekilde azaldığını gösteriyor.

Bütün bu rakamların ortaya koyduğu başka bir önemli gerçek de yaş ortalaması. Mikrozensus’un hesaplarına göre Türkiye kökenli göçmenlerin yaş ortalaması 32. Bu da Türkiye kökenli göçmenlerin diğer göçmen gruplarına göre daha genç olduğunu gösteriyor. Örneğin AB üyesi ülkelerden gelenlerin yaş ortalaması 39.1.

 

VATANDAŞLIK DURUMU

2 milyon 998 Türkiye kökenlinin 1 milyon 490 bini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 1 milyon 325 bini ise Alman vatandaşı. Bu da yaklaşık olarak her iki Türkiye kökenliden birisinin Alman vatandaşı olduğu anlamına geliyor. 183 bin Türkiye kökenli de çifte vatandaş. Bu bütün Türkiye kökenlilerin yüzde 6.1’ini oluşturuyor.

 

GELECEK HESAPLARI

Nüfus yapısındaki değişiklikleri içeren rakamlar aynı zamanda gelecek yıllara ilişkin önemli ipuçları da içeriyor. Almanya’ya göç ettiklerinde büyük bir bölümü henüz 20-30 yaşları arasında olan ilk kuşak işçilerin hayatta kalanları şimdi 70-80 yaşında. Dolayısıyla aktif çalışma hayatında olan birinci kuşak işçiler neredeyse tükenmek üzere. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde asıl belirleyici olan kuşağın 0-25 yaşları arasındaki kuşak olacağı anlaşılıyor. Bu yaş grubunda olanların toplam sayısı 1 milyon 161 bin.

Özetle belirtmek gerekirse, göçün üzerinden geçen yarım asırlık zaman doğum yeri, vatandaşlık gibi konularda önemli değişimlere yol açsa da sosyal konum açısından yaşanan değişimin bu denli çarpıcı olmadığı gözleniyor.

Mikrozensus 2012’ye göre Almanya’da sigortalı çalışan 427 bin Türkiye kökenli emekçi var. Bunların 47 bini haftada 10 saatin altında, 127 bini 10-21 saat arasında, 51 bini 21-32 saat arasında, 22 bini 32-36 saat arasında, 56 bini 36-40 saat arasında, 108 bini 40-45, 16 bini 45 saatten fazla bir işte çalışıyor.

Araştırmaya göre Türkiye kökenlilerin 130 bini cumartesi, 52 bini pazar ve tatil günlerinde çalışırken 58 bini de vardiya sistemiyle çalışıyor.

 

 

YÜCEL ÖZDEMİR

 

GÖÇMENLERE DAİR BİR KAÇ VERİ

 

–         Göçmenlerin yaş ortalaması 35.5, Almanların 46.4

–         Göçmenlerde erkeklerin oranı yüzde 50.4, Almanlarda ise yüzde 48.8.

–         Göçmenlerin 15.7 milyonu eski Federal Almanya Cumhuriyeti sınırları içinde yaşıyor.

–         Ülkedeki 0-5 yaş grubunda göçmen çocukların oranı yüzde 35.4’ü oluşturuyor.

–         10.9 milyon göçmen ortalama olarak 22.2 yıldır Almanya’da yaşıyor.

–         Halen yabancı statüsünde olan göçmen ise ortalama 19.8 yıldır Almanya’da.

–         Daha önce başka bir ülkenin vatandaşı olan 2.3 milyon göçmen Alman vatandaşı olmuş. (Bu rakamın içinde eski SSCB topraklarından gelen Alman kökenliler dahil değil)

–         Göçmen hanelerin ortalama nüfusu 2.4, Alman hanelerin ortalama nüfusu 2.

–         Almanların yüzde 21.8’i tek başına yaşarken bu oran göçmenlerde yüzde 13.3.

–         Göçmenlerin yüzde 13.9’unun okul diploması yok iken, yüzde 40.1’inin kalifiye mesleği bulunmuyor.

–         25-65 yaşları arasında olan göçmenler arasında işsizlik oranı Almanlar arasındaki işsizliğin iki katı. Bu yaş grubunda olan göçmenler arasında işsizlik yüzde 8.6, Almanlar arasında yüzde 4.5.

–         Göçmenlerin yüzde 11.3’ü mini işlerde çalışırken bu oran Almanlarda yüzde 6.7.

–         Göçmenler arasında işçi oranı yüzde 34.8, Almanlar arasında yüzde 19.