HSYK operasyonu

Hükümet HSYK’ye operasyon yapıyor. Başbakan Erdoğan’ın ‘HSYK’de yanlış yapmışız’ sözleri ile düğmeye basıldı. 12 Eylül 2010 Referandumu ile HSYK’yi ulusalcılardan almışlar, AKP Hükümeti yanlısı bir duruma getirmişlerdi. Daha doğrusu böyle yaptıklarını sanmışlardı. O zaman, Cemaate yakın hakim ve savcıları da kendilerinden sanıyorlardı. Son gelişmelerden sonra ise HSYK’de Cemaat yanlısı güçlerin AKP yanlısı güçlerden daha fazla ve etkin olduğunu anladılar. O zaman HSYK’ye bir çeki düzen vermek gerekiyordu.

Önce Anayasa değişikliği düşünüldü. Meclisteki diğer partilerden de destek alırsak Anayasa değişikliği yaparız dediler. Anayasa değişikliği için ellerinde hazır bir değişiklik tasarısı da vardı. Bu tasarı 12 Eylül 2010 Referandumu ile yapılan değişiklik öncesi gündeme getirilmişti. Şimdiki düzenlemeden daha iyi olduğu da söylenebilir. Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu olarak iki ayrı kurul oluşturuluyor ve bu kurullara seçilecek hakimleri ağırlıklı olarak nitelikli oyla Meclis seçiyordu. Bu değişiklik şimdiki HSYK’ye göre daha iyi idi ama AKP’nin acil çözmesi gereken soruna cevap vermiyordu.
HSYK’yi en kısa sürede AKP’ye uygun çalışacak şekilde değiştirme isteği AKP’nin birden çark etmesini getirdi. Anayasa değişikliği hem zaman alacak, hem muhalefet partileriyle uzlaşma aranacak ve taslak ile getirilen değişiklikle HSYK ya da HYK ve SYK Hükümetin istediği gibi Hükümete bağlı olmayacaktı.
Bunun yerine HSYK Kanunu’nda değişikliğe gitmeyi tercih ettiler. Meclise sunulan tasarıya göre HSYK üyelerinin seçim yöntemleri, sayısı vs. değiştirilmiyor. Zaten Anayasa değişikliği olmadan bunların değiştirilmesi de mümkün değil. Mevcut üyelerin yerleri ve görevlerinin Adalet Bakanı tarafından değiştirilmesi düzenleniyor.
AKP’nin Meclise getirdiği yasa tasarısı bir korsan yasa olarak tanımlanabilir.
Neden korsan yasa?
Çünkü, Meclise sunulan tasarı Anayasaya açıkça aykırı. HSYK, kanun dışında Anayasa ile de tarif edilmiş. Adalet Bakanının işlevinin ve görevlerinin değiştirilmesi, dairelerdeki hakim  sayısının değiştirilmesi, idari görevlerin kimin tarafından verileceği konusunun değiştirilmesi, kısacası tasarı ile değiştirilmek istenen şeyler ancak Anayasa değişikliği ile mümkün olur.
AKP’nin planı şudur. Mümkün olan en hızlı bir biçimde AKP’lilerin oyları ile tasarı yasa haline getirilecek. Yasa Resmi Gazete’de yayınlanınca Adalet Bakanı HSYK’deki Cemaat yanlılarını etkisiz görevlere getirecek ve Hükümetin dümen suyunda hareket edecek bir yapı oluşturacak.
Bu arada muhalefet partileri yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine gidecek. Anayasa Mahkemesi yasayı iptal edecek ama bu arada HSYK düzenlenmiş olacak.
İşte bu niyet nedeniyle, Anayasaya aykırı olduğu biline biline bir yasa değişikliğini Meclise getirmedeki kötü niyet nedeniyle tasarıya korsan yasa girişimi denebilir.
AKP’nin HSYK operasyonunu sadece Cumhurbaşkanı durdurabilir. Meclisten AKP’li milletvekillerinin oyu ile geçen yasayı veto eder. Bu durumda da Gül AKP tabanı ile karşı karşıya kalır. AKP, bu yasa ile Gül’ü bir seçime zorlamaktadır. Gül’e ya AKP’den (dolayısıyla Erdoğan’dan) yanasın ya karşı taraftasın. Safını belirle. Tarafsız, hakem rolünü bırak demektedir. AKP, bu operasyonla aslında Gül’ü de itibarsızlaştırmayı amaçlamaktadır. Cumhurbaşkanı Gül, yasayı veto ederse AKP tabanında destek yitirecek, yasayı veto etmez ise açıkça Anayasaya aykırı böyle bir girişimi önlemediği için güvenirliğini ve prestijini yitirecektir. Bir taşla iki kuş.
AKP 17 Aralık’tan bu yana sürekli Anayasa suçu işlemektedir. AKP’nin tutumu “ya herro ya merro” tutumudur. Belki de bunun için “İstiklal Savaşı” yaptıklarını ilan etmiştir Başbakan. Çünkü, Hükümetten düştüklerinde Yüce Divana gideceklerinden korkmaktadırlar. Korkmakta da haklıdırlar.

Kamil Tekin SÜREK