İstemeden entegrasyon elçisi oldum

Hatice_Akyün

Hatice Akyün, Tagesspiegel gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor. Romanları ile de tanınıyor. Akyün son olarak “Seni Öpüyorum Kısmet” adlı romanını yayınladı. “Acı Soslu Hans” adlı ilk romanı da filme çekildi. Şubat ayında sinemalarda gösterime girecek filmi ve son romanı üzerine görüşlerini aldığımız Hatice Akyün, sorularımızı yanıtladı.

Kitaplarınız en fazla satan kitaplar arasında yer alıyor. Kimler satın alıyor bir bilginiz var mı?

Hem Türkiye kökenliler hem de Almanlar. Türkiyeliler arasında gençler, Almanlar arasında ise yaşlılar çoğunlukta. Türkiyeli gençlerle karşılaştığımda, ‚Hatice Abla, aynı benim hayatımı yazmışsın.‘ diyorlar. Alman yaşlılarsa, ‚Bizim için bir eğitim, kültür gezisiydi. Bunları bilmiyorduk. Yemekleri, adetleri öğrendik.‘ diye tepkilerini gösteriyorlar.

Entegrasyon elçisi gibisiniz yani…

Öyle olmak istememe rağmen öyleyim maalesef. Ben burada büyüdüm. Duisburgluyum. Entegrasyon tartışmaları ile, özellikle de Sarrazin’in kitaplarıyla biraz da kızarak, ‚Ben neyim?‘ diye aramaya başladım. Geçen yılımı Türkiye’de geçirmeye karar verdim. İstanbul’a gittim ama ben Kütahyalı’yım. Kütahya’nın Akpınar köyündenim. Oraya gittim. Akrabalarımla tanıştım. Şimdi bana ’nerelisin?‘ dediklerinde Akpınar köyündenim diyorum. Genelde hem Türkiyeli hem Alman’ım.  Bu bana hem yazma konusunda hem de yaşam konusunda zenginlik kazandırıyor.  Gezi olaylarında sanki oradaydım. Herşeyi olabildiğince izlemeye, tepki vermeye çalıştım. Oradaki politik gelişmelerin de beni çok ilgilendirdiğini gördüm. Burası için ilgilendirdi demiyorum, burada yaşadığım için kendi hayatımla ilgili her konuda birşey söylemek istiyorum…

Kitaplarınıza gelelim. “Hans mit Scharfen Sose” (Acı soslu Hans) ve “Ali zum Dessert “( Tatlı olarak Ali) romanlarınız çok sattı. Hem Almanya’daki yaşama, Almanlar’a hem de buradaki Türkiyeliler’in yaşamına pencere olan, her iki tarafı da gülümseterek eleştiren romanlardı. Ortak özellikleri de Almanya’da geçmeleri ve isimlerinin yemekli oluşu. “Ich küss dich- Kısmet” ise Türkiye’de geçiyor.

Evet üç kitabım da yaşadıklarımı, fantazilerimi de katarak anlattığım kitaplar. Göç kökenli biri olduğunuzda anlatacak hikayeleriniz çoğalıyor. Zaman zaman her iki kültürün içinde, onların kaynaşmasının bir parçası olarak zaman zaman ise her ikisine de mesafe koyarak, ama sevimli, sevecen bir mesafe koyarak bakabiliyorsunuz. Ben bunu yaptım, sevildikleri için çok mutluyum. Kısmet romanım ise, yukarıda da belirttiğim gibi bir kimlik arayışı gibi. ‚Öff, yeter ya, bu kadar entegrasyon tartışması, bu kadar saçma sapan tartışma!‘ diyerek Türkiye’ye gitme çabası… Kısmet’i arama diyelim. Ama sonuç geriye dönüş, buralı olduğunu bir kez daha fark etme…

Hem gazetede köşeniz var yani gazetecisiniz hem de roman yazarı. Hangisi daha fazla keyif veriyor?

İkisi de… Köşemde toplumsal, politik gelişmeleri kendi üslubumla yazıyorum. Kısa ve düz yazılar. Romanlarımda ise uzun uzun, mizahı, fantazilerimi katarak yazıyorum. İkisinde de yaşayarak yazıyorum. Ben ‚masa başında ne yazayım‘ diye düşünerek yazabilen biri değilim. Berlin’de dolaşırken politik, toplumsal gelişmelerle ilgili birebir bir olay yaşıyorum ve bunu köşeme yansıtıyorum. Romanlarımda da hep yaşadıklarım var…

“Acı Soslu Hans” kitabınız filme çekildi. Eylül ayında Hamburg’da tanıtımı yapıldı. Neler hissettiniz?

Anlatamam, çok duygulandım. Kısa bir roman yazıyorsunuz ve bir gün karşınıza artık roman kahramanlarınızla bütünleşecek olan sanatçılarla, etli, kemikli çıkıyor. Sevinçten ağladım filmi gördüğümde… Beni, Hatice’yi İdil Üner, babamı Adnan Meral oynadı. Film  8 Mayıs’tan itibaren tüm sinemalarda gösterilecek. Kendi kitabımın filmi olduğu için değil, güzel, neşeli, keyif verici bir film olduğu için herkese tavsiye ederim.

 

Semra Çelik